rene descartes

entry146 galeri4
    50.
  1. "Akıllı olmak da bir şey degil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır" SÖZÜNÜN SAHiBi.
    1 ...
  2. 51.
  3. Amcamin argumani tam bir yuvarlak... * Argumanlarini kisaca izlersek...

    1) Her seyden suphe edilebilir, su anda gorduklerimiz duyduklarimiz, okuduklarimizin hepsi ruya olabilir ve farkinda olmayabiliriz. Hatta bir seytan tarafindan kandiriliyor da olabiliriz... O zaman objeler bize cevap veremez...

    2) Farkinda oldugum tek sey kendi dusunce yetim. Kendi bedenimin varligindan emin degilim ama zihnim dusunup bunu sorgulayabiliyor. O zaman bedenimin disinda bu dusuncelerin gercklestigi bir yer olmali. O zaman ben kendimi dusunen bir sey olarak tanimlayabilirm. Ve dusundugum surece varim o zaman, dusunuyorum oyleyse varim...

    3) Dusunceler tek gerceklikse, cevaplarim icin dusuncelere odaklanmaliyim. 3 farkli dusunce var, form, yargisal ve duygusal. Duygusal dusunce bana ait, yanlis olamaz... Formlar da yanlis olamaz, nitekim bir hipogrif bir at kadar form... O zaman hatali tek dusunce yargilar. O zaman formlar yargilardan daha ustundur. Hic bir sey yoktan var edilemez, yer yaratan, yarattigi seyin potansyelini icinde tasir. mesela, enerjisiz isik uretilemez. O zaman butun var olan yargisal dusunceler formlardan gelmek zorundadir. Formlar daha kapasiteli formlardan gelmek zorundadir. Insan oglu sonsuz kavramina kendisi ulasamaz. (1+1+1+...+1) diye gitmeye calisirsaniz bunu sonsuza dek surdurursnuz, o zaman sonsuz kavrami disaridan gelmek zorundadir. Sonsuz kavramini bize verebilecek tek sey de sonsuz bir varliktir, o zaman sonsuz, guclu iyi ver gercek tanri vardir...

    4) Tanri aldatmaz, o zaman etrafimda gordugum her sey gercektir... Kendi hatalarim, daha mukemmel bir sey olan ozgur iradeyi dogurur. Bu yuzden her seyi tanri gibi mukemmel sekilde goremeyiz...

    5) Tanri mukemmelse o zaman kesin bir sekilde gordugumuz her sey gercektir. Ben tanrinin matematiksel ispatini yaptim, o zaman tanri gercek...

    6) Bu durumda materyal dunya da gercektir, ancak bizim bilincimiz bedenimizden ayri bir varliktir. Cunku o dusunur...
    1 ...
  4. 52.
  5. çok yanlış bir yerden girmiştir olaya ve bu yüzden pek benimsemem kendisini. düşünüyorum o halde varım çok iyimser çok "olumlu" bir tablo çıkarıyor karşımıza. ontolojinin sınırlarını zorlayan bu güzel kardeşimiz fenomenlerin özünde doğuştan gelen bilgiyi de savunduğu için yüksek kafalara çıkabiliyordu. bense diyorum ki "ey dekart gardaş sen düşünceyi ve bilgiyi neden öze vuruyorsun? özü varoluşa bağlasan ya bi kertik yardım etsen ya olma mı?" bi de bilginin aktarımında tartışıyoruz bu götüyle içiyor saçmalamaya başlıyor sonra tartışıyoruz küsüyor falan... neyse böyle bi dayımızdır işte ama yine de severiz sayarız böyük adamdır. saygılar...
    3 ...
  6. 53.
  7. --spoiler--
    "en büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülüklere de yatkındırlar; ancak çok yavaş yürüyenler her zaman doğru yolu izliyorlarsa koşanlardan ve doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebilirler."
    --spoiler--
    3 ...
  8. 54.
  9. tüm descartes okumalarımın sonucunda benim kendisine dair olarak mutlakgörüm şuki; kapitalizmi vareden koşullar skalası onunla başlar, onunla devam eder gider...skala üzerinde bir ara marksa toslar, ama daha sonra messivari bir hareketle topu marksın solundan atıp sağından geçerek o engelide aşar, ama herhangi bir gol pozisyonuna giremez, zira kale ile kendi arasındaki mesafe menzilsizdir, kale tarihin sonundadır...
    1 ...
  10. 55.
  11. skolastizme dur diyen, bunun için yöntemler belirleyip yoluna sağlam adımlarla başlayan ama maalesef skolastik etkiden kurtulamayarak felsefesini yine tanrıyı tanıtlamaya adayarak kendiyle çelişmiş filozof olmakla birlikte, akılcı ve tedbirli yöntemi ve akla yönelik çağrısıyla modern felsefeyi başlatan adamdır.

