Ayrıldığım şehir. 3 yılımı bir araba deposuna sığdırıp ayrıldım. Çok arkadaşım oldu kimlerle nerelere gittim gezdim. Ama dostum olmadığını ayrılırken anladım. Çalıştığım iş yerinden ayrılırken tek bir damla göz yaşı dökmedim. Bunun dışında istanbul tuhaf bir yer alışması zor, karışık ülkelerden kültürlerden insanlar bir arada yaşıyorsun her gün yüzlerce farklı yüz görüyorsun. Eminönü’ne gittiğinde tarihi dokuyu hissediyorsun, istiklalde kalabalık içinde yürüdüğünde kendi hayatının küçüklüğünü anlıyorsun, Beşiktaş’ta Kadıköy’de günbegün geçip giden gençliğine yanıyorsun. Öyle ya da böyle sevdim sanırım ben istanbul’u.
Burada 32 derece ama havuz olduğu için çok hissedilmiyor iyi ki. Burada kışı çok merak ediyorum. Kışın çok üşümem umarım. Şu an bu entry'i girerken şezlongtayım ve şemsiyem açık değil. *
ilginiz çok mutlu etti ve iyileşmemi hızlandırdı. Bu nedenle hepinize teşekkür ederim. istediğiniz eleştiriyi yapabilir ve para seviyor diyebilirsiniz. Bu konuda haklı değilsiniz, isterseniz ileride anlatırım. Ama grace, defne ve lal dışında birisiyle arkadaş olmak istiyorum, eş değil.
Önce ortak soruna göz atalım. iletişim bariyeri sizin tarafınızda benin değil. Benim çevremde her gruptan insan var. Ama bu bariyer yavaş yavaş kalkıyorsa sıra size geldiğinde iletişim kurmak için ciddi bir planınız olması gerekiyor.
Ünlülere bakalım. Ben bir hayat kurup 3 sene sonra ortada kalacaksam hem kendimi hem de çevremi ateşe atmış oluyorum. Burada sadakat testini benim yapmam lazım.
Diğer konu diyorlar ya hep zenginleri seviyorsun. Parası, serveti çok, istediği ile birlikte olur, ama benim gibi yıllardır hasta ve onlara göre ciddi bir birikimi olmayan birini sevmiş. Nasıl hayır diyebilirim. Zaten bazıları tüm parasına ortak görüyor.
Son olarak graceciğim. Biliyor ki bir elemanı dövse, büyükler de izin verse, oturur ağlarım yine tepki göstermem. Ben şimdiye kadar sizi test ettim mi? Ama zaten o kadar adam sınav yaparken bir de sen ve çevren yapıyor. Zorlaştırma kolaylaştır.