aynı kuantum teorisi, newton'un yer çekimi teorisi, izafiyet teorisi gibi bilimsel bir teoridir: canlılığın nasıl başlamış olduğunu kanıtlayan teoridir.
sciencedirect.com u tüm hakemli dergileri içeren arşiv zanneden okumuş cahillerin söz konusu teoriyi açıklama üzerine üretilen teorilerden oluşan ve yine evrimci dergilerinde yayınlana yazılardan medet umup, hakkında ikna edici bir kanıt ya da model öne süremedikleri ve içinde evrim karşıtları tarafından tutarsızlıklarla dolu olduğundan dolayı makaraya alınmayan bir bilimsel makaleye referans veremedikleri bir inanç sistemidir. ** bilimsel yaklaşım değil inançtır. inananlara sözümüz yok. allah hidayet versin deriz. ama kendi inançlarını bize bilim diye dayatmaya kalkanlara cevap vermek elzemdir.
sciencedirect.com dışında hakemli dergileri içeren veritabanlarından örnekler verilerek harun yahya'nın zırvalarının desteklendiğinin gösterilmesinin beklendiği tartışma konusudur bu teori.
sciencedirect.com'u yalnızca evrimci dergileri içeren bir veritabanı zanneden zavallı bilimden bihaber arkadaşları, dünyadaki tüm hakemli dergi makalelerini içermediğini didiklemekten çok içeriğini didiklemeleri beklenmektedir.
evrim karşıtı olup* bilim çevreleri tarafından hakemli kabul gören dergileri içeren başka bir veri tabanını görmek isteriz*.
sıva canım, sıva. balçık bitmez cehalette nasıl olsa. bilimi inanç zannetmekle sıvamışsın başka yerleri zaten...*
edit: eheh, hani veritabanı, hani kaynak, hani referans? harun yahya'dan gayrı ne var elinde anlayamadım henüz.
edit 2: sciencedirect.com'da dergilerin hepsine erişilebilir, makalelerin abstract'ları dışındaki tam hallerine erişmek için üye olmak gerekir. üniversitesi bu veritabanına üye olmayanların bilimsellikten anlayamamalarını anlayışla karşılıyorum.
edit 3: akciğer solunumu yapan insanoğlunun embriyosunda hamilelik süreci içinde bir süreliğine kulakların arkasında solungaç oluşumu görülür, araştırılmasını tavsiye ederim.
edit 4: mitokondri ve klorofil organellerinin kendilerine ait dna'ları bulunmaktadır ki bunun nedeni bu organellerin, içinde bulundukları hücre ile ilk başlarda simbiyotik yaşadılarını göstermektedir. henüz cikletten çıkma dışında buna ışık tutacak başka bir teori üretilememiştir.
edit 5: bir tane referans gösterebilseler referans göstermeyi bazılarından öğreneceğim. dawkins şöyle demiştir, böyle demiştir demek kolay. dawkins'in kitaplarındaki referanslarla harun yahya'nın balon kaynaklarını karşılaştırmak gerek maça sıkıyorsa.
edit 6: harun yahya'nın kuşe kağıda bastırdığı evrim aldatmacası kitabını ege üniversitesi biyomühendislik bölümünün kütüphanesine göndermesi ve bölümdeki bilim insanlarının hiçbir bilim çevresinde kabul görmeyen bu kitabı saçma bulup geri çevirmeleri, konuyla ilgili olarak bilim çevrelerinin düşüncesini açıkça ortaya koymaktadır.
edit 7: sabaha kadar en büyük kozu hidayet tavsiyesi olan insanlarla bilimsel konuları tartışacak değiliz elbet. bilimsellikten dem vurup dogmanın kölesi olarak en fazla ne kadar uzağa gidilebilir ki.* eh, birileri çatlasa da patlasa da bilimsel yaklaşım birdenbire oluşumu ciddiye almıyor elbette canım.*
evrim teorisi bir teoridir, iddiadır. ispatı gerekir. bilimsel geçerliliği olan ve içeriğindeki iddialar başka bir makalede çürütülmemiş iki tane makaleyi referans veremeyenler, gözün evrimi ile ilgili trilobitler kambriyen dönemde aniden görmeye başladı şeklinde karikatürize edilebilecek düzeyde komik açıklamalardan öte bir model ortaya koyamayanlar, başkalarının yazdıklarını okuyup anlayamayanlar, sciencedirect.com'un sadece evrimci dergileri içerdiğini iddia ettiğimi uyduranlar ancak sözlüklerde anonim olarak varolabilirler.
