ulu roman

entry4500 galeri11
    265.
  1. durdu sertap. gözlerinde yalnızlığının örttüğü perde. kollarında ince bir yeltemin tatlı irkilmesi. durdu ve düşündü sertap.
    2 ...
  2. 266.
  3. kardeşi ilkokul 3.sınıfta okuyan, mavi gözlü, sarı saçlı, yumuşak bakışıklı, dünyalar tatlısı bir çocuktu.
    2 ...
  4. 267.
  5. kardeşinı sırf anneleri olmadığı için okulda onunla dalga geçenlerle yalnız bırakarak mı gidecekti?
    2 ...
  6. 268.
  7. yapamazdı. derslerinde başarılı olan, her defasında öğretmeninin, arada bir gelebildiği veli toplantılarında ona sarfettiği "çok başarılı bir kardeşiniz var." sözlerini kulak ardı mı edecekti?
    1 ...
  8. 269.
  9. şimdi ne yapacağım diye düşünürken artık bu berbat hayatın sonlanması gerektiğini düşünüyor ama kardeşinin gözlerine bakarken bu fikirden vazgeçiyordu ,kapının çalması düşüncelerini dağıtmış kapıya yaklaşıp kim o derken karşıdaki adamın garip sesi sertap'ı ürkütmüştü,yoksa bu o adam mı idi?,aman allahım o olmasın diye mırıldanırken kapıyı hafifçe araladı ve...
    2 ...
  10. 270.
  11. yapamazdı. yıllar önce annelerinin onları terk ettiği gibi o da kız kardeşini yalnız bırakıp gidemezdi. babaları zaten kardeşi doğmadan çok önce gitmişti. annesi babasına ikinci çocuklarının olacağını söylediği gece gitti. sadece kokusunu bırakarak evde. kimse görmedi onu giderken. annesi bile yanından süzülüp kalkıp giderken fark etmedi onu.
    2 ...
  12. 271.
  13. gelen bed suratlı ev sahipleriydi. lanet herif her ayın ilk günü geliyor hem kirayı anında istiyor hemde sertap'a asılıyordu.
    1 ...
  14. 272.
  15. bunların içinde en sinir bozanı, hamdi denilen suratsızdı belki de.
    1 ...
  16. 273.
  17. hamdi bey derlerdi ona ..güzel bir işi vardı durumu da iyi sayılırdı aslında. ama suratsız ve aksi bir insan olması onun çevresinde pek sevilmemesi için yeterli bir sebepti.
    1 ...
  18. 274.
  19. "abla," dedi kısık bir sesle. "neden öyle duruyorsun?"
    "yok tatlım, biraz canım sıkkın, o kadar."
    1 ...
  20. 275.
  21. "o zaman benimle birlikte heidi izler misin?" dedi.
    2 ...
  22. 276.
  23. hayır dedi.
    saat gece yarısını vurmuş, küçük kardeş uyumuştu. sertap derin düşüncelere dalmıştı yine. ve sonra olduğu yerde sızıp kalmıştı.
    sabahın köründe, horozun sesini duymasıyla irkilmesi bir oldu. kalktı, lanet horoz diye söylendi. seni kesip suyuna pilav pişirmeli diye aklından geçirdi. sonra anlamsızca kendine güldü. horoz falan yoktu ortada. o ses yeni aldığı telefonun alarm sesiydi.
    çayı koydu kardeşini uyandırdı. birlikte kahvaltı yaptılar. önce kardeşini okula bıraktı. sonra iş aramaya koyuldu.
    hayat ne zordu. sanki dünyanın yükü omuzlarındaydı. 5 aylıkken doğmuştu, mücadelesi daha o zaman başlamıştı güzeller güzeli sertabın. öyle ki onu koymaya küvöz bile bulamamışlardı. hemşire onu yeni aldığı polar kaşkolunun içine sarmış, damlalıkla beslemiş hayata tutunmasına yardımcı olmuştu. emeği çoktu üzerinde.
    sertap sarı saçlı, beyaz tenli, zümrüt yeşili gözlere sahip güzel bir kızdı. çok da zekiydi. daha kundaktayken konuşmuş, 4 aylıkken yürümüş, 5 aylıkken koşmaya başlamıştı. 3 yaşında okumayı sökmüş, o yıllarda "einstein'nın çözülmesi imkansız sorusunu" çözmüştü. yaşıtları daha ilkokulu bitirirken o ilköğretim ve liseyi sınıf atlaya atlaya bitirmişti. * * 2 yıl boyunca üniversiteye hazırlandı. * sınava girdi. 1. olmuştu. yaşadığı zorluklardan bi' nebze uzaklaşmak adına "benim meskenim dağlardır dağlar, hemide dağ havası bana iyi gelir" deyip tercihini uludağ üniversitesinden yana kullandı.
