aslında amın evrimi konusunu da irdelemiştim ama silmiş ibneler. neyse işte. çökertmesi oldukça kolay bir teoridir bu açıdan. aklına esen çürütebilmektedir. çürütebilmek için beyin yerine göt ile düşünmek yeterlidir. bu noktada "göt oturur, beyin düşünür" vecizesi ile akıllara kazınan sevgili gheorghe hagi'mizi anmak isterim.
şaka mısınız lan siz? binlerce bilim insanı yıllarını vermiş, çalışmış, araştırmış, deney yapmış, evrimin olmadığını bulmuşlar ama götleri yemiyor açıklamaya, yalan söylüyorlar. bi siz akıllısınız amına koyim.
bu teorinin bu kadar savunulması ya da çürütülmeye çalışılmasının sebebi aslında çok açık. *
eğer bu teori tüm canlılığı tam olarak açıklayamaz yani ispat edilemezse veya ciddi bir itiraz gelir de çürütülürse ya da canlılığı açıklamada yetersiz olduğu anlaşılırsa ben ateizmden vazgeçer miyim? bu durum beni bir tanrıya inanmak mecburiyetinde bırakır mı?
eğer bu teori kesin olarak ispatlanır ve tüm canlılık doğal yollardan açıklanırsa, bu dini inancımı çürütür mü?
bu endişeler her insanda az ya da çok bulunur, dolayısıyla bu teori halk düzeyinde bile tartışılır.
evrenin açıklamasının kendi içinde yapılıp yapılamayacağı konusu ise teoriden bağımsızdır.
(bkz: entropi)
(bkz: big bang)
(bkz: izafiyet)
adem'in burnundan üfleyerek ona can veren,
kadını yaratmak için erkeğin kaburga kemiğine ihtiyacı olan,
uçuşan yaratıklarla yolladığı mesajlarla peygamberin cinsel yaşamını düzenleyen,
tehdit-küfür eden,
tanrı kavramını,
cennet-cehennem,
şeytan-cin-melek,
huri-nuri,
resul-kul masallarını çürüten bilimsel teoridir.
bizim niye evrilmediğimizi açıklaması halinde biraz olsun akla yatkın olabilecek teoridir. gerçi biz suyun içinde yaşamayı, uçmayı hiç denemedik; kanatlarımızın, solungaçlarımızın olmaması doğal.
moleküler biyoloji ve genetik bölümünde okuyan bir öğrenci olarak diyebilirim ki charles darwin'in evrim teorisi allah'a ihtiyaç. allah müdahil olmadan da gerçekleşmesi veya aşamalarını tamamlaması mümkün değildir.
evrim teorisi olasılıklar üzerine kurulmuş, kurgulanmış, ayakları sağlam temeller üzerine basmayan, varsayımlara dayalı bir teoridir. en büyük varsayımı ise "bir canlı'nın -örneğin bir bakterinin- olumlu mutasyonlar geçirmesi sonucu daha kompleks canlıları oluşturacağı"dır. peki bu gerçekten bu kadar "imkansız" mı?
bir olumlu mutasyon'un gerçekleşme ihtimali 1/10^70 dir. bunun matematik ya da olasılık dilindeki karşılığı "sıfır"dır. peki diyelim ki oldu da gerçekleşti bu olasılık ve canlı bir tane "olumlu mutasyon" geçirdi. elimizde ne var dersiniz? yine sıfır! evet bu canlının daha defalarca olumlu mutasyonlardan geçmesi ve en sonunda insanı oluşturup, futbol oynaması, felsefe yapması, kitap yazması, aşık olması, converse giyen türbanlı gibi saçma muhabbetler çevirmesi falan filan gerekli. bu da bizi şu formule götürür; "1/(10^70)^gerçekleşmesi gereken mutasyon sayısı"
peki gerçekleşmesi gereken mutasyon sayısı ne kadardır dersiniz! evet samanyolu galaksisindeki yıldız, gezegen ve göktaşı sayısından çok çok daha fazla! bugüne kadar laboratuar ortamında dahi tek bir "olumlu mutasyon"un gerçekleştiğinin saptanmadığı gerçeğini de hesaba katalım.