    bir kraliçenin kaprisli bilim merakı uğruna pek erken ölmüştür. çok yazık.
    0 ...
  12. 56.
  13. 57.
  14. felsefe hazırlık sınıfı alemdi.
    hocamız nermi uygur.
    dersimiz; r.descartes
    hocamız her zaman mütebessim girer sınıfa.
    önde tıfılın biri el kaldırır. hoca nazik, buyur evladım;
    tıfıl, efendim descartes'in en ünlü eseri hangisidir.
    nermi beyin en sinir olduğu şey. yazıldığı gibi okumak.
    evladım dekart diyeceksiniz.
    tıfıl kızarır, bizler hafif tebessüm, bir iki kız var kikir.
    efendim der çocuk, atatürkü nasıl okuyacağız peki, ergen aklı işte, makara yapacak aklınca.
    nermi uygur nazik ama, bir yere kadar galiba;
    şimdi senin ana,aa..
    yani kılıç vakasının tarihi eski biraz.
    2 ...
  15. 58.
  16. 17. yy filozoflarındandır. matematik ile çok ilgili olan fransız filozof isveç kralının isteği ile isveçe gitmiş ve bornşit olarak hayatını kaybetmiştir.
    0 ...
  17. 59.
  18. analitik felsefenin kurucusudur. rasyonalist olarak değerlendirilse de, zaman zaman emprizme yaklaştığı da olur kendisinin. cogito ergo sum ile beraber benlik, zihin ve zihnin çalışma prensiplerinin epistemolojik önemini gündeme getirir felsefede. kendisinden sonraki pek çok filozof, descartes'ın düşüncelerinin üstünden geçmek, aynı problemleri ele almak durumunda kalmıştır.
    1 ...
  19. 60.
  20. genel itibari ile "skolastik etkiden kurtulamayarak" diyerek yanlış anlaşılıp yorumlanan filozoftur. şimdi bir inceleyelim. descartes'in en ünlü önermesi "cogito ergo sum"dur. bunun nasıl temellendirildiği çok önemlidir. onun öncelikle kaygısının epistemolojik olduğunu belirtelim. bununla birlikte descartes yöntemsel ya da hiperbolik şüphe adını verebileceğimiz bir yöntem kullanıyor. yani doğru bilgiye ulaşmada şüpheden yola çıkıyor.

    bunun için öncelikle duyularımız bizi yanıltır. misal ben kaşığı çayın içine koyup karıştırdığımda kaşığın kırık görülmesidir. bu durumda duyularım beni yanıltır. bununla birlikte ben bazen düş görürüm bazen de görmem. fakat ben[çoğunlukla düş gördüğümde düş görmüş olduğumu hatırlamam] aslında benim düş görüp görmediğimi ayıran herhangi bir şey söz konusu değildir. bununla birlikte aslında varlığından çok emin olduğumuz matematiksel nesnelerin bile varlığı bizi yaratan tanrının bizi aldattığı ya da tanrının yerine aldatıcı bir cin[evil demon] olduğu varsayıldığında varlığından ve kesinliğinden çok emin olduğumuz matematik nesneler bile bizi şüpheye düşürecektir[bunu demesinin nedeni yani hakikatı tanr il özdeşleştirmesinin nedeni, st augustinus'a kadar gider. bununla birlikte descartes'in yazdığı dönem tam anlamı ile filozofun filozof kimliğinin yanında din adamı kimliğini yitirdiği bir dönem değildir. bir geçiş dönemidir bunun için descartes hem fransızca hem latince yazmıştır].

