istanbul

entry6106 galeri ses1
    1003.
  1. garip bir şehirdir.
    canınıza tak ettiren, ayrılmaya karar verdiğinizde kolunuza bacağınıza yapışıp yalvaran sevgili gibidir.

    o'na gelmek için tüm hayatınızı, ailenizi, dostlarınızı, "insan" bildiğiniz herkesi bırakırsınız. tek bir tanıdık yüzün bile olmadığı istanbul, iş güç bir yana günlük hayatı bile kurtlar sofrası olan bu şehir, sadistçe bir zevkle yapmadığını bırakmaz; tüm çıkış yollarını tutar hayata dair bulmayı umduğunuz.
    sonra öyle bir an gelir ki, tamam dersiniz, sen kazandın. oysa o'nu yenmek gibi bir niyetiniz olmamıştır; geyiğine bile olsa haydarpaşa garı'nda "istanbul seni yeneceğm" diye nida da atmamışsınızdır. mağlup edilecek bir rakip değil, hayalini kurduğunuz hayatı kurmaya yardımcı olacak bir tanıdık gibi görmüşsünüzdür o'nu. açtığı kucağın bir tuzak olduğunu, kolları arasında nefessiz kaldığınızda anlarsınız.

    sonra bir gün, yorgunluktan ayakta duramayacak hale gelmişken, "belki de bir süreliğine geri dönüp yaralarımı sarmalıyım" diye, normalde aklınıza hiç getirmeyeceğiniz düşünceler beyninizi sarıp kalbe baskı yaptığında; işte o an yine yapar yapacağını. terk edilmeye ramak kaldığını anlayıp gitmenin kokusunu aldığında, birkaç günlük kaçışları bile yasaklayacak derecede cezalandırır / ödüllendirir sizi. ahtapot gibi sarar, yapışır, aklınca ödüllendirir ama soluksuz bırakmaya devam eder, kalpteki baskı daha da artar, çaresizlik sıradan içi boş bir kelime halini alır.
    3 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük