beklentiler ve düşüncelerden uzakta yaşayan herkesin tat alabileceği süreç. ama özellikle bu coğrafyada, hem hissedip hem düşünüyorsan ve bakmayıp görebiliyorsan depresyona girmeden, hayallerini gerçekleştirerek yaşayamıyorsun.
Bok gibi. Güzelleştirmek için süreki çabalıyoruz, her şey için bir efor.
Çok yoruldum. Çok yoruluyorum.
Bazen güçlü bir çığlık basıp telefonu kapatıp sapsakin bir yere gitmek, şıpıdık terliklerimle dolaşmak istiyorum.
Yarını düşünmemek, tüm dertleri kısa bir zaman da olsa unutmak istiyorum.
Keşke bazen gerçekten hayatın tüm akışı dursa ve bize mola verdirse. Tamaam dese şu an senin için her şey durdu bu senin zamanın ne istiyorsan onu yap. Ama olmuyor, olmayacak.
Sen tümm bu akışta kendine anlar yakalamak için var gücünlr çabalayacaksın.
Hayat aslında hayatı nasıl yaşadığınız nasıl sürdürdüğünüz ile ilgili. Neyi yapmaktan zevk alıyorsun mesela. Gitmek görmek istediğim yerleri görüyorum, geziyorum, kitap okuyorum ufkumu geliştiriyorum, ihtiyacım olan şeyleri alıyorum, yememe ve içmeme dikkat ediyorum. Yani yaşadığım hayattan zevk almaya çalışıyorum. Bunlar tabi ki parasız olmuyor. Gezmeme, kitaba, yeme-içmeme Bankkartla harcama yaparken aynı zamanda kazanıyorum, kazandıkça da harcayabiliyorum. Aslında bu bir tür devir daim gibi bir şey. Hayatı, anı yaşamak lazım.
Schopenhauer’a göre hayat kör, acımasız ve anlamsız, birey ise değersizdir. Peşinde koşulan ve asla durdurulamayan zaman, varlık, oluş, düzen, iyi, yüce, mutlak, mutluluk ve bunların hepsi için ortaya konulan savaş, savaşın sonundaki hüsran. insanın bu dünyadaki bütün çabası beyhudedir. Bu nedenle o, “Zamanla elimizdeki her şey boş bir hiçliğe dönüşür ve sahip olduğu tüm değerleri kaybeder.” demektedir.
hayat hep bir varmış, bir yokmuş fakat unutuyoruz çoğu zaman.
âna tutunup, sevdiklerimizin değerini bilerek, gelecek kaygısını rafa kaldırmamız gerektiğini bir kez daha hatırlamamıza vesile oldu şu yaşananlar.
paniğe kapılıp, felaket tellallığı yapmak yerine elimizden gelenle, yanlarında olduğumuzu hissettirecek, küçücük bir ihtiyaçlarına bile cevap verebilmek oradaki insanlar için çok önemli. çünkü günlük hayatımızda farkında bile olmadan sahip olduklarımız, şu an oradaki insanlar için büyük lüks.
gerçekleşmeyen ya da başkalarının gerçekleştirdiği hayallerin, renk solgunluğunun, anlam boşluklarının merkezinde ciddi biçimde keyifsiz olabilen süreç.
biri inansa da, dua etse de, sahip oldukları için şükretse de mutlu ve heyecanlı olmayabiliyor. uzun süredir kaybolduğumu hissediyorum ve gelecekten korkuyorum.