istanbul

entry6106 galeri989 ses1
    1001.
  1. Üstüne defalarca şarkı yazılmış ve yazılmaktanda vazgeçilmemiş şehir.
    **
    1 ...
  2. 1002.
  3. bir ankaralı olarak özlemini duyduğum, denizini,boğazını,sokaklarını özlediğim (klasik olacak ama) büyülü şehirdir..

    moonlight one night in my heart and lonelines.darkness hides the lights,is not no shadows.
    2 ...
  4. 1003.
  5. garip bir şehirdir.
    canınıza tak ettiren, ayrılmaya karar verdiğinizde kolunuza bacağınıza yapışıp yalvaran sevgili gibidir.

    o'na gelmek için tüm hayatınızı, ailenizi, dostlarınızı, "insan" bildiğiniz herkesi bırakırsınız. tek bir tanıdık yüzün bile olmadığı istanbul, iş güç bir yana günlük hayatı bile kurtlar sofrası olan bu şehir, sadistçe bir zevkle yapmadığını bırakmaz; tüm çıkış yollarını tutar hayata dair bulmayı umduğunuz.
    sonra öyle bir an gelir ki, tamam dersiniz, sen kazandın. oysa o'nu yenmek gibi bir niyetiniz olmamıştır; geyiğine bile olsa haydarpaşa garı'nda "istanbul seni yeneceğm" diye nida da atmamışsınızdır. mağlup edilecek bir rakip değil, hayalini kurduğunuz hayatı kurmaya yardımcı olacak bir tanıdık gibi görmüşsünüzdür o'nu. açtığı kucağın bir tuzak olduğunu, kolları arasında nefessiz kaldığınızda anlarsınız.

    sonra bir gün, yorgunluktan ayakta duramayacak hale gelmişken, "belki de bir süreliğine geri dönüp yaralarımı sarmalıyım" diye, normalde aklınıza hiç getirmeyeceğiniz düşünceler beyninizi sarıp kalbe baskı yaptığında; işte o an yine yapar yapacağını. terk edilmeye ramak kaldığını anlayıp gitmenin kokusunu aldığında, birkaç günlük kaçışları bile yasaklayacak derecede cezalandırır / ödüllendirir sizi. ahtapot gibi sarar, yapışır, aklınca ödüllendirir ama soluksuz bırakmaya devam eder, kalpteki baskı daha da artar, çaresizlik sıradan içi boş bir kelime halini alır.
    3 ...
  6. 1004.
  7. gündüzleri bir serdar ortaç bestesi gibi zihin s.ken, geceleri ise dünyanın en güzel melodisine dönüşen şehirdir.
    2 ...
  8. 1005.
  9. "yeditepesinin yediside yere batasıcaaaa" diye beddua ettiğim ve tiksinilesi şehirdir.
    2 ...
  10. 1006.
  11. asla sevmedim ve ölene kadar da sevmeyeceğim.
    4 ...
  12. 1007.
  13. üstündeki lacivert bulutlarıyla, dolu yağarken bile güzel olabilen şehir...
    (bkz: 23 haziran 2010 istanbul a dolu yağması)
    1 ...
  14. 1008.
  15. Beş dakikada bir motorunun acelesine inat
    Biniyorum meçhule
    Ardımda martılar telaş

    Bırakıp gitmek var
    Şimdi seni yarim
    Dört yan ezan
    Vapur vapur boğaz

    Sesim binlerce binlerce
    Gözüm bugün
    Gözlerin istanbul
    istanbul gözlerin bugün
    Gözlerin istanbul
    istanbul yüzün bugün

    Beş dakikada bir motorunun acelesine inat
    Biniyorum meçhule
    Ardımda martılar telaş

    Bırakıp gitmek var
    Şimdi seni yarim
    Dört yan ezan
    Vapur vapur boğaz

    Gozlerin bu kadar mı
    Bu kadar mı iki hüzün
    Ellerin istanbul
    istanbul ellerin bugün
    Ellerin istanbul
    istanbul hüzün bugün

