tekrardan ve tekrardan aniden başlayan sağanak yağmura tutulmuş şehir. 2010 yazı istanbul'da kültür başkentliğinden çok bu anormal yağışlarla hatırlanacaktır. bi de tabii "baaaay bayaaaaan şemsiye beeeeş liraaaa!" diye bağıran mini çakal girişimcilerle...
3. dünya ülkelerinin kanını, bir vampir gibi emen gelişmiş ülkelerin, namusuz ve hırslı bir bakış ile kestikleri şehir. çünkü bahse konu olan şehir dünya'nın incisidir.
candır, canandır. uğruna yüzlerce şiir yazılmış, eskidikçe güzellleşen şarap misali bir aşuke ve maşukedir.
o nasıl bir sıcaktır arkadaş. o nasıl bir şehir düzenidir. evlerin üzerinden yüksek gerilim hattının geçtiği yerdir.
neyse macerama gelelim;
oldum olası anadolu yakasını sevmem. tesadüf bu ya sabiha gökçende akrabayı avrupaya yolladıktan sonraki günün sabahı evime yani anadolu yakasına döneyim dedim ama ne döndüm. sıcaktan bacaklarımın arası ıslandı. sanki adet görmüş gibiyim ulan. gidip orkid alacaktım yav. kadınları o gün çok iyi anladım. soğuk su içmekten boğazım şişti. allah sabır versin dışardakilere yav.*