    fakat eğer ben yanılıyorsam yanılan bir şey söz konusudur. ya da şüphe ediyorsam bir şüphe eden ben vardır. şüphe etmek ya da yanılmak da düşüncenin bir parçasıdır ve öyleyse "düşünüyorum o halde varım" önermesine ulaşır. lakin bunun ile ulaştığımız şey "düşünce"dir. fakat düşünce bir "töz"[substantia] değil bir ilinektir. eğer bir ilinekse bir taşıyıcısı da olmalıdır. o da "mens"dir[tin ya da ruh]. bu durumda üç şey söz konusudur;

    1-idea a me ipso factae:her şey benim zihnimin ürünüdür. yani her şey benim zihnimdeki idealardan oluşmuştur. bu durumda ben sadece bir "mens"ten ibaretimdir. bu durum ise solipsizme gider.

    2-ideae innate:tanrının zihnime kazıdığı idealar. bu durumda solipsizmden öteye gidemez.

    3-ideae adventitium: benim dışımdaki birşeyden bana gelen idealardır. solipsizmden çıkmanın tek yoludur. bunun için descartes "balmumu" örneğini verir. şimdi bir balmumu düşünelim der bu balmumunun bir kokusu bir sertliği bir şekli vardır. bunu ısıya maruz bıraktığımızda ise ne kokusu kalır ne sertliği kalır ne de şekli. fakat bu özelliklerinin hepsi değişip yok olmasına rağmen sadece bir özelliği kalır o da uzamı[extentio]. işte o dışarıdan gelecek ideae yani bizim solipsizmden çıkmamızı sağlayan şey "uzam" yani "extentio" olacaktır. bu arada bu da bir ilinektir ve bunun da taşıyıcısı ise "corpus"[beden]dir.

    burada iki tane töz söz konusudur.

    1-mens[tin]
    2-corpus[beden]

    bu iki töz sonlu tözlerdir. sonsuz töz bir tanedir descartes'e göre "o" da tanrıdır. buna ise şuradan ulaşmıştır. benim "mens"im sonlu bir tözdür. zihnimdeki tanrı gibi mükemmel bir yaratıcı ideasını yani sonlu bir töz olan benim zihnim meydana getiremez "olsa olsa bu kadiri-mutlak ve mükemmel tanrı tarafından zihnime yerleştirilmiştir" der. burada da sonsuz töz olarak tanrı düşüncesine ulaşır.

    lakin burada bir tuhaflık söz konusu. descartes tözü ciddi anlamda ikiye ayırıyor mens ve corpus olarak. peki bu ikisi arasındaki ilişki nasıl gerçekleşiyor? descartes belki de ilkel bir düşünce ile bunun beyindeki "kozalaksı bez" tarafından yapıldığını söylemektedir. sonraki dönemlerde spinoza ve leibniz tarafından ciddi anlamda eleştirilecektir descartes. çünkü descartes'in res cogitans[düşünen şey]i sadece düşünür. ya da onun mekanikçi anlayışı maddeyi sadece yer kaplar olarak konumlandırmıştır. bu tip bir konumlandırma mens ve corpus arasındaki ilişkiyi sorunsal hale getirmiştir. bunun için occasionistler, spinoza ve leibniz bu konuya baya kafa yormuşlardır. bu da beraberinde "tözler tartışması"nı getirmiştir.
    4 ...
  21. 61.
  22. Kendisi 1596 Frasada dogup nerdeyse nefes aldigindan dahi süpe duymustur.
    cogito ergo sum(düsünüyorum öyleyse varim ) diyerek gönüllere taht kurmustur.
    Rasyonalizmin kuruyucusu olarak bilinir.
    Isminden ziyade söyledigi cümleyle tanilir. Hukuk okumasina rahmen, bu yönde hünerlerini göstermemistir.
    Nuri Alco tarzinda bir bornozla söminenin önünde oturup rüyasini düsünmüs garibim, kendinden bilgilerinden herseyinden süpe duymus..
    O zamanda bilimde, tipta, orda, burda yapilan yeni bilgilerden dolayi dünya düzeni, ve René'cigimin kafasi bir hayli karismistir.. Gercek dogrunun pesinde kosmaya adamistir kendini.. Bundan ötürü matematige yönelmistir, metafizikte fizikte vesaire hak bilgiyi bulmaya calismistir.
    1 ...
  23. 62.
  24. cogito ergo sum yani düşünüyorum öyleyse varım sözünün sahibi ünlü filozof. düşünmekten varlığa, kendi varlığından içindeki tanrı kavramına, içindeki mükemmel tanrı kavramından gerçke tanrıya, gerçek tanrıdan da evrenin gerçekliğine çıkarımda bulunarak idealizmin en ucundan determinizme gelmiştir.

