Ortaokuldayken mayıs'ta falan 8'te yattığım için akşam namazını kılıp yatıyordum hatta belki ondan önce de yatıyordum, sonra uyuyup yatsıya kalkıyordum, yatsıyı kılıp sabah 6'da falan kalkıp okula gidiyordum. Ne günlerdi ya. *
dinin direği.
allah kabul etsin koala. başınız sağolsun kale.
"Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?" diye uzaktan sorarlar. Onlar şöyle cevap verirler:
"Biz namaz kılanlardan değildik; Yoksulu doyurmuyorduk; (Günaha) dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk, Ceza gününü de asılsız sayıyorduk, Sonunda bize ölüm geldi çattı." (Müddessir Suresi)
Allahın bizim ona tapınmak için yatıp kalkmamıza ihtiyacı falan yoktur. Miskinleşmeyelim ve emanetine(beden) iyi bakalım diye verdiği hareketlerdir. Bir çeşit yogadır. Namaz kılan birinin bütün kasları ve eklemleri hareket eder ve günün büyük bölümünde zinde olur. Düzenli spor imkanı bulamayan insanlar için hafif ve sağlıklı bir antrenmandır.
Yatsı namazıyla sabah namazı saatleri uykunun en optimum dinlenmeye imkan verdiği saatlerdir. Düzenli olarak Yatsıdan sonra yatıp sabah ezanıyla uyanan birisi dirilir, dinçleşir. Ara vakitlerle de bu devam ettirilir.
işin gerçeği şudur ki, abdestiyle, zaman ayarlamasıyla harika bir günlük yaşam tasarımıdır ve etkilidir.
Başı nereye dayanır bilmiyorum ama kadim bir birikimin eseri olduğu kesindir.
Namaz, yalnızca bir ibadet değil, insanın en büyük direnişidir. O, bir varlık olarak insanın kendi nefsine karşı başlattığı ve her gün tekrarlanan bir savaştır. Namazda, insan her hareketiyle nefsinin arzularına karşı durur. O, nefsin her türlü hevesini red etmek, ego’yu yıkmak, ruhu temizlemek için bir fırsattır. Her secde, her rükû, insanın nefsini daha da aşağılar, onu Allah’ın huzurunda yok sayar.
Namaz, sadece bedensel hareketler değildir. O, bir kalp meselesidir. Namaz, Allah’a yönelmenin, O’na teslim olmanın eylemi ve insanın içindeki en güçlü isyanıdır. Ne zaman ki insan nefsinin heveslerini terk edip, yalnızca Allah’a yönelirse, işte o zaman gerçek namaz başlar. Namaz, insanın nefsine karşı en büyük direnişi gösterdiği, ruhunu temizlediği en yüce andır.
Bütün dünya, namazda bir araya gelir. insan, ne zaman ki Allah’a yönelir, her şeyin üzerine O'nu koyar. Ve işte o an, insan hem kendini hem de nefsini aşar. Namaz, nefsin zincirlerinden kurtulmak, Allah’a en yakın olduğu noktaya ulaşmaktır. Her tekbirde, her secdede, insan bir adım daha nefsinin ötesine geçer.
Namaz, bir teslimiyetin en yüksek noktasıdır. Her bir kelime, insanın ruhunun derinliklerine işleyen bir mesajdır. O, bir imanın, bir inancın her an eyleme dönüşmesidir. Namaz, gerçek bir özgürlüğün ve teslimiyetin örneğidir. Ne zaman ki insan, kendi arzusunu, kendi hevesini Allah’ın iradesine teslim ederse, o zaman gerçek namazı kılar. Namaz, sadece Allah’ın huzurunda eğilmek değil, kalbi, ruhu ve bedeniyle O’na teslim olmaktır.