sonuç itibariyle, eğer bu olumlu mutasyonlar gerçekleşmek istiyorsa, allah'a yani bir aşkın varlığa ve bir yüce tasarımcıya muhtaçtır. aksi takdirde gerçekleşme olasılığı kesinlikle yoktur. zaten böyle rastgele ve bir aşkın varlık -allah- tarafından yönlendirilmemiş bir evrim sürecinin sonucunda da milyonlarca ucube ve hilkat garibesi canlı ortaya çıkacaktır ki bu tanıma uyan herhangi bir canlının fosili bugüne kadar bulunamamıştır!
moleküler evrim'e kadar her türlü dersi gören biri olarak diyorum ki; ey burada ya da sağda solda "evrim teorisi allah'ın yardımı olmadan da gerçekleşir" ya da "evrim teorisi allah'ın yokluğuna delildir" filan gibi saçmalıklar sallayan cücükler! çok komiksiniz ve yazdıklarınızı okurken gülmekten karnıma sancılar giriyor! kendimi kahkahaların yankılandığı mizahın dibine vurulmuş kör kuyularda buluveriyorum! yapmayın etmeyin!
bazı civcivlerin savundukları şeyden habersiz olmaları da çok manidardır. şöyle diyaloglar çokça yaşanır her yerde;
+ merhaba ben evrim teorisi hakkında oldukça yeniyim, bana biraz anlatmanız mümkün müdür?
- biz evrim teorisi hakkında bilgi sahibi değiliz, doğru olduğunu biliyoruz ve bunu insanlara kabul ettirme üzerine çalışıyoruz biz. anlatacak bilgiye sahip değiliz.
+ ama kabul ettirmek için anlatmanız gerekir.
- yok anlatarak kabul ettiremeyiz, bu halk cahil anlatsak bile anlayamazlar zaten.
+ halk cahil oluyor da, sen şimdi bilgili mi oluyosun?
böyledir bu durum. ortalıkta ateistim diye dolanıyorsan, hakkında tek kelime bilmesen bile koşulşuz, şartsız savunmak durumundasındır. bu tiplerin savunması da şöyle olur genelde;
+ ne yani maymundan mı geldik biz?
- topraktan mı geldin yani?
bu işin "okulunu" okuyan biri olarak daha önce de evrim hakkındaki kanaatimi defalarca dile getirmiştim; benim görüşüme göre evrim teorisi'nin gerçekleşmesi de allah'a ihtiyaç duyan bir hadisedir. dolayısıyla evrim teorisi asla allah'ın karşısında bir yerde konumlandırılamaz, bugün gözümüze sokula sokula yapılan ise tam da orada konumlanamayacak bir hadiseyi orada konumlandırmaya "zorlamak"tır.
olayın patlak verdiği nokta daha çok olumlu mutasyon ve endosimbiyoz'un bir master'ın yönetimi olmadan gerçekleştiği iddiası. zaten söz konusu yazımda olumlu mutasyon'un ardarda gerçekleşmesinin neden bir aşkın varlığa yani allah'a ihtiyaç duyduğunu anlattık. biraz da endosimbiyoz'dan bahsedelim derim.
herkesin anlayacağı basit bir dille ifade edersek, endosimbiyoz bir bakteri hücresinin başka bir bakteri hücresine girerek mitokondri ya da kloroplast a dönüştüğü iddiasıdır. evrimcilerin en az savunduğu teori olan endosimbiyoz zaten görüldüğü üzere mekanizmanın sadece bir kısmına odaklanmaktadır, tamamıyla ilgilenmemektedir. bu yüzden de tartışmalar bunun üzerinden yürümez genelde.
fakat biz şunu biliyoruz ki hücrelerde antijenler ve antikorlar adını verdiğimiz, herkesin anlayacağı şekilde ifade edersek birbirine ölümüne düşman iki organik madde bulunur. her hücre kendi antijenlerine sahip maddeleri membranından * içeri alırken, kendi antijeninden olmayanlarla karşılaşması durumunda bu maddelere karşı antikor üretimi yapar ve o madde antikorlar tarafından yok edilir.
peki siz şimdi naptınız? tutup ufacık bir maddenin geçişinde bile bu kadar protokol uygulayan bir hücreye kocaman bakteriyi soktunuz, onun hiçbir yapısına karşı (nukleus, ribozomlar, fibriller, stoplazma materyalleri, membranlar, proteinler, vs vs) antikor üretmeyeceğini iddia ettiniz. üzerine bir de koca bakteriyi hop diye mitokondri ya da kloroplasta dönüştürdünüz.