    (bkz: birsen tezer)
    4 ...
  16. 1009.
  17. necip fazıl'ın sözleriyle;
    yedi renk yedi sesten sayısız belirişler.
    2 ...
  18. 1010.
  19. marmarayından, bizans imparatorluğunun ilk limanının kalıntıları fışkıran eşsiz şehir.
    ayaklar altında binlerce yıllık tarih, gökyüzünde boğazın teleşlı martıları.
    vapurunda, simit susamı sabahlara uyanılan teleşlı şehir.
    2 ...
  20. 1011.
  21. metrobüs yerine vapur seferlerinin başlayacağı 7 tepeli şehir.
    1 ...
  22. 1012.
  23. çok yağmur yağıp selin oluştuğu semtler harici havaların güzel gittiği şehir. oğlum istanbulda sıcak olacağına yaz günü yağmur yağsın daha iyi ne güzel serin serin. Sanki sıcak olsa temiz mi temiz plajlara gidip temiz mi temiz denizde yüzeceksin anasını satayım.
    3 ...
  24. 1013.
  25. canınız sıkkın,kafanız bozuk olduğunda ortadan kaybolmak istediğinizde bunu en kolay başarabileceğiniz şehir. binlerce milyonlarca insanın içindesiniz ama aynı zamandada istediğinizde yapayalnızsınız.
    2 ...
  26. 1014.
  27. 1015.
  28. Hikayen bir şehre gidememek değil, bir şehirden dönememek olacak. *
    3 ...
  29. 1016.
  30. tevfik fikret'in deyimiyle 'bin kocadan arta kalan dul' dur.
    1 ...
  31. 1017.
  32. turkiyede en kalabalik sehir unvanini hala tasimaktadir.
    1 ...
  33. 1018.
  34. bir, üç, yedi, on, kırk bir gibi sayılara, her birine kendine göre kutsallık atfetmiş olan üç büyük dinin, vaktiyle buluştuğu yedi tepeli şehir, gökyüzü ve yeryüzü bu şehirde yedi katlıdır. bir hafta ancak bu canlı şehirde yedi gündür. renk çarkındaki yedi renk en güzel bu şehirde kendini gösterir. otuz dört olan plaka numarasındaki üç ve dört sayılarının eşittir yedi etmesi tesadüf değildir. bir evliyalar şehridir ki; her sabah yedi kez okunup üflenir tüm insanlar.
    4 ...
  35. 1019.
  36. haritaya göre marmara denizinin yukarısında karadenizin altında kalan güzel şehir,nadide şehir.
    1 ...
  37. 1020.
  38. seviyorum onu işte ne olursa seviyorum.kız kulesini, galatasini, ışıklarını, beyoğlunu, denizi, vapurlarını seviyorum.birşeyler arıyorum onda uzaklaşmak için.beni benden almak istiyor oda sanki uzaklaştırmak istiyor.düşündürüyor istanbul kimse olmayan birşey var onda kimse olmayan birşey.kollarını açıyor sanki bana bir umut oluyor.
    2 ...
  39. 1021.
  40. 2010 yazını yağmur ile geçiren bir türlü yaz gelmeyen il istanbul.
    1 ...
  41. 1022.
  42. ziya osman saba şiiri.

    Seni görüyorum yine istanbul
    Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
    Minare minare, ev ev,
    Yol, meydan.

    Geliyor Boğaziçi'nden doğru
    Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
    Mavi sular üstünde yine
    Bembeyaz Kızkulesi.

    Bir yanda, serin sabahlarla beraber,
    Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım.
    Baktıkça hep, semt semt, yer yer,
    Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım!

    Durmuş bir tepende okuduğum mektep,
    Askerlik ettiğim kışladır ötesi.
    Bir gün bir kızını benim eden
    Evlendirme dairesi.

    Benim de sayılmaz mı oralar?
    Elimi tutar gibi iki yanımdan,
    Babamın yattığı Küçüksu,
    Anamın toprağı Eyüpsultan.

    Önümde, açık kollarıyla boğaz,
    Çengelköy'den aktarma Rumelihisarı.
    istanbul, istanbul'um benim,
    Kadıköy'ü, Üsküdar'ı...

    Gün olur, Köprü ortasında durur
    Anarım, Adalar'da çamların uykusunu.
    Gün olur, Beyoğlu'nu özler içim,
    Koklamak isterim Tünel'in kokusunu.