iddia sahibi iddiasını sağlam delillerle ispatlar. evrim teorisi de insanın ve diğer canlıların varoluşunu açıklama amaçlı ortaya konulan bir iddiadır. evrim teorisinin çürüklüğünü konuyu harun yahya namlı şahsın zatında kişiselleştirme ucuzluğuyla bu konuyu örtbas edemeyeceklerinin farkında olmayanlar sadece komik olurlar.
madem üniversitenizin web sitesinden sciencedirect.com a girip dergi isimlerini görebiliyorsunuz, o zaman size prekambriyen dönemde bakteriyel yapıda olan canlı formlarının nasıl aniden kambriyen dönemde çok farklı ve kompleks yaşam formları olarak ortaya çıktıklarını araştırın. "natural selection" teorisinin nasıl bu konuda aciz kaldığını görün. güneşi balçığı, ucuz kahramanlığı bırakın bilimsel değeri olan açıklamalar getirin. ha bir de bilimsel bir yayına nasıl referans verlir öğrenin ve kaynaklarınızın referansını da yazdıklarınıza ekleyin. biraz araştırma cehaletinizi yoketmez ama ciddi oranda azaltır.
yazılanlara bakıp başka zırvalarla sözlük veritabanını dolduracaklar için peşinen bir hususu belirtmek istiyorum:
hayatın varoluşunu ve insan dahil bugün varolan kompleks canlıların nasıl varolduğunu açıklayan bir bilimsel bir model yoktur. evet yoktur. evrim teorisi de ortaya kolaylıkla itiraz edilip çürütülemeyen bir model koyamamıştır. dolayısıyla teori niteliğini bile haketmediği öne sürülebilir ki evrim taraftarlarının bu konuya bir dindarın yaradılışa iman ettiği gibi sarılması da bu duruma işaret etmektedir. konu bilimsel tartışmadan çıkmış evrimcilerin yaradılışa inanmamalarını bilimsellik kisvesi halinde dayatmalarının mücadelesi haline gelmiştir. tartışmayı doğuran da bir tarafın kişisel inançlarının bilimsel olduğu ve herkes tarafından kabul edilmesi gerektiği iddiasıdır.
fosil kayıtlarının bir türlü evrimi doğrulayamaması, hatta aksini ortaya koyması ve bu nedenle kayıtların eksik olduğunun iddia edilmesi gibi gülünç iddialarla savunulan teoridir.
4.5 milyar yıllık dünya tarihi ve 2.5 milyar yıllık kaya oluşumları içinde, önceki dönemin ilkel yaşam formlarından ara geçiş canlıları olmadan bir anda kompleks canlıların ortaya çıkması için bilimsel yayınlarda kullanılan "sudden", "rapid" vb. kelimelerin * yaşam tarihinin uzunluğu ve fosil kayıtları dikkate alındığında aniden anlamında çevrilebileceğini, o günlerden bugüne evrimleşmemiş canlıların varlığını vb. konuları idrak edemeyenlern aşırı evrimleşmiş işkembelerinden salladıkları itirazlarla savunulmaya çalışılan teoridir. ağababaları dawkins bile "bir gün elbet evrim teorisini doğrulayan bu fosiller bulunabilir" den öte birşey söyleyemezken bu şahısların hangi kanıtlara sahip oldukları merak konusudur.
kambriyen patlaması ve trilobit gözü gibi yaratılışçı iddiaların hepsi evrimi değil tedrici evrim görüşünü reddeder. oysa ki stephen j gould tarafından ortaya konulan kesintili denge kuramı yani evrim teorisinin diyalektik materyalizm çerçevesinde tekrar düzenlenmesi, bu sorunu tamamen ortadan kaldirir.
