Keskin bir gözlem, duru bir dil ve gerçeğin en saf hali. Zeki Demirkubuz budur. Bu adam filmlerinde o saf gerçekliği öyle bir şiddetle yüzünüze vurur ki dehşete düşersiniz. (bkz: masumiyet) Hapishane yıllarında tanıştığı Dostoyevski kitaplarından çok etkilenmiştir ki bunu zaten Bekleme Odası 'nda da görüyoruz. Açık kapı mevzusuna gelince de; bunu da Dostoyeski'den etkilenip yaptığına dair rivayetler mevcuttur.
Kısacası; bu adam hep yaşasın, hep filmler yapsın ve biz de izleyelim.
doğallığını zekasıyla birleştirip türk sinemasının en iyi filmlerinden olan masumiyet ve kader'i çeken usta yönetmen.ayrıca popüler kültüre hizmet etmemesi de onu en sevdiğim yönetmenlerden yapmaktadır.
nasıl bir kafadasın sen adam?
nasıl hissediyorsun aşkını, tutkunu, acını, sevincini?
ömrümün sonuna dek bir yerde hissedebilecek miyim senin gibi ufacık da olsa bir şeyi?
kendisini hayli sevmeme son filmi yeraltıyı genel olarak başarılı bulmama rağmen yeraltı ısrarla şu malum klişe/ tipik reklam sloganını anımsatmıştır. neden bilmem hep aklıma o geliyor, atamadım o düşünceyi filmi izledikten sonra günler geçse bile.
serbest bir uyarlama yapalım o klişe reklama:
(bkz: kontrolsüz ego ego değildir)
egonun terbiye edilebilirliğe inanmaktayım henüz. günler aylar geçer birbirini kovalar inanmadığım zaman olursa buraya not düşerim.
edit: yeraltı mutlaka izlenmesi gereken bazı sahnelere sahip. rahatsız edici bir son film. kısmen başarılı da. fakat külliyatı açısından bir itiraf bir kader ve başyapıt masumiyet derdi, tasayı, insanın akıldışılığını betimlerken daha sakin sular derin akar hesabı ilerliyordu. daha naiflerdi. bu film de bir arıza var egosal bir savaş söz konusu. bir sinema yazarı bu ayki sayıda buna daha değişik yaklaşmış. 17 sene önceki naiflik ve 17 yıl sonraki sinir harbi diye. katılmamayı isterdim bir muharrem hüsnü kuruntusuyla. maalesef ki katılıyorum. doğruya doğru. kontrolsüz güç, güç değildir!
bir diğer edit: kesmeşeker şarkısını entryme alet etmek zorunda kaldım. anlatmak istediğimi net ifadeliyor çünkü.
yeraltı` filminde çok net olarak nuri bilge ceylan'a gönderme yapmasına rağmen, bunu sonradan yalanlayan yönetmen. zaten mevzuyu bilip de bunun bir gönderme olduğunu anlamamak imkansız, sanırım bu yüzden biraz tecahül-ü arif yapıyor. az önce uzak filminin kamera arkası görüntülerinde gördüm kendisini ve iyice kıllandım.