peki söz konusu olayın gerçekleşme gibi bir ihtimali var mı? kısa ve net; hayır yok. çünkü hücreler aynı anne babadan dahi gelse genetik farklılıklar içerirler, hatta ikiz olsalar dahi! dolayısıyla mutlaka birbirine uymayan protein ve yapıtaşı oluşumu olacak -hele ki bakteriler gibi genleri sürekli değişen canlılarda- ve ya içeri giren bakteri, ya membranından geçilen bakteri mefta olacak. dolayısıyla endosimbiyoz diye bir olay asla ve asla gerçekleşemeyecek. buna mahkum!
bu yüzden de evrimciler endosimbiyoz'un lafını bile etmezler. hocalar dahi derste anlatırken şöyle iki dakika bi değinip geçer, daha da üstüne gitmez.
bilim dediğiniz olay daha dün dünya'yı güneş sistemi'nin merkezi sayıyor, dünyayı "tepsi" şeklinde yorumluyor, hatta fazla geriye gitmeden söylersek aya çıktığını iddia edip, ayda bayrağın nasıl dalgalandığını bize anlatamıyordu. düne kadar kromozomları stoplazmada sanıyordu örneğin, hatta "kromozomların/dna'nın hücrenin yönetilmesinde hiçbir işlevlerinin olmadığı"nın söylendiği yüzyıl, aydınlanma'nın ve bilim'in en çok yüceltildiği 20.yy dır. ne çabuk unuttunuz bunları?
bilim sürekli bir mecraya doğru akıyor da bazı civcivler hala bilimin dün söylediklerinde takılmışlar, başlarını kaldırıp da önlerine bakamıyorlar! bilim bu dünyadaki en güvenilmez şeydir dostlar, bugün yanındadır, yarın çok pis satar adamı!
evrim'i insanla sınırlandıranlar bunun evrim teorisi'nin hangi kuralına göre yapıyorlar cidden merak ediyorum. lafı uzatmadan bir kaç soru sorsam daha kısa yoldan anlatmış olurum anlatacaklarımı.
+ evrim neden insanla yani homo sapiens le son bulmuştur?
+ maymun ya da şempanzeyle insan arasında bir zeka düzeyine sahip ve roman yazacak kadar olmasa bile "yürüdüm, gittim, geldim" diyebilecek kadar yazı ya da konuşma kabiliyetine sahip ırklar neden yoktur ortalıkta?
+ ilk sorudaki gibi neden homo sapiens de durmuştur evrim? neden bir sonraki aşamaya geçip insandan daha zeki, daha komplike bir canlı oluşmamıştır?
+ ya da neden en zeki form bu zayıf ve güçsüz insan formudur? söz gelimi evrimleşmenin başka bir aşaması olan kuşlar ya da sürüngenler neden aynı evrimleşme sürecine devam edip insan kadar olmasa bile daha yakın zeka düzeyine sahip canlılar oluşturamamıştır?
evrim'in tıkandığı ve açıklayamadığı en büyük noktalardan birisi de budur aslında. teoriyi çökertir mi çökertmez mi sizin takdirinize kalmış * ama bu sorulara şu cevabın verileceğini biliyorum darwinistler tarafından;
"ama bu evrim'in çökertildiği manasına gelmez, sadece henüz açıklamamıştır teori bunları, ileride bilim geliştikçe mutlaka açıklayacaktır."
o zaman kusura bakmayın da sizin ki teori filan değil, resmen ideoloji. teoriler kurulur, çökertilir ve yerine yenileri oluşturulur. sizinkinin teori olmasını bir yana bırak değişmekten dönüşmekten herhangi bir stabil kuram oluşturabilmiş değil, çökerttikçe değişiyor.
moleküler biyoloji ve genetik okumuş bir arkadaşın hiç olumlu mutasyonun laboratuar ortamında görülmediğini iddia ettiği teori. biyoloji ile hiç alakası olmamış ben bile böyle başarılı bir deneyin yapıldığını biliyorum.
adamlar bir e. coli kolonisinin 20 yıl boyunca çoğalmasını izliyorlar. bazı popülasyonlarda mutasyonlar oluşuyor. 20 yılın sonunda bir bakteri ilk başta bu yeteneği olmamasına rağmen sitrik asit ortamına uyum sağlıyor.