kesintili denge kuramı göstermiştir ki, evrim süreci kimi jeolojik dönemlerde çok hızlı kimisin de vasat kimisinde ise çok yavaş(günümüzde olduğu gibi) işleyebilir. kambriyen patlaması denilen olayın olduğu jeolojik dönem ise eşeyli üreme ve meyoz bölünmenin evrimleştiği tarihe denk gelir. bu iki olgunun ortaya cıkması o donem için evrim sürecini aşırı hızlandırmış ve belli bir süre sonrada dengeye ulaştirmiştir.
insanların en yakın atalarının şempanzeler olduğunu iddia eden teori.
böyle bir iddiadan mütevellit sallamadığım teoridir. atalarımın maymun olabilme ihtimali kafama kesinlikle yatmamaktadır. atalarının şempanze olduğunu kabul edenlere de allah akıl fikir versindir. böyle bir saçmalığa nasıl inanıyorlar hayrettir.
bazı şahıslarla önce "hangi evrim?" sorusu ile başlanarak görüşülmesi gereken konudur.
diyalektik materyalizm gibi marksist bir yaklaşımla biyolojiyi açıklamaya kalkmak en popüleri Gould olan bazı biyologlar tarafından denenmektedir. evrim teorisinin özellikle kambriyen dönemde ortaya çıkan çeşitlilikten dolayı yediği ciddi darbeye karşı doğal ayıklanmaya dayalı bir süreç yerine flaş gibi aniden görünüp kaybolan bir evrim anlayışı öne sürülmektedir.
marksist teori kaynaklı bir açıklama geliştirmeyi denediğinden siyasi mülahazalarla zaman kaybetmemek için gould yerine evrimcilerin de daha yakından bildiği dawkins'i örnek verdim hep. madem sözünü ettiniz öyleyse gould'u da tanıyalım. gould evrim teorisinin bilinen anlamının dışında bir evrim açıklaması getirmeye çalışmıştır. bunu yaparken de diyalektik materyalizm gibi felsefi yöntemlere başvurmuştur. ortaya koyduğu bir evrim modeli var mıdır derseniz cevap hayırdır. gould'un yaptığı klasik evrim anlayışında bazı noktaların yerine başka açıklamalar koymaya çalışmaktır. mesela genlerin rolü gibi. ama o da evrimin amipten insana doğru olduğunu savunmaktadır ki bu konuda bir ispatı da bulunmamaktadır.
ayrıca gould ile darwinciliğin günümüzdeki piri olan dawkins arasında çok ciddi atışmalar olmuş, her ikisi de kitaplarında birbirlerinin görüşlerini çürütme amaçlı çabalarına ciddi yer ayırmışlardır. aradaki mücadelenin seyri ve nedenleri için size bu linkteki kitabı önerebilirim: http://human-nature.com/nibbs/02/nettle.html
şimdi gould konusuna dönersek genlerin rolü, kambriyen patlaması vb. konularda farklı düşünen ama yine de evrimi savunan fakat evrim ile ilgili somut bir biyolojik model ortaya koyamamış bir biyologdan söz ettiğimizi vurgulamak isterim. gould birşey ispatlamış değildir. aksine kambriyen patlaması ve fosil kayıtlarının evrim teorisini desteklememesini basit bir ifadeyle söylersek "ne malum aniden olmadığı" gibi bir yaklaşımla açıklamaya kalkmaktadır.
verdiğiniz link de evrimden ziyade diyalektik materyalizme ayrılmış ve mikrobiyolojiden çok felsefe sayfasına yakışan bir yazıyı içermektedir. orada "aniden evrim geçirme iddiası" dışında evrimin nasıl olduğuna kambriyen patlamasında aynı ortamda canlıların neden farklı evrim geçirdiğine dair bir açıklama ya da delil göremedim.
klasik darwinciliği eleştirip yerine eleştirdiklerinden daha sağlıklı bir evrim modeli koyamayan yazılar ve kişiler teorinin çürüklüğünün daha iyi anlaşılmasına yarıyor. Dawkins - Gould çatışması aslında tek ortak noktaları tanrının olmadığı inancı ve nasıl olduğunu kanıtlayamadıkları bir evrime iman etmek olan grupların kapışmasından ibarettir, detayları evrim teorisinin açıklarını ortaya koyar.
