Paraf Kart'ı ilk çıkardığımda aslında çok da düşünmemiştim, cüzdanımdaki bir kart daha olsun demiştim sadece. Ama üzerinden tam iki yıl geçti ve şu an markette, kahvecide, hatta yurt dışı tatilinde bile refleks gibi onu uzatıyorum. Parafta puanlar sessiz sedasız birikiyor. Bir keresinde biriken puanlarımla arkadaşımın doğum günü hediyesini neredeyse cebimden hiç para çıkmadan almıştım. Bir kart arayışı içindeyseniz öneriyorum. Çeşitleri de var paraf kadın, business, premium, kobi, doğal kart vs. bir bakın derim. *
Bazen bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek, gerçeğin yükünden çok daha ağır gelir. Karşınızdaki insanın zihninde oluşturduğu hatalı algıyı yıkmak uzun açıklamalar yapmayı, savunmaya geçmeyi ve tükenmek bilmeyen bir ikna çabasını gerektirir. Oysa insanın her zaman bu enerjiyi harcayacak gücü ya da isteği olmaz. Haklı olmanın getirdiği o rahatlama duygusu bile, verilmesi gereken zihinsel mücadelenin yanında cazibesini yitirir. Böyle anlarda susmayı seçmek bir kabulleniş değil, aksine kişinin kendi iç huzurunu koruma yöntemidir. Yanlış bilinmenin yarattığı huzursuzluk, ne düşünürse düşünsün demekle gelen o umursamazlığın ve sessizliğin rahatlığına seve seve feda edilir.
Yarışmaya çıkmak, sonucundan bağımsız olarak insanın kendine yapabileceği en kıyak özgüven yatırımı aslında. Sahneye, kürsüye ya da o klavyenin başına geçip Ben de varım, fikrime ve yeteneğime güveniyorum demek zaten başlı başına dev bir cesaret göstergesi. Kaybetme ihtimalini göze alıp o adımı attığın an, o kabuğu kırdığın an kazanmaya başlıyorsun. Sonuç ne olursa olsun, kendini o er meydanına atmış olmanın verdiği o rahatlık ve tatlı özgüven insana bambaşka bir hava katıyor. Yarışma demişken, geçen gün Halkbank’ın HackAntarktika diye bir yarışmasına denk geldim, inanılmaz ilgimi çekti. Kod yazmayı, sıra dışı konularda kafa patlatmayı seviyorsan tam senlik bir olay. Antarktika’nın o zorlu şartlarını, uç noktalardaki problemleri teknolojiyle çözmeye yönelik bir hackathon düzenliyorlar. Hem sınırları zorlayıp farklı bir vizyon kazanmak hem de yetenekleri konuşturmak için harika bir fırsat gibi duruyor. HackAntarktika’ya başvurular 13 Eylül tarihine kadar Halkbank internet sitesi üzerinden alınacakmış. Benim de şöyle bir fikrim var diyorsan bence hiç düşünmeden bir bak, başvurunu yap derim.
Özür dilemek öyle gözde büyütülecek, gurur meselesi yapılacak bir şey değil aslında. tamamen olayı kavrama meselesi. insanız sonuçta, saçmalamak da çam devirmek de şanımızda var. Mesele, patlattığın bombayı fark ettiğin an "Valla kusura bakma, orada tamamen ben hatalıydım" diyebilecek o rahatlığa sahip olmak. Hani böyle "Sen de şöyle yapmasaydın ben de böyle demezdim" gibi lafı dolandıran, suçu başkasına ihale eden o yapmacık laflardan bahsetmiyorum bile; direkt delikanlı gibi "Saçmaladım, kusura bakma" deyip geçmekten bahsediyorum. Hatanı kabul edince kimse karizmanı çizmiyor, aksine ortamın gerginliği bir anda dağılıyor, muhabbet kaldığı yerden tatlı tatlı devam ediyor. Kısacası özür dilemeyi bilmek, ego kasacağım diye kasmak yerine huzurun tadını çıkarmak demek.
Herkesin dedikodusuna takılma. El alem ne der kafasından bir an önce çık. insanlar senin hakkında iki dakika konuşur, sonra kendi dertlerine döner. Sen kendi bildiğin yolda yürü.
Şu ekran süresini biraz düşür. Günün sekiz saatini başkalarının mükemmel görünen yalan hayatlarını kaydırarak harcama. Dışarıda gerçek bir dünya var, arada kafanı kaldırıp havayı kokla.