edit: bu bir mutasyon değil adaptasyonmuş. konunun uzmanı olmadığım için söyleyecek sözüm yok. bilenler açıklasın. (#5474790)
bir de bu teoriye inanan arkadaşlar bilgili bir kişi geldiği zaman pek ortalarda görükmezler.
onlar genelde cevap verecek kişi olmadığı zaman atıp tutarlar ne zaman ki birisi gelir * bilgili olduğu yazdıklarından bellidir. bu arkadaşlar ortamdan sıvışılar. görmemezlikten gelirler. ama sorsan halk cahil bunlar bir şey bilmiyor falan.
bak adam * negzel yazmış neredesiniz cengaver arkadaşlar bir iki kelam da siz edin de görelim.
Yiğitler gençler sevdalılar moleküler biyoloji okuyup evrimi ve kanıtlarını sadece biyolojide var sananlar, evrimin sadece biyoloji ile ilgili bir şey olmadığını ayrıca bilimin de sadece biyoloji denen bir alan ile sınırlanmadığını bilmeyen lere ve onun lafı sokuyor ya cevap veren çıkamadı şeklindeki maymun şakşakçılarına ithaf ediyorum.
Gelin itiraf edelim. Kimya, jeoloji, paleontoloji, biyocoğrafya, karşılaştırmalı anatomi, fizyoloji, molekuler biyoloji, genetik vs diğer bilimsel alanlarla da ilgisi var. Ve kanıtları sadece biyoloji de aramak sizlerde akıl aramak kadar mantıksız.
Öncelikle dilbilgisi diye bir şey var. Mutasyon var demek. Bir değişim bir evrim var demek. Bunun negative ya da positive mutation olması, o mutasyon yaşandığı anda verilen bir karar değil.
Maymuncuklarım, futbol maçındaki hakem edası ile orada birisi duruyor da, ehhh bu mutasyon yemez hacı diyip kenara atıyor, ve 1/10^70 kere de bir de "aaaa bulduk lan" ; diye seviniyor sanıyorsanız, bilin ki darwin maymundan geliyoruz ama maymun kalın demedi sizlere.
Yiğitler Öncelikle olarak şunu unutmayın,
Olasılık meselesi geçmişe yönelik değildir. Olasılık lan bunun adı. Henüz Olmamış olana dair. Yani bir şeyin gelecekte olabilirliğini araştırmak hesaplamaktır olasılık. Geçmişte olan biten bir şey için bunun olma olasılığı 1/10^70, demek ki olmadı de-ni-le-mez. Çünkü olmuş bitmiş bir şey için olasılık hesabı yapılamaz sevgili şirin şempanzeler.
Yiğitler, kuranda yazdığı gibi anlatacağım, hani siz evrim yok demiştiniz, endosimbiyoz diye bir şey var demiştiniz. Evrimciler bahsedemez bile demiştiniz. işte biz de biliriz ki endosimbiyoz dediğiniz de aslında bir teoridir. Bokunda boncuk bulma evladım demek istiyor yazar burada.
Az evvel dediğimiz gibi, mutasyonlar sürekli olur. En basitinden bir insan vücudunda belki de yaşamaı boyunca 50-60 adet olur. Kanser de bir mutasyondur. işte bir mutasyon olduğunda kenarda birisi durup bu iyi bu kötü demiyor. O mutasyonun positive mi negative mi olduğuna süreç içinde onu etkileyen şartlar sonucu biz bakıp himm bu positivemiş ya da negativemiş diyebiliyoruz. Aradan binlerce yıl geçtikten sonra abi adam şurada bi mutasyon geçirdi sonra işte 5000 yıl önce hiç kimse kalmadı onlardan. Negative mutation çünkü diyebilirsin.
Ama bugün götünden aniden bir el çıksa estetik açıdan kötü olması dışında bu durumun, bu mutasyonun negative bir mutasyon mu yoksa insanoğlunu;sizden bahsetmiyorum maymunlar- ileri taşıyacak positive bir değişim mi olduğunu hemen o an söyleyemeyiz.