    yani, önce işe her şeyden şüphe ederek başlar. kendi varlığından bile. "her şeyden şüphe ediyorum o halde şüphe edemeyeceğim tek şey şüphe ettiğimdir, şüphe etmek düşünmektir" mantığıyla düşündüğünü ve bundan hareketle "düşünüyorum öyleyse varım" diyerek kendi varlığını kanıtlamıştır. artık kendi varlığı descartes için yadsınamaz bir gerçektir. daha sonra insanların zihninde doğuştan var olan mükemmel tanrı kavramını düşünerek bunun tesadüfen var olamayacağını bu mükemmellik kavramının ancak mükemmel olan tanrı tarafından geleceğini düşünmüştür. bu durumu ürününe marka koyan bir üreticiye benzetmiştir. daha sonra tanrı benim evreni var olarak bilmemi istiyor. mükemmel olan tanrı yalancı olamaz diye düşünerek evrenin varlığını da kanıtlamıştır.

    madde aleminde determinizmi savunmuştur. determinizmin ortaya çıkardığı özgür irade sorununu ise dualist bir yaklaşımla çözmüştür. ona göre ruh ve beden iki ayrı cevherdir. insan ruh ile düşünür. ruh maddeden bağımsızdır. madde aleminde determinist kurallar geçerlidir ancak ruh bu nedenselliğe bağlı değildir diye düşünerek bu sorunu çözmüştür.

    yöntem üzerine konuşma en ünlü kitaplarından biridir. adı ontolojik delil ile sık sık anılır. ayrıca kartezyen felsefenin kurucusudur. onun için analitik geometri gören öğrenciler tarafından sık sık hayır dualarıyla anısı yaşatılır. *

    (bkz: yöntem üzerine konuşma)
    0 ...
  25. 63.
  26. 64.
  27. 1591 - 1650 tarihlerinde yaşamış yeniçağ rasyonalizminin ve analitik geometrinin kurucusudur.insan düşüncelerinin bir neden - sonuç zinciri ile birbirine bağlı olduğunu ve bu sıranın titizlikle incelenip kuşkulu olanların atılması gerektiğini savunur.descartes'a göre doğru bilgi vardır ve bu bilgiye ancak şüphe ile ulaşılır.(metodik şüphe)

    --spoiler--

    şüphe ediyorum, yani düşünüyorum; o halde varım.

    rene descartes.

