Hz. Peygamber cennet annelerin ayaklarının altındadır derken. Ya da ey allahın Resulu kime iyilik yapayım sorusuna, annene, sonra kime yine annene, sonra kime yine annene, sonra kime babana cevabı verirken, 3 kere anneyi saydı, sonra babaya sıra geldi. Anneye öf bile demeyi günah saydı.
Bu dini yorum. Ama modern toplumlara da bakınca anne olmak çok değerli. Çocuğu anne yetiştirir. O nedenle kadınların eğitimi erkekten daha önemli. Kadını eğitmek onun çocuğunu da eğitmek demektir.
Buradan şöyle bir şey çıkıyor. Hepimiz daha sorumlu, ama anne isek, çocuk sahibi olduysak daha olgun davranmalarını bekliyoruz.
Mesela tanıdıklar arasında sürekli eğlencelere katılan, yöresel eğlenceler, halay horon, bunlara katılan bir tanıdığı çok eleştirdik, çoluk çocuk sahibi neler yapıyor diye.
Burada elbette hayatımızı yaşayacağız, benim de çok sevdiğim kadınlar var, ama daha olgun olacağız. Kendimize yakışır şekilde.
Burada birkaç kişiye değil genel olarak tüm annelere bir çağrı var.
Beni sevmiyor musunuz, hadi aşkınızı ilan edin tweetlerime ilk karşılık veren hep oydu. Kocası görmüyor mu, nasıl yapıyor derken artık inanmamaya ve istediğim gibi yazmamaya başladı. Ben grcye her akşam şiir yazdıktan sonra da iyice saldı. Ama küçük bir ümidi var. Sorun şu ki, ben sevdiğime kavışamazsam en az 1 yıl kimseye gitmem.
Entry'lerim boyunca, yukarıda tanımlanan kadın ırkçı siyasi kimlik ile sosyal ve hukuki üstünlüğü bulunan sınıfın vurgulanması gereken durumlarda, “kadın” sözcüğü yerine entite sözcüğü kullanılacaktır.
Kadını yalnızca evin, ailenin ya da erkeğin hayatındaki bir rol olarak görmek, onu insan olmaktan önce bir sıfata indirgemektir. Oysa kadın da kendi kaderini seçen, düşünen, itiraz eden ve dünyaya karşı sorumluluk taşıyan bir insandır. Bir toplumun kadına nasıl baktığı, aslında insanın özgürlüğüne nasıl baktığını gösterir. Kadının özgür olmadığı yerde erkek de özgürlüğün ne olduğunu tam olarak öğrenemez.