Mutasyonlar bir de mesela benim mide hücrelerimden biri mutasyon geçirdi. Midem götüme dönüyor ve ben hemen orada ölüyorum değil. Bir mutasyonun benim kadar gelişmiş çok hücreli bir yaratığı devirmesi yıllar, benim çocuklarımda da ortaya çıkması sonra tüm insanlığı etkileyip hepimizi birden yok etmesi yüzyıllar milyon yıllar sürebilir.
Yani götümden elçıktı, hop tüm insanlık yok oldu değil. Bunu moleküler biyoloji okuyan arkadaş bile anlatabilir size. Hem o el bir özgüven işareti de olabilir. Kolay mı lan kendi götünde bir elle dolanmak. Ama maymun olup başkalarının yazdıkları üzerinden "hobaa cevap veremediler"; diye alkışlayacak biri olacağıma o elle götümdeyken dolanırdım aslında diye düşünüyorum. sonuçta maymun götü değil mutasyon geçirmiş insan götü bu.
Maymunlar burada alkış olacak. Başlayın siz ben geliyorum.
Pekala, mutasyonların hepsi zararlı mı? Olabilir. Olmaya bilir. Aslında bir çoğu neutral. Dediğim gibi bir mutasyonun, tek bir hücremde başlamış bir mutasyonun, yararlı da olsa zararlı da olsa beni devirmesi yıllar alacak. Öte yandan zararlı ise tüm insanlığı yok etme şansı yok gibi. Aynı şekilde yararlı ise tüm insanlığı etkilemesi yine çok çok çok uzun yıllar alacak.
işte bu mutasyonun, tek hücreli bir canlı da anında işe yarama sebebi bu. Adam zaten tek hücreli. Bir mutasyon bile onu değiştirir. Bölündü ve mutasyonu diğeri ile paylaştı. işte dünyanın ilk zamanlarında olan olay bu. Ve o ilk zamanlarda ki dünyanın durumunda radyasyon ve diğer değişken şartların yüksekliği de elbette bu mutasyonların periyodunu arttırıyor. Bir mutasyon o sıralrda oluşmuş ve sonraki nesillere aktarılmışsa bile bunun zararlı mı zararsız mı olduğunun socalled eleştirsini birileri çok sonraları çevre şartlarına uyumla, doğada ayakta kalmaya etkisi ile değerlendirip belirliyorlar.
Çok genel ve bilinen bir örnek vereceğim, maymunları rahatsız etmek istemem. o tek bir hücreden oluşan beyinlerini yormak istemem. bilinen örnek olsun o sebeple. düşünmesin yavrucak. çalıştırıcaz diye vurdurmasın motoru boşuna.
ingiltere'de güveler var. sanayi devrimi öncesi beyaz ve siyah iki türü var. Ve tabi ki sebebi mutasyon. Ama ikisi de var olmaya devam ediyor. Bu güveler üzeri parlak beyaz likenlerle kaplı ağaçlarda yaşıyorlar. Fon beyaz olunca kuşlar siyah olanları daha kolay görüyor ve siyahları yiyorlar. Siyahlar bu sebeple çok çok daha azlar sayıca. Ama sanayi devrimi ile birlikte ağaçların üzeri katranla isle kaplanıyor ve zamanla grileşiyor. Bu durumda fon siyah olunca kuşlar beyaz olanları daha kolay bulup yemeye başlıyorlar. Noluyor siyahların sayısı artıyor. Beyazlar azalıyor. Hem de 30-40 sene de.
E şimdi noldu? Siyahlar positive mutasyon mu geçirdiler de sayıları arttı. Yoksa beyazlar negative mutasyon mu geçirdiler? Hayır sayın maymun ve onun hocası moleküler biyoloji. Değişen sadece çevre şartları. Belki o güveler on binlerce yıldır siyah ve beyazlar ama çevre şartları değişti ve sen artık mutasyonun negative ya da positive olmasından bahsedebilirsin.
Mesela binlerce tür kedi var. Ev kedisi var aslanı var kaplanı var. E yarrak mı var da bu kadar çok ve farklılar? Neye göre farklılar? Ev kedisini sal bakalım yaşıyor mu Afrika da? Bir değişim bir gelişim bir sürecin yaşama ait zorlaması var ortada. Bu da sadece biyoloji bilimi ile ilgili bir şey değil.
Maymunlar alkışlasın biraz. öyle boş boş oturmasınlar. para verdik o koltuklara. hem oturduğun yerden evrim olmaz. kaldır o götü bir salla sağa sola.
