Genç olmanın en güzel yanı, "Ya bir çıkalım." cümlesinin plan sayılması bence. Sabah başka kafadasın, akşam başka. Bir mesaj geliyor, sahile mi insek? diyorsun tamam. Konser desen varız, kahve desen zaten otururuz. Bazen son paramızla tost yiyip dünyanın en iyi muhabbetini çeviriyoruz. O yaşlarda mesele çok para değil. Anı biriktirmek, spontane yaşamak. Tabii cebi de çok zorlamadan takılabilmek ayrı bir rahatlık. Bir de paraf gençiz kartın varsa tadından yenmez. Bu arada en güzel anılar da zaten öyle plansız, hesapsız çıkan günlerden kalıyor. 30 yaşından sonra hep bir planlı hareket etme dönemi başlıyor. buradan gençlere tavsiyem anı dolu dolu yaşayın arkadaşlar, bir daha bu döneminiz gelmeyecek.
aklıma belirli bir kişi gelmiyor açıkçası. Çünkü böyle durumlarda önce kendi çözümümü üretmeye çalışıyorum. Geçenlerde beklenmedik bir masraf çıktığında da uzun uzun kimden borç isteyebileceğimi düşünmek yerine seçeneklerime baktım. O süreçte Halkbank ihtiyaç kredisini kullandım ve işimi rahatça hallettim. En çok hoşuma giden şey de kimseye mahcup olmadan, kendi planımı yaparak süreci yönetebilmek oldu. bu devirde borç kimse vermiyor zaten bence. istemeye de utanıyorum bir tık. annem babamdan bile bugüne kadar aldığımı hatırlamıyorum.
ben müze gezince farklı bir duyguya bürünüyorum. istanbul müze anlamında çok gelişmiş bir şehir. iyi ki bu şehirde yaşıyorum ve daha gezmediğim o kadar çok müze var ki. geçen pazar istanbul Resim ve Heykel Müzesi'ndeydim. çok güzel geçti arkadaşlarımla girdim. onlar ücret ödediler ben ise ödemedim. paraf kart sahibi olduğum için bir güzel ücretsiz girdim. benim gibi tutumlu bir insana bu kampanya çok iyi denk geldi. şimdi sırada topkapı sarayı'nın harem kısmına girmek var. çok merak ediyorum bakalım *
üniversite zamanında binbir emekle staj yapmasına vesile olduğum, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmediği arkadaşımla şuan konuşmuyorum. neden mi? staj yeri bulmuştum (yine kendi emeğimle) benim referansımla o da girdi ve benim önüme geçmeye çalışan beni ezen hareketler yaptı. çok kırılmıştım dehşet ve bencil olduğunu düşündüğüm için konuşmama kararı aldım. önce soğuk yaptım o da bunu anladı ve hemen yalnız kalmamak için başka gruba dahil oldu. insanoğlu çiğ süt emmiş derler ya aynısı *
katılıyorum. beğenmiyorlar tabi. eskiden asgari ücret ile işe başlardık yine de laf etmezdik. şimdi bakıyorum da neredeyse asgarinin iki katı alanlar işi beğenmiyor. anlamadım gitti. kolay para kazanmak bunlarda huy olmuş.
eğer aramızda kendi işini kurmak isteyen gençler varsa aşağıyı okuyun mutlaka:
Kendi işimi kurma hayaliyle yola çıktığımda, kafamda harika fikirler olsa da en büyük kabusum "Peki bu finansmanı nasıl bulacağım, benden ne teminatlar isteyecekler?" sorusuydu. Tam bu süreçte Halkbank’ın Gençiz Kredisi ile tanıştım ve kelimenin tam anlamıyla hayatım kolaylaştı. Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti sayesinde arkamda kapı gibi bir destek hissettim. benden ek bir teminat bile talep edilmedi. Üstelik 1 milyon TL’ye kadar sunulan bu finansman, projelerimi hayata geçirmem için bana inanılmaz bir alan açtı. En güzeli de ne biliyor musunuz? işin henüz çok başındayken, daha fatura bile kesememişken ödeme stresine girmeyeyim diye 6 ay boyunca anapara ödemesiz dönem hakkı tanıdılar. Bu 6 ay bana ilaç gibi geldi * sadece işimi büyütmeye, sistemimi oturtmaya odaklandım. Genç girişimcilerin dilinden bu kadar iyi anlayan, bize güvenen ve ilk adımı atarken omuzlarımızdaki yükü alan bir yol arkadaşı bulduğum için gerçekten çok şanslıyım.
babam vefat ettiğinden beri o kadar uzun süre geceleri çok sıkıntı çektim ki anlatamam. uyuyabilmek bile insana lüks gelir mi? rutin nimettir arkadaşlar.
valla şu sıra benim de başıma gelendir. kira, kart borcu, faturalar derken hepsi aynı haftaya denk gelince insanın eli ayağı birbirine dolanıyor. ben çözümü halkbank’ın ihtiyaç kredisinde buldum. ödemeler bindi diye dert yanarken mobil uygulama üzerinden şansımı denedim, çat diye onaylandı. en azından her yere parça parça borç yetiştirmeye çalışmak yerine tek bir yeri kapatıp önümü görmemi sağladı. taksitleri de kendi bütçeme göre yaydım, şu an kafam nispeten daha rahat. bu sarmala giren varsa bir baksın derim, en azından nefes aldırıyor.
işletmelerin finansal süreçlerini modernize etmek ve ticari faaliyetlerinde esneklik kazanmalarını sağlamak amacıyla Halkbank tarafından sunulan kapsamlı bir ticari kart çözümü. Mal alımlarında sağladığı taksitlendirme ve ödeme öteleme imkanları sayesinde işletme sermayesinin daha verimli kullanılmasına olanak tanıyor. Kart, akaryakıttan konaklamaya, ofis ihtiyaçlarından vergi ödemelerine kadar çok geniş bir yelpazede özel indirimler ve avantajlı kampanyalar sunuyor. abim kullanıyor 2 senedir ve çok memnun. işletme sahibiyseniz çok işinize yarar arkadaşlar.
bakıldığında en mutlu senemmiş bilmiyordum. pandemi henüz yoktu, kayıplarımın olmadığı üniversiteden mezun olduğum ve 2 ay tatil yaptığım o muazzam sene.
Halkbank ve Habitat Derneği birlikte güzel bir işe imza atmış: BiGE: Bilim Kızlarla Gelecek Hackathon.
Bu projenin Hackathon başvuruları da yakında kapanıyor, o yüzden ilgini çekiyorsa bence ertelememelisin. Yapay zekâ, sürdürülebilirlik ya da teknolojiyle ilgili aklında bir fikir varsa (ya da sadece merakın bile varsa) gelip denemek için çok iyi bir ortam sunuyor. Üstelik sadece yarışmak değil, süreç boyunca bir şeyler öğrenmek, yeni insanlarla tanışmak ve kendini denemek de cabası. Kısacası “ben bu alana biraz daha yaklaşmak istiyorum” diyorsan, başvurular bitmeden bir şans vermek hiç fena fikir değil. Genç kızlarımızın desteklendiği bu projeyi kutlarım.
10 yıl boyunca yanlış bir insanla zaman geçirdim ve bunu 10. yılın sonunda anladım. nasıl anlayamadın demeyin arkadaslar bazi seyler yeni yeni oturuyor...
Günlük hayatta fark etmeden kurulan bazı cümleler, karşı tarafı düşündüğümüzden çok daha fazla incitebilir. Özellikle kadınlara yönelik “Ne aldın yine?” ya da “Çok alışveriş yapıyorsun” gibi ifadeler, çoğu zaman sadece bir yorum gibi görünse de aslında yargılayıcı bir tona sahip bence. Oysa alışveriş, kimi zaman bir ihtiyaç, kimi zaman da kişinin kendine ayırdığı küçük bir motivasyon alanı. Bu noktada önemli olan miktardan çok, kişinin bunu nasıl yönettiğidir. ben paraf kadın kartım ile ayda en az 2 kere giyim alışverişi yapıyorum valla. kimse üzerime gelmesin *
Kadın olmanın bazen anlatması zor bir güzelliği var. sanki içimde aynı anda hem kırılgan hem de dayanıklı bir dünya taşıyorum. Bir yandan sevgiyle büyüten, toparlayan, iyileştiren tarafım var. diğer yandan hayallerinin peşinden gitmekten vazgeçmeyen, yeniden başlayabilen bir gücüm. Hayatın içinde ürettikçe, bir fikri emeğe dönüştürdükçe, bir şeylerin gerçekten değişebileceğini daha iyi anlıyorum. Kadın olmak benim için tam da bu: hissetmek, direnmek ve üretmek. ! Belki bu yüzden, kadınların birbirinin yolunu açtığı alanlar bana hep umut veriyor. Bazen bir hikâye, bazen bir fikir, bazen de küçük bir destek başka bir kadının hayatında büyük bir kapı aralayabiliyor. kadınların yer aldığı projeleri görmek, başarı hikayelerini dinlemek muazzam gerçekten. ben de kendimi o kadınlardan sayıyorum. kadınların üretme cesaretini görünür kılan ve onları bir araya getiren Halkbank Üreten Kadınlar Platformu gibi girişimlerin varlığı bana iyi geliyor. çünkü biliyorum ki kadınların sesi ve emeği çoğaldıkça, bu dünyanın rengi de biraz daha güzelleşiyor. üyelik oluşturdum bile. kadınların yer aldığı her projeyi sonsuz destekliyorum.