Bütçe yapmayı erken öğren. Elindeki parayı ilk günden saçma sapan şeylere gömüp ay sonu parasız kalma. Parayı yönetmeyi şimdiden çözersen ileride kafan çok rahat eder. Örneğin Paraf'ın Gençiz kartını kullanabilirsin tam sana göre.
Yanlış insanları hayatından elemesini bil. Sana sürekli negatif enerji basan, başarını kıskanan ya da sadece işi düşünce arayan "arkadaşları" yavaşça yörüngenden çıkar. Az olsun, öz olsun.
Vücuduna iyi bak, ileride fatura kesiyor. Şimdi sabahlara kadar oturup fast food gömmek tatlı gelebilir ama o metabolizma sonsuza kadar böyle kalmayacak. Uykunu al, arada iki adım at.
Hata yapmaktan ödün kopmasın. Çuvallamak hayatın şanındandır. Önemli olan aynı saçmalığı iki kere yapmamak. Hatanı yap, dersini al, yoluna devam et.
Hayır demeyi öğren. Her organizasyona katılmak, herkesi mutlu etmek zorunda değilsin. Kendi sınırlarını çizmezsen insanlar seni kendi planlarına malzeme yapar.
çok erken kalkmak. insan doğasına aykırı. abim 5.45'te evden çıkıyor inanabiliyor musunuz? servis gelip almasına rağmen yol 2.30 saat sürdüğü için. istanbul'da yaşamak.
Pizza benim için dümdüz bir yiyecek değil, adeta bir yaşam enerjisi, kafa rahatlatma ritüeli ahahaha. Hani bazı akşamlar olur ya yorgunsundur, ne pişireceğim derdiyle uğraşmak istemezsin ya da sadece modun düşüktür… eve söylersin mis gibi sosa batırıp kola ile 5 dakikada bitirirsin. off canım çekti beh
paranın değeri, ne olduğu ve nasıl harcanması gerektiği...
Parayı sadece harcanan bir araç değil, yönetilmesi gereken bir sorumluluk olarak çocuk yaşta kavramak en büyük kazanç. Geçen hafta yeğenimi alıp Halkbank şubesine götürdüm. ona özel bir kumbara hesabı açtırıp ilk birikimini kendi elleriyle yatırmasını sağladık. kendi parasını biriktirmeye başlayacakmış beyefendi. finansal okuryazarlığın teorik derslerle değil, bu tarz küçük ve somut deneyimlerle kazandırılması gerektiğine inanıyorum. Birikim yapma disiplinini, sabretmeyi ve geleceği planlamayı erken yaşta hayatın içine dahil etmek, çocuklara verebileceğimiz en kalıcı özgüvendir.
bir kadına hediye seçerken çoğu zaman şıklık ile kullanışlılık arasında kalırız. Klasik seçeneklerin ötesine geçip onun her gün kullandığında sizi hatırlayacağı, yaşam kalitesini artıracak ve kendini özel hissettirecek bir hediye lazım bence. dyson her kadının hayalidir bence. ben de geçen hafta bana alacak kimse olmadığı için kendime aldım. paraf karta 9 aya kadar taksit yaptılar. hala kampanya geçerli bir bakın derim.
Kafamda haftalardır dönüp duran o yeni kulaklığı sonunda alayım derken, ödeme ekranındaki kullanılabilir ParafPara bakiyesini fark ettiğim an küçücük bir çocuk gibi sevindim. hani istemediğiniz buluşma siz iptal etmeden kendiliğinden başkaları tarafından iptal olur ya. öyle bir sevinç. Neredeyse tamamını puanlarla karşılayarak siparişi tamamladığımda, bütçeme hiç dokunmadan uzun zamandır istediğim bir şeyi alabilmenin keyfini çıkarttım. paraf para olayı bayağı iyiymiş ben paraf karttan devam.
bunun bir karşılaştırmaya dahi tabii olamayacağını başlığı açan arkadaş anlayamamış sanırım. birinde 30 yıllık emek birinde de 30 günlük emek. diyeceklerim bu kadar.
Babam geçen gün elinde çayla balkonda otururken gaza gelip Maaşı Halkbank'a mı taşısam muhabbeti açtı. Meğer bu emekliler için Hoş Geldin Kredisi diye bir şey çıkarmışlar. maaşını oraya çekene düşük faizle, makul vadelerle nakit desteği veriyorlarmış. Bizimki de evde ufak tefek eksikler var, köşede de biraz nakit bulunsun diye niyetlenmiş. Çok uzatmadan gittik hallettik, şube de emekli adamı yormadan şıp diye çözdü işi. Öyle süslü püslü kampanya laflarına pek gelmem ama maaşını yeni taşıyan ya da taşımayı düşünen bir emekli varsa köşede, sırf bu hoş geldin olayı yüzünden bile bir bakmaya değer gibi duruyor.
