>> Nefes Egzersizleri: Her gün aşağıda verilen nefes egzersizlerinden bir tanesini seçerek uygulayın. Uzun süreli bu egzersizleri uygulayabilmek için oyun haline dönüştürülmesi önemlidir. · Balon şişirme · Mum üfleme ( her seferinde mum sayısı ve mesafe arttırılır) · Pipet pamuk oyunu ( 2 pipet 1 parça pamuk)
>> Televizyon ve Bilgisayar: Çocuğunuz eğer çok fazla televizyon ve bilgisayar karşısında zaman geçiriyorsa bu konuşmasının gelişimini engeller ve kekemelik problemini yenmesine engel olur. Anne babanın televizyon izleme ve bilgisayar oynama saatlerine sınır koyması gerekmektedir.
Ömrünüm son durağında seni buldum yanımda
Aşkımın son baharında son yapraksın dalımda
Bin keder yüklüyüm gülmedi yüzüm
Bir gece kalsın yanında dinlensin gönlüm
Bin keder yüklüyüm gülmedi yüzüm
Bir gece kalsın yanında dinlensin gönlüm
Öyle dertliyim hasret çekerim
Yoktur huzurum ağlar gezerim
Ben Tanrı misafiriyim yersiz bir garibim
Ben Tanrı misafiriyim yersiz bir garibim
Bana bir yer ver kalbinde benimdir diyeyim
Garibim yer ver, garibim yer ver, yer ver
Kalbimin esrarı çözülsün varsın
Öyle sevgi bu akşam felek kıskansın
Kalbimin esrarı çözülsün varsın
Öyle sevgi bu akşam felek kıskansın
>> Oyun Oynama: Her gün en az 1 saat ( anne ile 30 dakika baba ile 30 dakika) çocuğunuzla onun istediği oyuncakla ve istediği şekilde oyunlar oynayın. Yine burada yukarıda belirtildiği gibi konuşma hızımızı oldukça düşürmemiz gerekmektedir. Burada oyunun eğitim oyuncaklarıyla değil de basit kurguları olan oyuncaklarla olması ( evcilik, tamircilik gibi) önemlidir. Çocuğunuz neyle oynamayı seviyorsa her zaman onun istediği şeyle oynayın. Unutmayın oyunlar ve oyuncaklar onların dünyasıdır.
Gözlerim gözlerine kitlenir
Doyamam seyretmelere seni
Özlerim bir kaç saat fazla gelir
Yağızım yiğidim erkek güzeli
Gel de eğ, eğ şu asi başını
Kaçırma gel şu olgun yaşımı
Anladım korkunu telaşını
Görünce çakmak çakmak yeşillerini
Seni pamuklara sarmalar sararım
Ne bedel isterim ne hesap sorarım
Ne sitemle güzel kalbini yorarım
Sakınma tatlı dillerini
Ben yazdım ben bozdum
Kaç sevdayı gezdim
Aşkın aslını sezdim
Hadi gel al sonuna kadar
Sonuna kadar, sonuna kadar al al
Sarmalar sararım
Ne bedel isterim ne hesap sorarım
Ne sitemle güzel kalbini yorarım
Sakınma tatlı dillerini
>> Hikaye veya Masal Okuma: Her gün en az 20 dakika çocuğunuza hikaye veya masal okuyun. Bu okumalar sırasında dikkat edilmesi gereken husus hikayenin yada masalın yavaş bir konuşma ritmiyle okunmasıdır. Amacımız çocuğun bizi örnek alarak zamanla yavaş konuşmaya başlaması ve böylece konuşmalardaki takılmaların azalmasıdır. Eğer anne babanın konuşma hızları normal konuşma hızının çok üstündeyse çocuğun bulunduğu anlarda, ev içi konuşmalarda bu hıza dikkat edilmeli ve mümkün olduğunca yavaş bir konuşma ritmine geçilmelidir.
>> Yaşıtlarıyla Bir Arada Bulunmasını Sağlama: Eğer çocuğunuz 3 yaşını doldurmuşsa ve şartlarınız uygunsa mutlaka kreşe ya da anaokuluna gönderin. Eğer bu mümkün değilse sık sık parka çıkarıp yaş grubuyla oyunlar oynamasını sağlayın. Yaşıtlarıyla iletişim kurması konuşma probleminin azalmasını sağlayacaktır.
