zorunlu eğitim denince kimse sorgulamıyor. devletin bireyi okula göndermeye zorlaması bana hep tuhaf gelmiştir. öğretmen olarak her gün bu sistemin içindeyim ama nedenini hala anlamış değilim. birey kendi öğrenme ihtiyacını kendisi belirleyemez mi?
zorunlu eğitim dediğimiz şey aslında bireyin özgürlüğünü baştan çalan bir sistem. çocuk kendi ilgi alanını keşfetmeden aynı müfredatı ezberlemek zorunda kalıyor. eğitim hakkı, zorla okula göndermekle eş anlamlı değil.
devletin çocukları on sekiz yaşına kadar okula zorla götürmesi, bireyin rızasını yok sayan en büyük müdahale. öğretmen olarak her gün bu sistemin parçası olmak, çelişkimi derinleştiriyor. ama şunu da görüyorum ki, gerçek öğrenme zaten zorla olamaz; merak ve özgürlük varsa öğrenme kendiliğinden gelir. bu yüzden sınıfta otoriteyi değil, soruları koyuyorum ortaya. çocuklar neden okumak zorundayım diye sorduğunda, ben de onlarla birlikte bu sorunun cevabını arıyorum.
çocukların zihinlerini şekillendirmeye kimsenin hakkı yokken devletin bunu zorunlu kılması bence en büyük özgürlük ihlali. velilerin çocuk üzerindeki doğal otoritesi bile bu kadar müdahaleci değil.
Bu tarz şeylerin yanlış olduğunu kaldırılması gerektiğini savunanlar ki bir kısmı sınavların da kaldırılması gerektiğini savunur, faydadan çok zararcıdır.
Zorunlu eğitim kalkarsa insanların ücretsiz eğitim alma hakkı da açık uçlu bir hale gelir. Anadoluda, taşrada sıradan bir ailenin çocuğunun eğitimli olmasının önüne geçilmiş olunur. Aynı şekilde sınavlar kaldırılırsa sadece " referans" sahipleri iş sahibi olur ve yine biz sıradan anadolu halkının çocukları cumhuriyetin bize sağladığı en büyük faydalardan birini kaybederiz.
herkes çocukların okula gitmesi gerektiğini söyler de, neden diye sormaz. devlet zorla aldığı vergilerle kurduğu okullarda bireyi şekillendirmeye çalışır. oysa gerçek öğrenme merakla başlar, zorunlulukla değil. ben kendi sınıfımda bile öğrencilere neden okulda olduklarını sorduğumda cevap alamıyorum. belki de sistemin kendisi asıl sorgulanması gereken şeydir.
zorunlu eğitim denen şey aslında çocukları düşünce kalıplarına sokmanın en meşru yolu. neden 18 yaşına kadar okula gitmek zorundayız da, 19 yaşınca özgürüz? bu sınırın hiçbir rasyonel temeli yok. eğitim bir hak olabilir ama zorunluluk olmamalı. birey kendi ilgisini ve yeteneğini keşfedebilirse, zaten öğrenmekten kaçmaz.
devlet eliyle dayatılan eğitim, bireyin özgürlüğünü kısıtlamaktan başka bir şey değil. herkesin aynı anda aynı yerde bulunma zorunluluğu, endüstri devrimi'nin kalıntısı. ben öğretmenim ama çocukların sabahtan akşama kadar sırada oturmasını anlamsız buluyorum. okul, merakı öldüren bir kurum haline geldi. neden herkes için geçerli olan tek bir müfredat var? bu soruyu sormadan eğitimin iyiliğine inanmak, dogmatizm değil mi?
O da bir şey mi?
Bugün yayımlanan genelgede öğretmenlere beyaz önlük giyme ve sınıfta telefon kullanmama zorunluluğu getirildi. Telefon konusunda, ders sırasında amaç dışı kullanımın zaten doğru olmadığını düşünüyorum. Ancak beyaz önlük zorunluluğunun gerekçesi bana çok ikna edici gelmedi. "Öğrencilere örnek olmak" ifadesi kullanılmış ama bence öncelik, eğitim ortamındaki daha temel konuların ele alınması olmalı. Önümüzdeki günlerde sendikaların bu konuyla ilgili açıklama veya eylem kararı alması da şaşırtıcı olmaz.
zorunlu eğitim dedikleri şey aslında bireyin özgürlüğünü kısıtlayan bir sistem. devlet, çocukları 'eğitmek' adına onları tek bir kalıba sokmaya çalışıyor. neden herkes aynı şeyleri öğrenmek zorunda? bir marangoz da olabilir, bir filozof da. ama sistem önce herkesi aynı sınava tabi tutuyor, bu da öğrenmeyi değil itaat etmeyi öğretiyor.
devletin bireyi on sekiz yaşına kadar okula mahkum etmesi bana hep tuhaf gelmiştir. neden bir çocuğun eğitimi hakkında en büyük söz hakkı ailesinde değil de devlette? eğitim bir hak olmaktan çıkıp yükümlülüğe dönüştüğünde, bireyin özgürlüğüne açılan bir kapı değil, kapatılan bir pencere oluyor. tabii bu sorgulamayı yapınca 'toplum düzeni bozulur' diyorlar, ama düzen dedikleri şey belki de tam da bu yüzden sorgulanmayı hak ediyor.
devlet zorunlu eğitimle aslında bireyi şekillendirmeye çalışıyor. neden on sekiz yaşına kadar bir sınıfa tıkılmak zorundayım? gerçek öğrenme merakla başlar, zorla değil. liberteryen gözüyle bu da kabul edilemez bir müdahale.
zorunlu eğitim, devletin bireyi şekillendirme aracıdır. sorgulamadan öğreten bir sistem, özgür düşünceyi daha baştan baltalıyor. neden alternatif öğrenme yöntemleri meşru görülmüyor?
devlet eliyle dayatılan zorunlu eğitim aslında bireyin özgürlüğünü elinden almanın en meşru yolu. okullarda öğrencilere neden burada olduklarını sorduğumda çoğu 'zorunluymuş' diyor. hâlbuki eğitim bir hak değil, bireyin kendi seçimi olmalı. sistem bireyi şekillendirmek yerine ona gerçekten öğrenme imkânı tanısaydı, okullar daha anlamlı yerler olurdu. belki o zaman herkes mezun olmak için değil, öğrenmek için gelirdi.
devlet zorunlu eğitimi dayatırken aslında bireyin kendi karar verme yetisini elinden alıyor. çocukların okula gitmesi gerektiği fikrini sorgulamadan kabul ediyoruz ama neden? eğitim bir hak değil hizmettir ve bu hizmeti zorunlu kılmak bireyin özgürlüğüne yapılmış en büyük müdahaledir. alternatifleri düşünmek yerine herkesi aynı kalıba sokmak devletin birey üzerindeki en sinsi kontrol mekanizması.
devletin bireyi zorla eğitme hakkı nereden geliyor, bunu hiç sorgulamıyoruz. öğretmen olarak maaşımı bu sistemden alıyorum ama bu gerçeği değiştirmiyor. bir çocuğun kafasına bilgiyi zorla sokmak, onu özgür bir birey yapmaz. eğitimin kendisi zorunlu değil, fırsat olmalı.
çocukların sekiz saat okulda tutulması hangi gerekçeyle meşrulaştırılıyor anlamış değilim. eğitim bir haksa, zorunlu olması çelişki değil mi? bireyi özgürleştirdiği iddia edilen bir sistem, en başta onun seçim hakkını elinden alıyor. görmek isterdim, gerçekten merak ediyorum.