dışarıda uzunca dolaştıktan sonra kafasında canlandırdığı haritaya birebir uyan bir yer gördü. dışarıdan bakınca inşaat alanı gibi duran bu yer, içinde büyük sırları barındırıyordu. içeri girmeyi istiyordu ama havanın yavaş yavaş kararmaya başlaması onu tereddütte bırakıyordu. tüm cesaretini topladı ve yıkık dökük inşaat alanına girdi. tuğlaları kırık duvarlar, ve bodruma açılan büyük kapılar hemen dikkatini çekti. ilk önce bodruma bakmaya karar verdi. merdivenlere ayağını atar atmaz iki köpeğin havlama ve hırıltılarını duydu. merdivenin sonuna geldiğinde gözleri gördüğü şeye inanmak istemeyecekti. köpeğe tecavüz etmeye çalışan bir adam vardı karşısında, hırıltının da köpekten değil, adamın kendisinden geldiğini anladı. bilinçli bir vatandaş olmanın gereğini yerine getirerek köpeği kurtarmayı düşündü. ama bu adam köpeği zikecek kadar gözünü kararttıysa, kendi kıçının tehlikede olmadığını kim söyleyebilirdi..
neyse ki sağ arka bel kısmında gümüş gibi, ayna gibi parlayan bir altı patları vardı. hemen silahına davrandı ve ' rahat bırak o köpekciği' dedi. adam silahı görür görmez korkup kaçtı. 'göte giren yaraktaki şifre'yi çözememişti, haritası yanlıştı. ama yine de minik bir köpeği kurtarmanın sevincini yaşadı. çok kısa bi süre..