Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare? ..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
ille istanbul'da bul!
istanbul,
istanbul...
cebinde Boğaz taşıyan eski bir ceket, her akşam biraz daha ağırlaşıyor. Vapurlar, iki kıyı arasında unutulmuş cümleleri taşıyor. Karaköy’de bir taksinin camı buğulanıyor, şehir içeriden nefes alıyor sanki.
Gece yarısı martılar susunca
istanbul’un kalbi duyuluyor,
bozuk para gibi,
hangi cebine koysan elini kesen bir yalnızlık...
-tebrik edip, alkışlayanlar.
-işgilenmeyenler.
-haset edenler.
-normalde işgilenmeyecek olup zarar gördüğü için haset edenler.
-kendi kazanmış gibi sevinenler.
20 sene önceki halinden eser olmayan dünya'nın en büyük metropol şehirlerinden biridir. tinerci, mülteci, hapçı, keko, hırsız, tacizci, eşkiya vs ne ararsanız var. eğer öyle zengin birisi değilseniz villa'da falan yaşamıyorsanız, elit semt ve sitelerde oturmuyorsanız istanbul'da yaşamak pek mantıklı değil.