>> Üzüntü, Eleştiri, Alay ve Ceza: Çocuğunuzun konuşma problemine onun fark edeceği şekilde üzülmek ‘’yine konuşamadım ve anne babamı üzdüm’’ şeklinde algılanacak ve çocuğunuzun konuşamama kaygısını arttıracaktır. Bir diğer konu ise çocuğunuzun konuşmasını eleştirmeniz, alay etmeniz ve cezalar vermenizdir. Bu gibi davranışlarda çocuğunuzun kaygısını arttıracak ve her konuşma başlangıcında ‘’acaba kekeleyecek miyim’’ sorusunu aklına getirecektir.
Sızı uçlu oklar saplandı hep sözlerinden
Yıllar yılı şu gönlüme
Bak sevdamın göç mevsimi geldi
Uçuyor artık başka yüreklere
Bak sevdamın göç mevsimi geldi
Uçuyor artık başka yüreklere
Şöyle yürekli bir sevdam olmadı
Alsın götürsün beni ta güneşlere
Şöyle yürekli bir sevdam olmadı
Alsın götürsün beni ta güneşlere
O kadife sevgilerin kanatlarına sarsın beni
Senle en dik, en saf, en derin
Aşkla yoruldum bitti zamansız
Anlamazsın ki sorma boşuna
Kim seslenen, kim yapayalnız
>> Müdahale Etmemek: Çocuklarınız konuşurken onu sanki normal konuşuyormuş gibi sonuna kadar dinleyin. Konuşmasını bölmeyin ve cümlesini onun yerine tamamlamayın. Kesinlikle herhangi bir uyarı yapmayın ve dışarıdan yapılmasına izin vermeyin. Amacımız küçük yaş grubunda olan çocukların konuşma problemlerini fark etmemelerini sağlamaktır. Böylece konuşamıyorum kaygısının oluşması önlenecektir. Konuşamıyorum kaygısı kekemelik problemini kalıcı hale getiren en önemli etkendir.
2-6 yaş arasındaki çocukların dil gelişimleri oldukça hızlı ilerler. Bu yaş döneminde yer alan çocukların %4'ünde "Erken Kekemelik Dönemi" olarak adlandırılan konuşma problemi görülür. Bu çocukların %75'i (4 çocuktan 3 tanesi) sosyal destek sağlandığı ve doğru yaklaşım sergilendiği zaman, problemden kendiliğinden kurtulabilirler. Bu yaş döneminde yapılacak erken tanı ve önleyici müdahale yöntemlerinin de etkili olduğu gözlemlenmiştir. Geriye kalan %1 'lik kısmı ise kekemelik problemini kalıcı olarak yaşamaktadır.
Peki bu sosyal destek ve ailenin doğru yaklaşımı nelerdir? Aileler genellikle çocukları kekelemeye başladığında paniğe kapılırlar ve bu panikle yanlış davranışlar sergilerler. Kekemelik sorunu yaşayan çocuklarla etkileşimde aşağıdaki noktalara dikkat etmek gerekir.
Kekemeliğin niceliksel olarak kesin bir tanımını yapmak oldukça zor olmakla birlikte kekemelik belirli konuşma davranışları, duygular, inançlar, kendini algılama biçimi ve sosyal etkileşimin beraberce ele alınmasıyla en uygun biçimde tanımlanabilmektedir. Bu bileşenlerin her biri kişiden kişiye göre değişebilir. Ayrıca bu bileşenler birbirlerini de etkileyerek farklı ve daha karmaşık bir durum ortaya çıkarabilir. Bu nedenle özellikle son dönemlerde kekemelik çok boyutlu bir problem olarak ele alınmakta ve konuşmadaki bozuklukla beraber duygusal ve sosyal problemlere de ağırlık verilmesi önemsenmektedir.