Evrim optimum değerlerde optimum sonuçların bileşkesinin süreç içerisinde yeterli ve uyumlu türler ortaya çıkarmasıdır.
Richard dawkins diye bir adam var. Fosil kayıtları üzerinden hem biyoloji hem kimya hem fizik ekliyor ve uzun uzun anlatıyor. Gen havuzunu sikeyim. Senin gibi birisinin, herhangi bir başkasının fikren ortaya attığı bilimsel bir iddiayı ateistler yanıtlayamadı diye alkışlıyor olman ve bunu yazabiliyor olman bile; hem de o beyinle; evrimin kanıtı evladım.
Bilim din gibi değil. Bunu bir anla artık. Sahneye çıkarttığın moleküler biyoloji uzmanı sana anlatabilir bunu aslında. Bilimsel teorilerin başka teorilerin yanlışlamaları ile ilerlerler. Doğal olarak evrim teorisi darwinden beri çok değişti. Çok değişti ama kimse de çıkıp ateistler buna tapacaksınız demedi kimseye. Uyan artık. Tek hücreli gibi davranma. The selfish gene okusa bu moleküler biyoloji uzmanı o da bir sn derdi kesin ama okumada yazmadan sadece alkışlayarak sen ve senin gibiler benim de dahil olduğum seçme gen havuzunu kirletiyorsunuz.
Zaten ona olumlu mutasyon da denmez. Beneficial mutation denir. Yani bir faydası olan getirisi olan. Olmayan da büyük ihtimal neutral kalıyor zaten. Aha bak örnek sana, naylon yiyen bakteri var. Aslında naylon değil de short molecule yiyor. O yoksa ölüyor. 10 bin yıl önce de mi onu yiyordu? Hayır elbette. Çünkü naylon yoktu. Ama değişmiş bir mutasyon geçirmiş bir enzimi farklı salgılamaya başlamış. Sebebi ne? Yok. Lan yok diyorum bak. Yok çünkü. Belki bilmiyoruz. Belki yarın biliriz. Belki hiç bilemeyiz. Ama değişmiş ve artık naylon yiyor. Bu durumda zararlı mı bu mutasyon? Değil belki çünkü başka yemiyor. Sindiremiyor lavuk. Ölüyor. Ama naylon ooo götürüyor onu. Beneficial bir algoritma yakalamış yaşamında. Tek hücreli çünkü. Bir mutasyon da çözmüş işi. Ama sen de ben de? Olmuyor işte. Tek hücre de tek mutasyon çoğu zaman haberin bile olmadan köreliyor. Özellikle sen de. Bu halinle, bu aklınla.
evrime kanıt mı arıyorsunuz? e zaten yıllardır üstünde oturuyorsunuz...
bir bakın primat soyundan gelen türlerin iskelet sistemlerine (evet insan dahil). benzerliği göremiyorsanız gerçekten 'nur' tarafından kör edilmişsiniz demektir. kuyruk sokumu diyorum, kuyruk kemiği diyorum.
pardon neden tanrı erkeklere meme ucu verdi? açıklayabilecek olan bir kitap, ayet, hadis ya da imam var mı? yok. ama bilim açıklıyor. dişi default yani olağan/başlangıç cinsiyetidir. bu yüzden tüm embriyolarda öncelikle göğüs yapısı gelişir ardından cinsiyet belirleyici yapılar oluşur. teşekkürler.
neden adem ve havva nın cennette tüy/kılları vardı? tüy ve kıllar canlıları soğuktan korumak için vardır. cennette tanrı soğuk rüzgarlar mı estiriyordu? hayır?
o zaman adem ve havva çıplaktı fakat sonra dünyaya gönderilirken tüyler eklendi? o zaman ter bezleride aynı şekilde eklendi, rahimdeki zar aynı şekilde... böyle gider bu eklenen parçalar.
komik olan bilim üzerine okuyan birinin, kafasında bir 'mutlak' doğru saydığı 'inanç' ile bu bölüme başlayarak; objektif bakmaması, yaratılış ile evrimi birbirine bağlamaya çalışması ve bilimi yalanlama çabasına girişmesi.