    --spoiler--
    0 ...
  28. 65.
  29. düşünüyorum, öyleyse varım, diyor. oldukça kabul edilebilir bir yaklaşım bu.

    ama bundan bunun tam tersi bir olgu da ortaya çıkıyor, benim var olmadığım olgusu yani, bir düş olduğum sonucu da çıkar ortaya. mesela ben şu anda; düşünen bir adamı düşünüyorum. düşündüğümün farkında olduğum için, ben varım. o adamın düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunun farkındayım. böylece o da benim kadar gerçek oluyor. bundan sonrası çok daha karamsar bir sonuca bağlanıyor. düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. öyle ise, gerçek olan biri beni düşlüyor. o tamamiyle, etten kemikten bir gerçek, ben ise bir düş oluyorum.

    böylece düşünceler dünyasında yerimi alıyorum, fakat düşündükçe, ''düşünüyorum, öyleyse varım'' cümlesinden, düşüncelerin insanlar için bir raison d'être yani, bir varlık sebebi olduğunu anlayabiliyoruz, sonuç olarak; bir düşünce, bir insanın varlık sebebi olabiliyor kısa bir an için olsa bile, bu yüzden bazen salt düşünce olmayı çok istiyorum, çünkü 10 saniye bile olsa düşünüldüğüm zaman, bir insanın varlığının kanıtı oluyorum descartes'a göre.

    bundan daha haz verici ne olabilir?
    0 ...
  30. 66.
  31. havf ile reca arasında olmaktan bile dem vurmuş yelpazesi epey geniş ünlü filozof.
    0 ...
  32. 67.
  33. etki, nedenden büyük olamaz diyerek tanrının varlığını ispatlayan büyük deha.
    1 ...
  34. 68.
  35. şu an kemikleri sızlayan fransız filozofu.
    1 ...
  36. 69.
  37. "eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et." - rené descartes *
    2 ...
  38. 70.
  39. sükuneti ve yalnızlığı sevmesiyle sık sık seyahate çıkan kierkegaard, nietzsche gibi filozoflardan ayrılan, ancak çok defa ev değiştirmiş filozof.
    1 ...
  40. 71.
  41. isminin röne dekart olarak okunduğunu bilmeme rağmen yazığa geçirdiğim anda deskartes olan ve belki bu yüzden kemikleri sızlayan matematikçi filozof.

    (bkz: je pense donc je suis)
    (bkz: heureux qui a vécu caché) *
    0 ...
  42. 72.
  43. --spoiler--
    ''Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et.''
    --spoiler--
    1 ...
  44. 73.
  45. Eksiklikleri ya da yanlış söylediği şeyler tabi ki olmuş olabilir. matematikle ilgili ortaya koyduğu gerçeklikleri tabi ki yadsıyamayız. işlevi ve doğruluğu kesinlikle ispat edilmiştir. fakat felsefe, düşünme, şüphe ve tanrının varlığı gibi konularda başka düşünürlere hatta bizlere göre bile hataları olabilir. çünkü bu bilgilerin büyük bir kısmı yığın bilgi, bir kısmı öznel bilgidir. çok az bir kısmını mantık çerçevesine indirip kritik edebiliriz. ama bilim dünyasının bana göre en önemli insanlarından biridir. hakkında yazabileceğim çok şey var. eserlerinden edindiğim iki bilgiyi çok büyük kazanımlara çevirdiğimi söyleyebilirim. Bu kazanımlardan biri "şüphe etmek" kavramına getirdiği boyuttur. Şüphe gibi insanlık tarihinin en çıldırtıcı şeylerinden birini belli bir mantığa bağlayarak çok önemli bir tespitte bulunmuştur kanımca. Rasyonel düzleme indirebildiği şüpheli konuları incelemeye devam ederken kendisini çıkmaz sokağa sürükleyebilecek şüpheleri bir kenara koymayı tercih etmiştir. Bir diğer değindiği önemli nokta ise problemleri ele alış yöntemleri. Ayırabildiği kadar küçük parçalara ayırarak tek tek sorunlara çözüm bulma şekli bilim dünyası için oldukça önemlidir.

    Genel anlamda en büyük katkısı şüphesiz ki "Yöntem" kavramıdır. Bilime ve insan kişiliğine yön veren en önemli şeyi yöntem olarak belirlemiştir.
    1 ...
  46. 74.
  47. Ortaçağ döneminde yaşamış fransız matematikçi ve filozof. Felsefe anlayışı, bir ağacın kökünün matematik, gövdesinin fizik ve dallarının hekimlik, kimya gibi bilimlerin olması gerektiği üzerinedir.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük