Yakın zamanla ilgili gelişmeleri göz önünde bulundurunca aklımda bazı düşünceler beliriyor. Bu düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Gazze'de olaylar patlak vermeden hemen önce bu hükümet amerika ile ortak tatbikat düzenledi. Hatta trolleri amerikan gemilerini denetliyoruz diyerek bunları masum göstermeye çalışıyorlardı. sonrasında israil'e terör saldırısı gerçekleşti ve israil de bu bahaneyle amerikan donanmasının desteğini alarak gazze'ye saldırdı. Bizim hükümet ticarete devam edip trolleriyle türkiye'deki esnafa zulmederek ilgilyi başka yere çekti. bütün bu süreçlerde askeri malzemelerle ve akaryakıtla birlikte ticarete devam edildi. Ülkemizde israil'in güvenliği için kurulmuş olan kürecik üssü faaliyetine devam etti. Bir yandan israil'i güçlendirirken bir yandan da güçlendirdikleri israille savaşsın diye türk askerini göndermeyi bile trolleriyle gündeme getirdiler.
Daha sonra hükümetimiz yine ortak tatbikat düzenledi. izmir'e demirleyen amerikan savaş gemisi personelinin başına çuval geçirildi. Bunları getirenler kendileri değilmiş gibi bir de atatürkçüleri bu saçmalığa çekmeye çalıştılar. Bu olaydan sonra da israil lübnan'a saldırdı.
Gündemde yokken, dem bile bunları konuşmuyorken ve kayyumlar devam ediyorken devletin üniter yapısını bozmaya yönelik anayasa açıklamaları ve terörist başının serbest bırakılmasıyla ilgili açıklamalar yaptılar. Bunları yapmadaki asıl amaçları gerçekten yeniden erdoğan'ı aday yapabilmek olsaydı mecliste iyi parti veya kendilerine yanlamaya fırsat kollayan özgür'ün chp'si ile daha basit yollardan yapabilirlerdi. Ama insanlar asıl amaçlarının bu olduğunu düşünecekti ve yeni bir çözülme süreciyle iç karışıklık sağlayacaklardı. Öncelikle iran'a yapılacak saldırıya ortak olacaklardı. Belki pkk'yı yine bizim topraklarımızdan geçirerek türkiye'yi öncekiler gibi olaya dahil edip bizi de sorumlu tutacaklardı. Aptal hain pkklı teröristlerin terör eyleminden sonra bile çözülme sürecini getirmeye çalıştılar ama halk bunu yemeyince aylarca iran'ı tehdit eden israil iran'a göstermelik saldırdı ve plan değişikliği için hemen geri çekildi.
Ve şimdi de nedense yıllarca devrilemeyen esad bir anda sorunsuzca devrildi. O aşamada Esad'ın, türk askerlerinin suriye'den çekilmesini istemesi eşeklikti ve operasyonları şimdiye kadar başarılı buluyorum. ama bu kadar şeyden sonra suriye konusunda hükümeti desteklemem için ancak pkk/ypg itlerine saldırılmaya devam edilmesi, suriye halkının suriye topraklarına yerleştirilmesi ve suriye'de bir federasyona kesinlikle izin verilmemesi gerekiyor. Suriye halkı tabii ki ayrım yapılmadan yönetimde olmalıdır. Ama pkk/ypg, ışid gibi dış güçlerin maşalarıyla ortak iş yapılamaz. Federasyon olursa bir kazanım elde edileceği düşünülmesin. Bu durum türkiye için de çok büyük tehdit oluşturacaktır. Umarım milleti yapay zaferlerle kandırmaya çalışmazsınız.
Artık mültecilerin vatanları dönmesi an meselesi.
Eğer gitmezlerse uzun adamın devrilmesi gerekecek.
O şekilde hem mültecilerden.
Hemde o vatan haininden kurtulmuş oluruz.
