romantizm kadar yüzeysel ve yıvışık hale getirilmiş bir mesele yok sanıyorum. modern toplumun en büyük başarılarından biri bu.
burjuva toplumuna ve metalaştırılan insan ilişkilerine karşı gelişen, neredeyse üç yüzyıllık çok güçlü, yaygın, müzikten resme, siyasetten mimarlığa kadar her alana damgasını vuran bir toplumsal muhalefet ideolojisini, kokulu mum, kadehte lal şarap, kırmızı gül, daha ileriye gidelim şarap damlatılmış gül yapraklı suda gezdirilen kokulu mum seviyesine geriletme başarısı küçümsenemez.
romantizmi üzerindeki vahşi ve muhalif zırhı parçalayarak kalp kalp kalp, benbenbensen, kırmızı kalpli yastık, plastik gül ve saten gecelikle salınan kadın ve bayat balık bakışlı erkek seviyesine gerileten, temsil ettiği şeylerin tam tersine adresleyen kapitalizmin ve burjuva toplumunun en büyük başarılarından biri budur.
kasap çengeline asılmış, üstünde yeşil sırtlı sineklerin vızıldadığı, derisi yüzülmüş kuzu bedenlerinin kıçına sokulan kırmızı grafon kağıdına romantizm denilen bir çağda kadınlığın da erkekliğin de kıçına mukayyet olmasında sonsuz yarar vardır. ve elbette romantizmin bugün adreslendiği tanımlar ve etiketler silsilesinin vaadettiği dallı güllü, allı morlu, ışıklı kısıklı vaziyetlerden hoşlanmayan kadın, zamanın ruhuna direnen her şey gibi, toplumsal devrimin gözbebeğidir...
Romantizm akımını öncüsü 18. yüzyılın sonlarında Alman şair ve filozof Johann Wolfgang von Goethe'dir. en sevdiğim kitaplardan biri olan ve Bu akımın ilk önemli eseri Genç Werther'in Acılarıdır. hatta eserin intihar sayılarını arttırdığı için bir süre yasaklanmıştı.
Öykü örneginden yola cikarsak ozellikle amatör yazarların eserlerini incelediginizde entel feriduna varan bir vicik vicik romantizmle yazildigini gorursunuz.
Genel bir bakış açısıyla değerlendirilirse sadece fedakarca hisler, tutkular ve karşılıksız sevgiyi taşımak, hissetmek ve bu kavramları yüceltecek davranışlar göstermek seklinde ifade edilebilir.
Kesin bir şey varsa o da bir kızın diğer kızlara hava atabilmesi için yapılan şeyler değildir.
insanı hayatı olduğu gibi görmekten alıkoyan acizlik.
Dedem 80 yaşında vefat etti. Hayatının son 15 senesini evde oturup sadece camiye giderek geçirmiş sonrasında Bunamış en son altına kaçıracak yataktan çıkamayacak hale gelmişti.
Bana 10 sene evvel ben artık yaşamak istemiyorum bu kadar hayat bana yeter demişti.
35 yaşlarında romantik duygusal dayıma bunu söylediğimde hayır olamaz triplerine girdi. Kendisini aşağılanmış hissetmişti ben bunu dediğimde. Ona göre adam ölmeyi arzuluyor olamazdı.
Halbuki her şey çok net. Dedem öldüğünde o acılar içinde kahrolmuş halden kurtulmuş oldu. Üzülmedim bundan dolayı. Kendi babam o halde ölse yine üzülmem.
bir bipolar olarak sanat tarihini kendi içimde yaşıyorum. tabii ki bir sanatçı olarak yetiştirilmedim hatta ekonomik nedenlerden ötürü ailemin sanata harcayacak zamanı yoktu. okulu bıraktım iş sahibi olmam gerekiyordu ve çalışmak zordu. kendimi sanata verdim ben de. toplum daha çok üzerime gelmeye başladı. inanılmaz hayallerim vardı. bunların hepsinin gerçek olacağını düşünüyordum. diğer taraftan insanlarla internette fikir alışverişinde bulunuyordum. derken manik atak dönemine girdim. belki beni saldırgan sanıyorlardı ama en güzel duyguları manik evrede yaşadım. insanların bilinçdışı ile yüzleşmesi gerekiyor. rasyonalist değilim. kanttan nefret ederim freud u severim. dünyayı güzelleştirmek bizim elimizde onu cehenneme çevirmek de. rasyonalizm... bütün duyguları öldüren rasyonalizm. ölmeli artık!
Şu aralar pek gormesem de bi aralar sosyal medyada cok populer olan bi akımdı. Insanlarin herseyi duygusala baglayip herseyin altinda sevimlilik bi cesit sıcaklik aramasi gibi biseydir. Lakin ki gerceklerden uzaktir ornegin köylerde,varoşlarda yasayan ustu basi kir pas icinde sersefil sumuklu cocuklarin fotograflarini paylasmak bi ara cok modaydi. Instagram sumuklu veletten gecilmiyordu. Etrafa pembe gozlukle baktiklarindanmidir nedir bu akima kapilanlar ulan bu cocugun hali ne diyecegine bu durumdan garip bir haz duymakta gibi cekip cekip orda burda paylasirlar. Bir benzeri köy guzellemesi yapmaktı. Bu akima sinemanin destegi buyuktir cagan irmak filmleri,ata demirer filmleri,mandıra filozofu,mucize 2,entel koy efe koye karsi,dondurmam gaymak tarzi filmler sayilabilir. Köyde yasayan insanlarin sicakligi,samimiyeti ve köyün eglenceli hos yanlari ön plandadir. (Evet bazi filmler dram olabilir ama burada konumuz köyü anlatis bicimi) bu tur filmler ve bi takim dizilerin etkisi beyaz yakalilarda köye kacma istegi uyandirir. Panzehiri nuri bilgedir bi doz alinmali (ama tum filmleri degil bi kismi)
Birine aşık olmak öyle kişisel ve öyle kendiliğinden gelişen bir süreç gibi hissettirir ki, en samimi anlarında ilişkimizi yönetmede başka bir şeyin gizli, kritik bir rol oynuyor olabileceğini önermek kulağa tuhaf, hatta aşağılayıcı gelebilir.
romatizm gerçek aşkın, tüm yanlızlığın son bulması anlamına geldiğinin kanıtıdır.
Tatlı sularda yaşayan bir canlıdır.
Bu konu hakkında resmen şu soğuk balkonda düşündüklerimi kusmak vardı ama onun için bile rahat hissetmiyorum. insancıklara hayret etmekten ne zaman vazgeçmeli merak ediyorum?
Sizi kör bir romantizme itenlere karşı çıkmıyorsunuz. Mesele bu. Kör romantizm, gerçeklik algısını yok eder. Hayat, “süslenebilir” ama gerçekler öylece durur. Algı yoksa gerçek de yoktur tabi.
Romantizm,insanı gerçeklerden koparır. aslolan hoyratlıktır,hakikatten vazgeçmeden,kimseden bir şey beklemeden hayatın içinde yahut kendi içinde yoluna devam etmektir. Cıvıklaşmış iyilik-güzellik masalları yerine kendi hatalarıyla-kusurlarıyla yüzleşmek,kendini inşa etmektir.