    Bulut geçer üstünden,
    Gemi gelir yanaşır
    Bir eski türküdür, kulağıma fısıldar,
    "içi dolu çamaşır."

    Göğünde tanıdım ayın ondördünü.
    Kırlarında bilirim baharı,
    Herşey içimde, herşey,
    istanbul yadigarı.

    Bir daha görüyorum seni dünya gözüyle,
    Göğün hep üstümde, havan ciğerlerimdedir.
    Ey doğup yaşadığım yerde her taşını
    Öpüp başıma koymak istediğim şehir...
    1 ...
  43. 1023.
  44. zamanında dünyanın çeşitli ülkeleri, çeşitli şehirleri için savaşlar yapılmış, kanlar dökülmüş. istanbul için dökülen kanın da haddi hesabı olmamış zamanında. bana göre, uğruna kan dökülen onca şehrin içinde istanbul, bu kanları gerçekten hak eden tek şehir. yaşanası, sevilesi, ölünesi şehir. özlediğim, hala özlediğim, tam olarak kavuşmadan hep özleyeceğim yorgun, stresli, gergin ama muhteşem, sırf içinde doğup büyüdüğüm için kendimi şanslı saydığım şehir.
    1 ...
  45. 1024.
  46. vedat türkali şiiridir.

    Salkım salkım tan yelleri estiğinde
    Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
    Uzaktan seni düşünürüm istanbul
    Binbir direkli Halicinde akşam
    Adalarında bahar
    Süleymaniyende güneş
    Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

    Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
    Bakışlarımda akşam karanlığın
    Kulaklarımda sesin istanbul

    Ve uzaklardan
    Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
    Sen şimdi haramilerin elindesin istanbul

    Plajlarında karaborsacılar
    Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
    Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
    Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
    Meyvesini birlikte devşirirler
    Sen şimdi haramilerin elindesin istanbul

    Et tereyağı şeker
    Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
    Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
    Hürriyet yok
    Ekmek yok
    Hak yok
    Kolların ardından bağlandı
    Kesildi yolbaşların
    Haramilerin gayrısına yaşamak yok

    Almış dizginleri eline
    Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
    Onların kemik yalayan dostları
    Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
    Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
    Ve sen
    Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
    Seni öldürürler
    Seni sürerler
    Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
    ipek şiltelerin istakozların
    ve ahmak selameti için
    Hakkında idam hükümleri verilir

    Haktan bahseden namuslu insanları
    Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
    Karanlık mahzenlerinde şehrin
    Cellatlara gün doğdu
    Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
    Bir kalem yazın vardır
    Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
    Söylenmez

    Haramiler kesmiş sokak başlarını
    Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
    Haramilerin elinde
    Ve mahzenlerinde insanlar bekler
    Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
    Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
    Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

    Boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
    Bulutların ardında damla damla sesler
    Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
    Arkadaşlar çıktı karşıma
    Dindi şakalarımın ağrısı

    Bir kadın yoldaş tanırdım
    Bir kardeş karısı
    Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
    Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
    Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
    Gebeliğin dokuzuncu ayında
    Aç kurtların varoşlara saldırdığı
    Tipili bir gece yarısı
    Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
    Otuzbeş kiloluk sırrımızı
    Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

    Boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
    Bekle bizi
    Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
    Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
    Mavi denizlerine yaslanmış
    Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
    Ve bir kuruşa Yenihayat satan
    Tophanenin karanlık sokaklarında
    Koyunkoyuna yatan
    Kirli çocuklarınla bekle bizi
    Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
    Bekle dinamiti tarihin
    Bekle yumruklarımız
    Haramilerin saltanıtını yıksın
    Bekle o günler gelsin istanbul bekle
    Sen bize layıksın...
    1 ...
  47. 1025.
  48. ümit yaşar oğuzcan şiiridir.

    Evin içinde bir oda, odada istanbul
    Odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
    Adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
    Kadın çantasını açtı, çantada istanbul
    Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
    Çekmeğe başladı, oltada istanbul
    Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
    Şişede istanbul, masada istanbul
    Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
    Bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
    insan bir kere sevmeye görsün, anladım
    Nereye gidersen git, orada istanbul.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük