tuna tabu adlı arkadaşın şarkısıdır. nette mevcuttur. çok şekerdir. desteklenmelidir. albümü de çıkıyormuş.
GADDAR
vakit ayrılık vakti
hüzünle sevişmiş gözyaşımdan belli değil mi
zaman hasret kokuyor
sabrım bitiyor bu soğuk anlamsız vedayla
kalbime bi sorsan, nasıl da gizliyor
acı çekiyor da, sana belli etmiyor
içten içe kahroluyorum, bilmesende tükeniyorum,
hiç bir anlam veremiyorum gitmelere
öyle kolay olmamalı yar.
aşk bu aşk oyuncak mı yar
bu duyguların bi anlamı var
ya taş kalplisin, ya da gaddar.
bazı yurdum insanları bu kelimeyi, kendilerine sıfat olarak yakıştırıp otomobillerinin arka camına yaz(dır)ıyorlar. evet, gaddar olmaya özenen, hatta gaddar olduğunu cümle aleme bildirmeyi ve bu hâl ile övünmeyi normal sayan insanlar var. halimize şükür.
Sadece çocukları değil yetişkinleri de eğitmem gerektiğine karar verdikten sonra edindiğim sıfat.
Çocukları eğitmek kolay doğrusunu ısrarla gösterip anlatırsan anlayıp düzeliyorlar ama yetişkinler bunu fark edemiyor iyi niyeti ve sabrı acizlik olarak görüyorlar onları eğitmek için gaddar olmalısın en doğrusu bu,
En doğrusu bu dediğim içinde gaddar çocuklar yetiştiriyorum artık özgürlüklerine hareketleri karışmaya çalışanlara karşı gaddar çocuklar; ve ne yalan söyleyeyim mutluyum gaddar ve mutlu tavsiye ederim.
Aynen öyle yapan adamlar saçmalamış gerçek hayattaki bazı saygıdeğer kişilere iftira atmışlar. 300 tane kitabı olan ve binlerce talebesi olan bir bilim insanını sapık gibi göstertmeye çalışmışlar.
çağatay'ın askerden döner dönmez mahallenin terminatörüne dönüştüğü dizi. tamam abicim anladık çok güçlüsün de her bölüm ayrı bir racon kesmek yormuyor mu bünyeyi? senaryo biraz meh olsa da sırf kavga dövüş var diye izleniyor işte.
çağatay ulusoy'un askerden dönüp mahallenin adalet dağıtıcısı olması konseptiyle bizi hiç şaşırtmadığı, bol vurdulu kırdılı yapım. her bölüm adam dövmekten yorulmadı mı diye düşünürken ben ekran başında yoruldum yemin ederim.
yine de yoklukta gidiyor, sırf müdür karakterinin o gıcık tavırları için bile izlenir sanki.
çağatay ulusoy'un askerden dönüp mahallenin adaletini sağlamaya çalışırken istemsizce taksi şoförü filmindeki de niro'ya bağladığı garip yapım. ilk bölümlerdeki o ağır dram havası yerini yavaş yavaş absürt bir aksiyona bıraktı, adam her bölüm ayrı bir manyakla uğraşıyor ama o kürk montu ve saçları en hararetli kavgada bile bozulmuyor.
yönetmen kerem çatay galiba çukur evreni benzeri bir şey yaratmak istemiş ama ortaya çıkan iş biraz karikatürize duruyor. yine de cuma akşamları beyin yakmadan izlenebilecek, aksiyonu bol, mantığı kıt çerezlik bir iş olmuş.
çağatay ulusoy'un askerden dönüp olayların içinden geçeceği yeni projesi. fragmanlardan anladığımız kadarıyla yine bol bol racon kesilecek ve silahlar patlayacak, yani tam bizim millete göre. umarım senaryosu sadece karizma üzerine kurulu değildir yoksa üç bölüm sonra kumandayı fırlatırız.
çağatay ulusoy'un yine sadece kaşlarını çatarak oynadığı, bol bol racon kesilen o bildik mahalle işlerinden biri olmuş. şiddet pornografisinden bıkmayan bünyelere ilaç gibi gelecektir.
askere gidip geldikten sonra mahallenin tüm belasını sırtlanan o yorgun delikanlı imajı nedense bana pek geçmedi. tamam çağatay her zamanki gibi karizma ama o kürklerle sokakta yürüyünce gaddar değil de podyuma çıkmış manken gibi duruyor. yine de cuma akşamları sırf aksiyon olsun diye beynimizi kenara bırakıp izliyoruz, yapacak bir şey yok.