    o artık 15 yaşında bir üniversiteliydi artık. 4 senede iktisat, işletme, ekonomi artık ne bulduysa okudu. ve mezun oldu.
    tüm bunlar adeta film şeridi gibi gözünün önünden geçti. istemsizce durdu ve etrafına bakındı. kafasını kaldırdığında uludağ holdingin kapısı önündeydi. bir güç onu içeri çekiyordu. ayaklarına uydu ve içeri girdi. tesadüf bu ya şirket ceo'su moonlight sonata ile karşılaştı. ayak üstü konuştular. moonlight sonata iyi bir idareciydi ve sertap'tan etkilenmişti. hemen onu işe aldı. sertap çok mutluydu. umutları yeşermişti yeniden. ama bir çift göz onu izliyordu. bu gözler holding sahibi babacan zall beyin hayta oğlu salçadan başkası değildi...
    2 ...
  24. 277.
  25. yaşıtlarından daha ileride sürdürdüğü eğitim yaşamı, onun olgun biri olmasında etkiliydi. daha sonra annesinin ölümü ve babasının başka bir kadınla yurtdışına yerleşip onları ortada yapayalnız, zavallı bırakması üzerine tüm yük onun omuzlarındaydı. küçük kardeşini, babasının olmadığını söyleyerek avutuyor, sahip olduğu babasını tanımamasını istiyordu.
    2 ...
  26. 278.
  27. Birden içinde bir şehvet ateşi yanmaya başladı.
    2 ...
  28. 279.
  29. hayır bu şehvet ateşi falan değil, bildiğin sabah ereksiyonuydu. Şimdi ne yapacaktı? Ya mastürbasyon yapıp ilkel benliğine istediğini vermek, ya da müge anlı'nın programını açıp şehvetini bastırmak...
    2 ...
  30. 280.
  31. hayır. onu yapmayacaktı. karnının gurultusu onun önceliklerini değiştiriyordu. ağzına birşeyler tıkıştırıp duşa girdi. soğuk suyla beraber açıldı ve ajandasını kontrol etti. 1 saat sonra bir programı vardı. çok önemliydi. o program da şuydu ;
    2 ...
  32. 281.
  33. okşanması gereken iki hatun. ajandaya altı çizili olarak not edilmişti. bu alt çizgi önemli işlerin önceliğini belirttiği için es geçmek olmazdı. o çizgi olmasa okşamazdı da zaten. saat beş gibi kadınların bulunduğu eve girdi, evin girişindeki duvarlarda seksi içerikli resimler vardı. resimlerden birine dikkatlice baktı, ilk başta domalan kadına ters yoldan yaklaşan adam gibi görünüyordu. ama dikkatlice baktığında bunun sıradan erotik bir resim olmadığını anladı. bu resimde bir şifre vardı, 'yarak' girişi, domalan kadının 'götü' kapıyı, resmin dış hatları da bir haritayı temsil ediyordu. büyük bir ikilem içinde kaldı, ya kadınları okşayacak, ya da göte giren çükün nereye çıktığına bakmaya gidecek ? uzunca düşündükten sonra göte giren çükün peşinde büyük bir maceraya atılmak için kolları sıvadı..
    2 ...
  34. 282.
  35. dışarıda uzunca dolaştıktan sonra kafasında canlandırdığı haritaya birebir uyan bir yer gördü. dışarıdan bakınca inşaat alanı gibi duran bu yer, içinde büyük sırları barındırıyordu. içeri girmeyi istiyordu ama havanın yavaş yavaş kararmaya başlaması onu tereddütte bırakıyordu. tüm cesaretini topladı ve yıkık dökük inşaat alanına girdi. tuğlaları kırık duvarlar, ve bodruma açılan büyük kapılar hemen dikkatini çekti. ilk önce bodruma bakmaya karar verdi. merdivenlere ayağını atar atmaz iki köpeğin havlama ve hırıltılarını duydu. merdivenin sonuna geldiğinde gözleri gördüğü şeye inanmak istemeyecekti. köpeğe tecavüz etmeye çalışan bir adam vardı karşısında, hırıltının da köpekten değil, adamın kendisinden geldiğini anladı. bilinçli bir vatandaş olmanın gereğini yerine getirerek köpeği kurtarmayı düşündü. ama bu adam köpeği zikecek kadar gözünü kararttıysa, kendi kıçının tehlikede olmadığını kim söyleyebilirdi..

