Yerlisi degilseniz Memur değilseniz eviniz falan yoksa burada durmanın hiçbir anlamı yok. Kardeşim istanbulda para istiyor sürekli bizden amk o şehire para mı dayanır la tam mallık burada durmak. Sadece gezilecek yerdir burası.
Yaklaşık 11 aydır ikamet ettiğim şehirdir. Pandemiden sebep tat alamadım ama ne demek olduğunu anladım. Her şeyden önce gürültülü şehir. Trafiği, kavgası gürültüsü eksik olmuyor. insanları aksi, gergin ve sinirli. Yolları kötü, kaldırımları dar. Bir insan neden kendisine bu kötülüğü yapar diyor insan. Kiralar ateş pahası, tek başına yaşamak gerçekten zor.
Ama insan yaşıyor. Yeri geliyor mutlu da oluyor. Üzücü ama öyle. Bir yolunu bulman gerekiyor. Bazen iş çıkışı vapura binip Galata’dan Üsküdar’a geçiyorum. O yol insanın yorgunluğunu alıyor. Galata’da arkadaşlarınla oturuyorsun, o sana yetiyor. Sevgilini bu şehirde seviyorsun. O seni güçlü kılıyor. Böyle bir şehir.
bu şehrin gerçek havasını yaşamak istiyorsanız, maçka, teşvikiye civarları, boğaz ve türk sanat müziğini ihmal etmeyeceksiniz.
hepsi beraber istanbul u ancak hissetirir.
bunun yanına mevsiminde lüfer ve eski semtlerdeki mahalle havalarını da ekleyebilirsiniz.
metrobüse bneyim, sinemaya gideyim, barlara gideyim derseniz herhangi bir şehri yaşamaktan farkı kalmaz. boşuna trafik ve kalabalığın yükünü çekmeyin.
istanbul’da istanbul gibi yürümeli insan. Kimseye aldırmadan, kalabalığın sesini bile duymadan, kendi dünyasında, ezberlenmiş bir hayatı yaşıyormuşçasına.
uzaklardan gelen bir vapur sesi, hafiften duyulan balık kokusu, Karaköy çarşısından geçen tramvayın gıcırtısı, Bir köşeden aniden çıkan, raylarda ilerleyen başka bir taksi, dünyanın bütün insanlarını bir araya getiren meydan ve kimsenin umurunda olmadan yürümek istanbul’u. Derin bir nefes varsa yanında ona uydurursun adımlarını. Nefesiyle ısınır sokaklar, nefesiyle ısınır şehir, nefesiyle ısınır ellerin.
sokak sokak insanlar, sırt sırta evler ve çarşılar, çarşılar. arkanda bıraktığın deniz, önünde insan denizi. Kimseye şaşırmadan, kimseyi görmeden yanındakinin yanında olmasından aldığın kuvvetle daha bir sağlam basarak kalabalık kaldırımlara...
levent yüksel' in yarim diye seslenip gerdanından öpmek istediği uçsuz bucaksız gibi görünüp bir an korkutan ama tarihi dokusu ve rengarenk semtleri ile büyüleyen metropol.
kalabalık içinde yalnızsın diye yüzüne yüzüne haykıran, koca şehir. sen mi büyüksün ben mi diye haykırsan, o esnada cüzdanı götürürler. öyle de sevgi doludur kendisi.