bir kadını sevmeye hep memelerinden başlanır
bir şeyi hatırlatmak mı ona
yoksa bir şeyi hatırlamak mı
bilmiyorum
ama nasıl bir şeyse güzel bir şey
üstelik sonsuz da
tutgut uyar'ın en özel ve en bilindik şiirlerinden 'göğe bakalım'da ki son satırlar da yer alan,
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum.
mısraları, şiirin can alıcı bir kaç yerinden biridir. ve elbet ki derin...
''bir intihar akşamı üstüne söylenti'' şiiri'nin de yeri ayrıdır ve şairin özel şiirlerindendir.
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam.
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam.
terziler geldiler. kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle
daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere
bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle.
kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı.
sonra sonsuz çalgısı sevinçsizliğin.
çay içmeye gidenler vardı akşamüstü,
parklara gidenler de
duruma uymak kısaltıyordu günlerini
artamayan eksilmeyen bir hüzünle...
yorgun ve solgundular,
kumaşları buldular, kenti doldurdular
o çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler
ölülerini gömmüşlerdi,
kalabalıktılar, tozlarını silkmediler
bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi,
(...)
Buyuk saat teki pek cok siri okudum, tekrar ve tekrar okudum.
turgut un siirini cok hissedebiliyorum ben yuregimde.
benim icin turk edebiyatindaki en buyuk sairlerden
-bir bozuk saattir yuregim, hep sende durur.
turgut
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım.
ikinci Yeni tayfasının en sert, en cool abisi. Hani Cemal Süreya falan şiirde "sevişmek" derken, bir adam sessiz sedasız gelip masaya oturur, bir sigara yakar ve bütün kederi, bütün yalnızlığı tek kelime etmeden hissettirir ya, işte o adam.
ilk başlarda "memleketim, milletim" diye takılsa da, sonra bir anda frene basıp kendi içine döndü. iyi ki de dönmüş. Zaten asıl piyasayı "Geyikli Gece" gibi efsanelerle salladı. O şiirler resmen Modern insanın Kafa Kâğıdı. Şehir kalabalık, herkes birbiriyle dirsek temasında ama herkesin kafası bambaşka bir gezegende. Uyar bunu çok iyi çaktı.
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum
göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum
kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin
yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım
durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım.