türkiye çok büyük bir değerini kaybetmiştir.
çocukluğumdan, gençliğimden bir parça eksilmiş, aynı evde yaşadığım bir yüzü yitirmiş gibi hüzünlüyüm.
sadece tarih bilimi için değil hayata dair ufkumu açmış bir isimdi.
asla yeri dolmaz. yattığı yer nur, mekanı cennet olsun.
türkiye'nin yetiştirdiği en önemli değerlerden biriydi. kendi yavaş konuşma temposu ile ve kimi zaman ne dediğinin biz sıradan insanlar tarafından anlaşılamaması sebebiyle kendini sevdirdi ve bu ülkeye çok katkıda bulundu. cumhuriyetin yetiştirdiği aydınlardan biriydi. huzur içinde yatsın. özleyeceğiz.
ilber Ortaylı Yatak odamda her zaman bir Osmanlı mezarlığı resmi vardır. Hatırlamak lazımdır. Memento mori öleceğini hatırla fani olduğunu unutma
"Memento mori", Latince kökenli ve tam çevirisi "öleceğini hatırla" veya "fani olduğunu unutma" anlamına gelen, insanın ölümlülüğünü anımsatan bir deyiştir. Temel amacı, ölümün kaçınılmazlığını hatırlatarak hayatın kıymetini bilmeyi, tevazu göstermeyi ve anı yaşamanın önemini vurgulamayı (Carpe Diem) teşvik eden felsefi bir hatırlatıcıdır.
ben o sıra 18 yasında cakı gibi ama aklı beş karış havada biriyim. rastgele bir iş bulmuşum kitap mitap takılıyorum kitapcının deposunda ama tarihe de meraklıyım. o sıralar, televizyonda ilber ortaylı, murat bardakçı ile program yapıyor. esasında programın sahibi bile kendi degil. izliyorum çünkü babam izliyor. hatırlıyorum da hiç canım sıkılmadan canlı izlerdim babamla o programı sabaha kadar. cok gecmedi, üni kazandık. bu sefer football manager oynarken arka plana alıyordum o programı.
her neyse, birden tüm kitabevine bir söylenti yayıldı, ilber ortaylı gelecek kitap seçecek diye. herkes nasıl bi mutlu. bense zeytinburnu cocuguyum, cekniyorum sevincimi göstermeye o kim la falan diyorum.
cok gecmedi, ilber ortaylı, murat bardakcı ve erhan afyoncu kitabevine geldiler. bense bir alim görmenin sevinci ile uzaktan kendilerine bakıyorum. nereden aklıma geldi bilmem, cay içer misiniz demek geldi. gittim, sordum yok mok dediler ama aldım bardakları verdim ellerine. oturttuk, o zaman şimdiki gibi insan kitap, kafe tarzı degil. sahibi olacak muhterem hayatta( bu vesile ile beyfendiyi de analım. ruhu sad olsun ilhan akıncı iyi bir insandı) muhteremin hayali, istanbul istiklal caddesinde, bizim cenahın da bir yeri olsundu. bu yüzden dini hasasiyetlere uygun bir kitabevi acmıştı.
konudan uzaklasmadan devam edelim, alimler cay bardaklarını görünce masalara oturdular ve hayatımda hiç unutamicam o sözü söyledi ilber hoca.
Nuriye Ortaylı, ilber Ortaylı’nın Galatasaray’daki Fransızca dersinde yaşanan anıyı anlattı:
Galatasaray’da dersler Fransızca yapılıyordu.
ilber bir hukuk metnini Fransızca okuyordu.
Ama metni yavaş yavaş ilerletiyordu.
Cool öğrencilerden biri parmak kaldırdı.
Hocam isterseniz ben okuyayım’ dedi.
ilber’in Fransızcasını zayıf sandı.
ilber de ‘Ay gel oku’ dedi.
Çocuk kitabı eline alınca dondu kaldı.
Çünkü kitap aslında Almancaydı.
ilber, Almanca metni anında Fransızcaya çeviriyordu.
O yüzden ilber’e öyle ukalalık etmeyin lütfen.