istanbul denince genellikle şehir dışından gelen birçok insanın aklına sadece tarihi yarımada ve doğu avrupa yakası gelir. oysa bağcılar, esenler, güngören, bayrampaşa ve ümraniye gibi yerler de istanbul'da.
Sezai Karakoç'un "Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine" isimli şiirinde ifadesini bulan, "Başkentler Başkenti" olan şehir.
Dünya üzerinde gerek coğrafi konumuyla, gerek matematiksel konumuyla ve gerek jeopolitik konumuyla bu kadar emsalsiz niteliği kendi hüviyetinde barındıran ikinci bir şehir yoktur ki zaten bu nitelikler de istanbul'u tarihten bu yana dünyanın en kadim ve güzel şehirlerinden bir tanesi yapmaktadır.
Binlerce şarkıya, binlerce şiire konu olan bu Kadim şehrin kapasitesini fersah fersah aşan kontrolsüz, plansız, programsız bir nüfusa ev sahipliği yapması şehrin güzelliğini gölgeleyemese de bu şehirde nitelikli bir yaşam sürmeyi adeta imkansız hale getirmektedir.
istanbul'u dünya'nın en büyük köyü yaptık, yetmedi...
yeşili parkları konser alanlarını meydanlarını betona gömdük yetmedi...
şimdi istanbul'u en büyük mülteci sığınmacı göçmen insan ticareti vs adına ne deniyorsa; ne idüğü belirsiz insanlar kampı yaptık.
sokaklar caddeler öyle bir halde ki, eskiden haliç kasımpaşa da gezerken burnumuzu kapatırdık ya, şimdi istanbul caddelerinde sokaklarında gezerken gözlerimizi kapatıyoruz.
önceden acıyordum bu kadim şehire...
şimdi nefret edilen bir yer oldu.
mecbur olmasam yaşamak şöyle dursun, ispanya'dan delhi'ye gidecek olsam aktarmalı seferi istanbul havalimanı olan veya istanbul üzerinden uçup gidecek rotası olan uçağa bile binmem.
Daha koronavirus faslı yokken 2020 Ocak ayında istanbul Fatih'e gitmiştim. Her yerde arapça tabela, her yer arapça konuşanlarla dolu. Dedim bu ne arkadaş ya Arabistan'a mı geldik belli değil. Şimdiki vaziyet nasıl acaba merak ediyorum doğrusu.
25 yıl sonra bu yıl içinde gittim. Şehir eskimiş. Boğazda manzarayı bozan gökdelenler mahvetmiş silüeti.
Yani kısacası şehrin içine etmiş yönetenler. Açık konuşacağım, hiç al benisi olmayan şehir.
Bu şehirde yaşayacağınıza, imkanınız varsa gidin başka şehirlere.
Pek beğenilmeyen Ankara bile olur. insan bir ömür kendine bu stresi, pisliği, gürültüyü neden çektirir ki...
Eski istanbul da yok artık...
dikilitaş'ta kiralar 4500 lira,
beşiktaş 2+1 5 bin lira,
maltepe 3 bin lira,
kartal 1+1, 68m2 yer 2 bin lira imiş..
aynı imkanlara sahip, yine dilediğinizce giyinip gezebileceğiniz pek çok büyükşehir (eskişehir, antalya, bursa, adana, mersin) var.
ortalama semtlerinde 3+1 kiraları 1-2 bin lira arası değişen.
yaşaması kolay ve ucuz, kısmen gelişmiş, küçük akdeniz ve ege kentlerinde kiralar (ortalama bir daire için) 700 liralara dek inebilmekte.
istanbul'a sürgün gözüyle bakardı eskiden memurlar.
sanıyorum halen böyledir.
şöyle bir bakıyorum.
istanbul'da sürünerek yaşanacağına, değil yukarıda saydığım büyükşehirleri; malatya, elazığ, kayseri gibi şehirler dahi tercih edilir.
çok zengin olsam da istanbul'u tercih etmem.
kargaşa, kirlilik, kaos.. üzerine pahalılık. kendi paranla rezil olma olayın budur bildiğin.
bir insan zorunluluk hali yoksa neden istanbul'da yaşar?
ki zaten insanlar da bunun farkına vardı sanırım ve birkaç senedir istanbul net göç veren il statüsünde.
zaten ege ve akdeniz'den hiç göç almamış olan istanbul, diğer bölgelerden aldığı göçü tersine vermekte.
istanbul'dan tokat erbaa'ya dahi göç mevcut bir süredir. olması gereken budur.