    neyse ki sağ arka bel kısmında gümüş gibi, ayna gibi parlayan bir altı patları vardı. hemen silahına davrandı ve ' rahat bırak o köpekciği' dedi. adam silahı görür görmez korkup kaçtı. 'göte giren yaraktaki şifre'yi çözememişti, haritası yanlıştı. ama yine de minik bir köpeği kurtarmanın sevincini yaşadı. çok kısa bi süre..
    1 ...
  36. 283.
  37. Birden yerdeki bir kitaba gözü takıldı. Eğilip yerden aldığı kitabın kapağında daha önce duymadığı bir başlık vardı.
    Kitabın üzerinde yazan başlık kamasutra idi. Kitabı açtı ve okumaya başladı. Bu arada köpek paçasına işiyordu. uzaklardan bir yerden gelen bir seray sever şarkısı eşliğinde dondu kaldı.
    2 ...
  38. 284.
  39. yaşıtlara nazaran çok daha fazla yaşanmışlık sığdırmıştı küçük dünyasına. belki de bu yaşananlar sayesinde ayakta kalmayı başarabilecekti. kendisinden çok düşündüğü aslında küçük kardeşiydi. " bu kadarını kaldırabilir mi?" diye söyleniyordu. ancak farkında olmadıkları başka bir şey daha vardı; felaketler yeni başlıyor, gecelekte olacak olanlara nazaran bu günleri dahi arayacaklardı.

    birden iphone 4 'ü çaldı, arayan numara annesinindi,. ancak nasıl olurdu, annesi ölmüştü.
    korku ve endişe bütün bedenini sarmış, titreyen bir ses tonuyla cevap verdi çağrıya.

    -alo

    -alo kızım!

    -anne! ama nasıl olur

    -biliyorum kızım açıklaması çok zor. daha sonra açıklamaya çalışacağım kızım şu an fazla kontörüm yok.

    - kapat ben arıyim anne, ben de bedava dakikalar var

    "sus bi mına koyim beni dinle" dedi annesi

    " tamam anne anlat dinliyorum" dedi sertap çaresizce.

    -kızım, baban o orospuya kaçtı ve senden onu bulmanı istiyorum

    sertap şaşırmıştı " hangi orospu anne " dedi,

    "senin o yakın arkadaşın pakize değil" dedi annesi

    sertap anlamıştı hangi orospudan bahsettiğini.

    -evet annecim biliyorum, benden ne yapmamı istiy ! ! !

    - dıt dıt dıt

    -alo? alo anne? a? hay mına koyim kapanmış.

    sertap geri aradı annesini ancak telefonu kapalıydı. murphy yasaları devreye girmiş, annesinin hem kontörü hem de şarzı bitmişti.

    "damn it! ne yapıcam şimdi" dedi sertap. o sırada kardeşi yanına gelmişti, ve ona şöyle bir şey sordu;
    3 ...
  40. 285.
  41. şimdi yapılacak tek şey kitaptaki seks tekniklerini uygulamalı olarak denemekti o sırada yıkık dökük duvarlar arasında bir adamın gölgesi belirdi. yoksa bu gelen düşündüğü kişimiydi ?
    2 ...
  42. 286.
  43. maalesef bu kişi ciguli çıktı.

    tüm isteği bir anda sönmüştü.

    kaderin bir cilvesi olabilir miydi.
    2 ...
  44. 287.
  45. "allah belanı versin ulan ciguli" dedi. "ben de tam fanteziiler kurmaya başlamıştım. senin ne işin var burda tipi kayık?"
    2 ...
  46. 288.
  47. bir anda kapı çaldı. gelen, ciguli'nin kardeşiydi.
    2 ...
  48. 289.
  49. şaşkınlığını kardeşinin suratına tokat olarak indirdi.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük