Sorsan tek çocuğum ama kalabalık kuzen ortamında uzaktan değil sanki yakından dayı, amca gibi hissediyorum bazen. Hele küçüklerin bir gülümsemesi tüm dertlerini unutturuyor.
Her hafta 4-5 kez arabayı alıyor. Bir kere sürtmüş, birkaç hafta almadı. Çizilsin bir şey olmaz dedim. Her seferinde koltuğu, aynayı, radyoyu bozup bırakıyor.
Kan sonuçlarını doktora gösterdim. Kolesterol ilaçları bir ay daha devam edecek, şeker için çarşamba karar verilecek. Geldim, bir baktım otoparkta bekliyor. Mesaj atmış görmedim. 400 lira harçlık verdim, arabayı aldı gitti. Bizim sofradaki yumurtadan, aldığımız arsaya kadar herşey kardeşimle ortak olduğu için, birlikte kullanıyoruz. Bir araba daha var da onu sevmiyor.
insan yeğeni olunca ne yapacağını şaşırıyormuşsjdj.
Sürekli onu mutlu etme odaklıyım. Hep stoklu bir sürprizim var en basitinden sakladığım minik bir oyuncak bazen bir atıştırmalık bazen sticker.. gibi gibi. Ama tabi bunu şımarıkça her istediğini alarak da yapmıyorum. Dışarıdaysak almak istediği tek bir şeyi alıyorum bu ev içinde bize geldiğinde ya da ben onlara giderken elim boş gitmemek içi yaptığım bir şey.
Geçenlerde pazara gittik daha karpuzun ilk çıktığı günler.
Ben çileği bile tam mevsiminde yemeyi doğru bulsam da artık onun yazı kışı hiç kalmadı neyse çocuk karpuz istiyor. Tadının iyi olmadığına eminim ve başka bir istediği meyveyi almışım zaten. Dedim nervio alma ve bu duyguyu da tanısın bilsin.
Almadım anlattım sebebini biraz üzüldü o üzülünce ben de üzüldüm ama sonuç olarak almadık ve bir süre sonra kabullendi almayacağımı.
Çocukların ağlamaması için susturmak her istediğini yapmak da iyi bir yöntem değilmiş. Yani bütün duyguları tanımalı ki hazırlıklı olsun. Pamuklar içinde büyütmek istiyoruz tabi ki çocukları ama bu pek de iyi bir yöntem değilmiş.
Valla öğreniyoruz sayesinde bir şeyler.
Az önce hastaneden gelirken, otoparkta karşılaştım:
-dayı.
+ene, ne yapıyon? (Yanağını okşamaya başlarım)
-okula gidiyorum.
+çay içmeye gidelim mi?
-yok.
+araba burada biner gideriz.
-devamsızlığım var.
+bir gün daha olur ne olacak?
-yok yok.
Aslında benim kafeye gidecek durumum yok. Ama büyük yeğenim küçükken okula götürüyordum. Avmye gidip çay içelim mi, onlar da okula gittin sansın deyince, gerçekten mi diye bir cevap vermişti. Ben de yürü git şuradan demiştim. Bu ne diyecek diye kontrol ettim.
Halam çok hasta onkolojide yatıyor görevimiz deyip ilgileniyoruz ama ben onun yaşına gelince yeğenlerim gelebilir Mi sanmıyorum. Kan bağıyla yakın ama çok da üzerine önem atfedilecek bir şey değil.
yeğen kelimesini duyunca aklıma şu repliği getirir
- bitti mi dayı
- bitti yeğen
- mutlu musun şimdi
- sağol yeğen sağol
- aldın mı intikamını
-intikam değil yeğen, eski bir arkadaşla dostluğumuz ıraklaşmıştı, özlemiştik birbirimizi, hasret hasta etmişti bizi. ama sen gene buluşturdun bizi. yeğen bazı dostluklar ölümle yeniden başlar. bazı hasretler ancak ölümle sona erer. sen yeğen, hasrete son verdin. yeniden buluşturdun bizi. sağol yeğen.
işsiz gibi yazdın mi demeyin ztn öyleyim
bi de varsa kardeşinizin çocuğudur