Amerikan Psikiyatri Derneği’nin yayınladığı DSM- IV kapsamında ise kekemelik, ses ve hece tekrarları, ses uzatmaları, ünlemlemeler, sözcüklerin bölünmesi, duyulabilir ya da sessiz bloklar, dolambaçlı yoldan konuşma, sözcükleri aşırı bir fiziksel gerginlikle söyleme, tek heceli sözcük yinelemeleri gibi durumlardan birinin ya da daha fazlasının sıklıkla ortaya çıktığı ve konuşma akıcılığı bozukluğu okul başarısını, mesleki başarıyı ya da toplumsal iletişimi bozduğu durumlar kapsamında ele alınmaktadır. Ayrıca konuşmayla ilgili motor ya da duyusal bir bozukluk varsa bile konuşma zorlukları genellikle bunlara eşlik edenlerden çok daha fazladır.
Seni ilk gördüğümde tırnaklarını yiyordun
Kimbilir nelere sıkılmıştı canın
Öyle sıkınltılı yanları var ki yaşamın
Haklısın, haklısın, çok haklısın
Öyle sıkıntılı yanları var ki yaşamın
Haklısın, haklısın, çok haklısın
Yak bir sigara kül olsun dertler ucunda
Bir an oh diyemezsek çekilir mi ah bu dünya
Yak bir sigara kül olsun dertler ucunda
Bir an oh diyemezsek çekilir mi ah bu dünya
Ne güzelim diye gerin ne çirkinim diye yerin
ikisi de tanrıyı suçlamaktır
Ne güzelim diye gerin ne çirkinim diye yerin
ikisi de tanrıyı suçlamaktır
Arayan gözlerle hiç bakma etrafına
Mutluluk peşinden koşarak yakalanmaz
Arayan gözlerle hiç bakma etrafına
Mutluluk peşinden koşarak yakalanmaz
Rosenfield ve Nudelman (1987) ise kekemeliğe fizyolojik açıdan yaklaşarak motor çıktıların dizilimi ve zamanlamasında bozulmaya neden olan bazı nörofizyolojik mekanizmaların bozulması olarak kekemeliği tanımlamışlardır (akt. Çalkılıç, 1990). Yine başka bir tanımda da Kehoe (1998) konuşmada kullanılan kasların önemi üzerinde durarak bu kasların konuşmayı zorlaştıracak biçimde kullanımı sonucu kekemeliğin oluştuğunu vurgulamıştır (akt. Kınalı Madanoglu, 2005).
Wingate (1964) ise kekemeliğin “standart” tanımında bu problemi üç bölümde ele almıştır. ilk bölümde evrensel olarak kabul gören kekemeliğin temel özelliklerini aktarırken, ikinci ve üçüncü bölümde ifade edilmesi gereken diğer özellikler tanımlanmıştır. Buna göre ses, hece ve sözcüklerin herhangi bir hecesinde istem dışı, işitilebilir ya da sessiz tekrar ve uzatmalarla tanımlanan, sıkça gözlenen ve kolayca kontrol edilemeyen sözel ifadelerin akıcılığındaki bozulmalardır. Bazen bu akıcılık bozukluklarına konuşma düzeneği, ilişkili ya da ilişkisiz vücut yapıları veya tekrarlanan konuşma ifadelerini de kapsayan ve konuşmayla ilişkili bir çaba görünümü veren ikincil davranışlar eşlik edebilmektedir. Ayrıca utanç, heyecan, gerginlik gibi bir duygusal durumun varlığından da sıklıkla bahsedilmektedir. Ayrıca, o dönemdeki kekemelikle ilgili kaynakların çevresel konuşma mekanizmasında bazı düzensizliklerden bahsettiklerini belirterek kekemelik anı hakkında daha ayrıntılı bilgi sunmaktadır. Kekemeliğin nedenleri temel alınarak yapılan tanımlamalar genel olarak psikolojik ve fizyolojik olarak yapılan tanımlamalar şeklinde sınıflandırılabilmektedir. Bu bağlamda Murphy (1986) kekemeliği psikolojik faktörlere dayandırarak bu sorunun temelde yaşanan anksiyete ve yetersizlik duygularının bir göstergesi olduğunu belirtmiştir. Benzer biçimde Brutten ve Shomaker (1986) ise koşullu bir olumsuz duygunun ortaya çıkarttığı bir durum olarak kekemeliği tanımlamıştır (akt. Çalkılıç, 1990).