Zeki yaşam formu oluşumu trilyonlarca kez milyonlarca canlıda başarısızlığa uğradı... Şimdi en sonunda işe yaradı ve insanlara bu olay hakkında düşünme fırsatı veriyor, sonrada siz yaratıcı diye bir kavrama inanıyorsunuz çünkü bu oluşumun 'olasılıklarının küçüklüğü' sizi çok şaşırtıyor... Tebrikler.
moleküler biyoloji ve genetik okuyan bir arkadaşın sadece bahsi geçen özelliğini kullanarak çürüttüğü teori, şimdi size teoriler böyle çürütülmüyor desem ayıp değil mi hepiniz okuyan eden insanlarsınız.
adnan oktar iyi ki mbg okumuyor bu arada.
bilim adamlarının canlılığın kökenini açıklarken savundukları teoridir.Kurucusu charles Darwindir.Küçük yaştaki kızını kaybettikten sonra Allaha isyankar olmuş ve ondan intikam alabileceğini düşünerek insanlara bu kuramı aşılamıstır.Bilimin bugünkü bulguları teoriyi çürütmüştür.Bazı ilahiyatcılar ve teologlar bu düşünceye karsı fikri savaş vermektedir.Çok sayıda insanın ateist olmasına neden olmuştur.Kısaca şeytanın sembolleşmesidir.
evrim teorisi ile ateizm arasında doğrudan bir ilişki yoktur, dolaylı bir ilişki vardır. dolaylılığı da şuradan kaynaklanıyor. evrim teorisi ateizme götürmez ama kökten dincilik evrim karşıtlığına götürebiliyor. siz sadece richard dawkins'e bakmayın. evrim alanında çalışıp gönül rahatlığıyla hıristiyan, müslüman olan bilim adamları da var. (bkz: francis collins) senin tanrı inancın sadece tasarım argümanına bağlı ise o senin sorunun.
stephen jay gould da kendisi bir agnostik olmasına rağmen evrim teorisi ile tanrı düşüncesinin arasında bir ilişki olmadığını, ikisinin tamamen ayrı olarak ele alınması gerektiğini söylemiştir.
gördüm ki, hakkında çok fazla boş laf döndürülüyor. paragraflarca yazı yazıp bu yazının tamamında hiçbir şey anlatmayı başaramamak ne evrim'in eleştirisi ne de ispatıdır oysa ki.
kanser bir mutasyon değildir, sizin bildiğiniz manada evrim teorisi'yle de uzaktan yakından alakası yoktur.
kısaca;
hücredeki telomeraz aktivitesinin normalin üzerinde seyir göstermesiyle kromozomlardaki telomerlerin kısalmasının önüne geçilmiş, engellenmiş olur. kromozomların uç bölgelerinde bulunan ve kromozomların korunmasında görevli olan telomerler yaşlanmada etkilidir.
somatik hücreler * sadece bir kaç kez bölünmek için programlanmıştır. bu süreçteki her bölünmede telomerlerin boyutu biraz daha kısalır, telomeraz aktivitesi azalır.
eğer telomeraz aktivitesi azalmaz, normal veya normalin üzerinde seyir gösterirse telomerlerin kısalması engellenir, hücre ölümsüz olur. bu hücreyi tümör haline getirir ve kanser oluşur.
not: yaptığım evrim teorisi eleştirisi. allah'ın emirleriyle bilim'i karıştırmayacak kadar akıllıyım. zira bilim kaypaktır, bugün doğru dediğine yarın hiç acımadan yanlış der.
Evrim Teorisi aslında sadece Charles Darwin'e maledilebilecek bir teori değildir. Darwin'in çağdaşı olan Lamarck bu düşüncenin şekillenmesinde başroldedir. Tek fark Darwin'in bu çalışmaları ve deneyimleri toparlayıp bir bilimsel teori haline getirmesidir. Evrim Teorisi'nin Darwin'in kişisel görüşleri olduğunu ileri sürebilecek kadar cahil olanların pratikleşmiş birer maymundan hiçbir farkı yoktur. Ezber bir zakaları vardır onların ve sürekli aynı şeyleri tekrarlamak gibi ölümcül bir hastalığa yakalanmışlardır.
Einstein'a evrim teorisi hakkındaki düşüncelerini sormuşlar. Büyük dahi ise şu cevabı vermiştir: "Benim hayatım boyunca asıl merak ettiğim soru şudur: "Tanrının dünyanın yaratılması konusunda seçme şansının olup olmadığı".