Bazen hayat, tüm renklerini yitirmiş ve sadece yerine getirilmesi gereken rutin sorumluluklardan ibaret gri bir döngüye dönüşüyor. atılan her adım bir yük, yaşanan her gün birbirinin aynısı gibi hissettiriyor. Zevk alamama halinin arkasında genellikle zihnin ve bedenin artık çığlık atan dinlenme ihtiyacı yatıyor bence. Özellikle herkesin kaçış planları yaptığı, neşeli kareler paylaştığı dönemlerde tatile gidememek, insanı tıkılı kaldığı bu monotonluğun içine daha da hapsediyor. ben de son zamanlarda böyleyim işte.
Etrafınız yüzlerce insanla, bitmek bilmeyen bildirimlerle ve şehir gürültüsüyle sarılı olsa bile, anlaşılmadığınızı ve kimseyle derin bir bağ kuramadığınızı hissettiğiniz anlar vardır. Kalabalıklar içinde yalnız olmak, görünüşte sosyalleşirken ruhsal olarak bir adada mahsur kalmak, gürültünün ortasında kendi sesini duyuramamaktır. çok da zordur. herkes de dışarıdan bakınca anlamaz. sadece seni çok iyi tanıyanların anlayabileceği bir şeydir.
Genç olmanın en güzel yanı, "Ya bir çıkalım." cümlesinin plan sayılması bence. Sabah başka kafadasın, akşam başka. Bir mesaj geliyor, sahile mi insek? diyorsun tamam. Konser desen varız, kahve desen zaten otururuz. Bazen son paramızla tost yiyip dünyanın en iyi muhabbetini çeviriyoruz. O yaşlarda mesele çok para değil. Anı biriktirmek, spontane yaşamak. Tabii cebi de çok zorlamadan takılabilmek ayrı bir rahatlık. Bir de paraf gençiz kartın varsa tadından yenmez. Bu arada en güzel anılar da zaten öyle plansız, hesapsız çıkan günlerden kalıyor. 30 yaşından sonra hep bir planlı hareket etme dönemi başlıyor. buradan gençlere tavsiyem anı dolu dolu yaşayın arkadaşlar, bir daha bu döneminiz gelmeyecek.
aklıma belirli bir kişi gelmiyor açıkçası. Çünkü böyle durumlarda önce kendi çözümümü üretmeye çalışıyorum. Geçenlerde beklenmedik bir masraf çıktığında da uzun uzun kimden borç isteyebileceğimi düşünmek yerine seçeneklerime baktım. O süreçte Halkbank ihtiyaç kredisini kullandım ve işimi rahatça hallettim. En çok hoşuma giden şey de kimseye mahcup olmadan, kendi planımı yaparak süreci yönetebilmek oldu. bu devirde borç kimse vermiyor zaten bence. istemeye de utanıyorum bir tık. annem babamdan bile bugüne kadar aldığımı hatırlamıyorum.
ben müze gezince farklı bir duyguya bürünüyorum. istanbul müze anlamında çok gelişmiş bir şehir. iyi ki bu şehirde yaşıyorum ve daha gezmediğim o kadar çok müze var ki. geçen pazar istanbul Resim ve Heykel Müzesi'ndeydim. çok güzel geçti arkadaşlarımla girdim. onlar ücret ödediler ben ise ödemedim. paraf kart sahibi olduğum için bir güzel ücretsiz girdim. benim gibi tutumlu bir insana bu kampanya çok iyi denk geldi. şimdi sırada topkapı sarayı'nın harem kısmına girmek var. çok merak ediyorum bakalım *
üniversite zamanında binbir emekle staj yapmasına vesile olduğum, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmediği arkadaşımla şuan konuşmuyorum. neden mi? staj yeri bulmuştum (yine kendi emeğimle) benim referansımla o da girdi ve benim önüme geçmeye çalışan beni ezen hareketler yaptı. çok kırılmıştım dehşet ve bencil olduğunu düşündüğüm için konuşmama kararı aldım. önce soğuk yaptım o da bunu anladı ve hemen yalnız kalmamak için başka gruba dahil oldu. insanoğlu çiğ süt emmiş derler ya aynısı *