Rejimin düşmesiyle birlikte, kim bilir hangi “ılımlı muhalif” gruplar kendi içlerinde sevgi dolu bir birlik kurdu, barış ve huzur içinde yaşamaya başladı. Tabii ki bölgedeki doğal kaynaklar ve askeri üsler tamamen halkın kontrolünde değil mi?, buna kimsenin şüphesi olmasın!
iran ve Rusya’nın bölgeden elini çekip yerine kim geçti? Elbette ki demokrasi havarileri! Halkın mutluluğu için çalışan, bölgeyi kendi çıkarlarından tamamen bağımsız bir şekilde dizayn eden büyük güçler… Ne mutlu o halka ki, tarih boyunca bu kadar “hassasiyetle” ele alınan bir özgürlük davası daha görülmemiştir.
Velhasıl, rejimin düşmesiyle birlikte yeni bir düzen doğar ama bu düzen halktan yana mı olur, yoksa halkın üzerinden mi geçer, onu birilerine sormak lazım. Antiemperyalist bir bakışla, bu hikayenin sonunun çoktan yazıldığını görmek zor değil.
aslen Dağıstanlı olan Buyuk dedemin dogup buyudugu yer, Bir cok kafkas muhaciri gibi. Oraya da babasi muş’tan gocmus gerci suriye’de evlenip aile kurmadan once. Sonra buyuk dedem meslegi sebebiyle turkiye’ye gelmis, ve o sehir senin bu sehir benim derken en son sivas’ta, yine dağıstan kokenli olan buyuk ninemle evlenip sivaslı olmus o da.
Türkiye ile Esad'ın anlaşamaması üzerine Türkiye destekli özgür Suriye ordusunun Suriye'nin kuzey batısında yeni bir operasyona girişeceği iddiaları mevcut.
Bu operasyon tel Rıfat'a olabilir ancak sanki bu defa hedef ypg'nin yanında Esad kuvvetleri olabilir gibi.
Kısıtlı bir halep operasyonu gelebilir gibi.
Suriye'nin batısına olası bir operasyonun israil'in kuzeye genişleme hareketi ile bir ilgisi var mı, bilemiyoruz.
Bence Suriye diye bir coğrafya var.
Hocama bu kez katılmadım.
Anadolu hatları tarih boyunca bellidir.
Mezopotamya, iran, Yunanistan ha keza
..
Filistin/israil bölgesi tarih boyunca Anadolu - mısır - iran arasında biraz pasif kalsa da bellidir.
Suriye de bellidir. Ha genellikle ana uygarlıklara ev sahipliği yapamamış, ara coğrafya görevi görmüştür. Ancak bu olmadığı anlamına gelmiyor.
Antik çağda da kısmen Mezopotamya ve iran uygarlıkları tarafından yönetilmiş, çok kez Anadolu - mısır uygarlıkları arasında hakimiyet mücadelesine ev sahipliği yapmıştır.
Batının oluşturmaya çalıştığı pontus, Kapadokya gibi coğrafyalar uydurmadır.
Bu bölgeler Anadolu'nun alt bölümü olmuştur tarih boyunca.
Ama Suriye'nin yoğun ilişkileri olmasına rağmen Anadolu, Mezopotamya, mısır ya da iran'a tam anlamıyla bir bütünleşik bağlılığı yoktur.
Dönemsel bağlantılar olmuştur.
Eski nesil de olsa uçak ve tanklara sahip olabilmiş milis kuvvetleri gücünde bir ülke.
Milis kuvvetleri dedim, çünkü öyle oturmuş köklü bir yapısı yok. Aslında mısır vb hariç çoğu Arap ülkesi bu seviyede.
Lakin Arap coğrafyaları içerisinde Tunus, Lübnan gibi ülkelerden sonra seküler yapıya en yakın ülke idi.
anasını bellenmesine ciddi katkımız olan bir ülke.
esad kontrolündeki bölgelerde herhangi bir asayiş problemi olmayıp turist vizesi ile gidip gezebilirsiniz.