ben o sıra 18 yasında cakı gibi ama aklı beş karış havada biriyim. rastgele bir iş bulmuşum kitap mitap takılıyorum kitapcının deposunda ama tarihe de meraklıyım. o sıralar, televizyonda ilber ortaylı, murat bardakçı ile program yapıyor. esasında programın sahibi bile kendi degil. izliyorum çünkü babam izliyor. hatırlıyorum da hiç canım sıkılmadan canlı izlerdim babamla o programı sabaha kadar. cok gecmedi, üni kazandık. bu sefer football manager oynarken arka plana alıyordum o programı.
her neyse, birden tüm kitabevine bir söylenti yayıldı, ilber ortaylı gelecek kitap seçecek diye. herkes nasıl bi mutlu. bense zeytinburnu cocuguyum, cekniyorum sevincimi göstermeye o kim la falan diyorum.
cok gecmedi, ilber ortaylı, murat bardakcı ve erhan afyoncu kitabevine geldiler. bense bir alim görmenin sevinci ile uzaktan kendilerine bakıyorum. nereden aklıma geldi bilmem, cay içer misiniz demek geldi. gittim, sordum yok mok dediler ama aldım bardakları verdim ellerine. oturttuk, o zaman şimdiki gibi insan kitap, kafe tarzı degil. sahibi olacak muhterem hayatta( bu vesile ile beyfendiyi de analım. ruhu sad olsun ilhan akıncı iyi bir insandı) muhteremin hayali, istanbul istiklal caddesinde, bizim cenahın da bir yeri olsundu. bu yüzden dini hasasiyetlere uygun bir kitabevi acmıştı.
konudan uzaklasmadan devam edelim, alimler cay bardaklarını görünce masalara oturdular ve hayatımda hiç unutamicam o sözü söyledi ilber hoca.