"teoridir la" diyip evrimi hangi akla hizmetle inkar ettikleri bilinmeyen insanlara "newton zamanında yer çekimi yok muydu acaba?"(newton'un yerçekimi teorisi- gerçi şimdi birkaç aklı evvel "ama aynştayn onu kanunlaştırdı"-arkadaş 1920lerden önce yer çekimi diye bir şeyin olmadığına inanmaktadır sonucu çıkmaktadır tabii ki buradan- diyecektir, onlara aşağıda yazılanları okumalarını salık veriyorum) diye sorulması gereken, evrim olgusunu en yakın şekilde açıklayan teori.
bir insan neden "ben salağım la! bakın olm ben salağım vallaha da billaha da!" diye bağırır? neden salaklığıyla övünür, istemsizce de olsa. niye yazılan bir şeyi okumadan, niye alakalı herhangi bir kaynağa bakmadan bir konu hakkında atıp tutar. ve neden bin kez yazdıklarımızı burada tekrar ettirir.(inanan inanmayan salaktır falan demiyorum, okuma özürlüler için tekrar etmekte fayda var, "neden okumaya tenezzül etmiyorsun ve sonrasında konuyu bilenlere rezil ediyorsun kendini" diyorum.)
aşağıdaki bkz "evrim bir teoridir, ispatlanamamıştır"cılar için gelsin.
velhasılı kelam: hayır gülüm, evrim bir teori değildir, bir olgudur. adı üstünde, evrim teorisi bir teoridir. tıpkı yer çekiminin bir kanun olmadığı, bir olgu olduğu gibi. yer çekimi kanunu bir kanundur.
satır arası editi: zaten evrim diye bir olgu olmasaydı, bunun teorisi oluşturulamazdı. ha ama doğru "bilim adamları gizli satanik örgütlere mensub cadılar oldukları için allah'ı inkara teşvik için böyle kafalarından bir olgu uydurmuşlar, bir de tepki gelmesin diye o olguyu bi teoriyle açıklamaya çalışıyolar" değil mi?
yahu, allah'ınız, kitabınız varsa(bak allah kitap dedim, ona göre *) okuyun şu bkz'ı ya. bakın oradaki linklere ya. yeter ki yapmayın şu retoriği yine yeni yeniden.
ikincil olaraktan, (burası, evrim vardır evrim teorisi yanlıştır diyenlere) malesef ki, (yani sizin için malesef) evrim teorisinin "evrim genetik drift ve doğal seleksiyonla gerçekleşir" önermeleri, yüzde yüz bir şekilde doğrudur. hayır, ben "yahu benim aklıma başka bişey gelmio, e allah düşüncesi de gayet irasyonel, o zaman bu olmalıdır" demiyorum. malesef ki, bütün araştırmaların sonucunda(bakınız, lütfen bakınız, bütün deliller bunu gösteriyor" demiyorum) bilim enstitülerinin kabul ettiği bütün, ama bütün bilimsel araştırmaların -tekrarlanabilir, gözlemlenebilir vs vs- verdiği sonuçlar, başka bir ihtimalin olasılığını sıfırlıyor.(buradan allah yoktur falan dediğini sanabilir bazıları bilimin, aklı evvelimiz bol tabii bizim) bakın, tekrar ediyorum, sıfıra yakınlaştırıyor falan demiyorum, sıfırlıyor. yani "evrim genetik drift(sürüklenme) ve doğal seçilim sonucunda oluşur" ifadesi yüzde yüz doğru bir ifadedir. ama tabii "ben yine de inanmıyorum, bilim enstitüleri mason ve siyonist komplosu olduğu için bunları söylüyor, diğerlerine ihtimal vermiyor" derseniz, sizleri flat earth society'e davet ediyorum -bütün fotoğraflar montaj, bütün fosiller uydurma, o yüzden kabul etmiyorum, ben kabul etmiyorsam da yalandır. bizimkilerse gerçek, iki örnekle tümevarım yapabiliyorum, o yüzden doğrudur." diyorsanız, çekinmeyin, katılın. öyle değilseniz, sadece tarafsız, hiç bir kurum, kuruluş, vs ile alakası olmayan bilim enstitülerinin yayınarına bir bakın. (özellikle insan ömründen daha kısa bir sürede labaratuvarlarda veya tesat ortamlarında gözlemlenmiş türleşmelere.)-
son olarak da, yine sizi üzmek için söylemiyorum ama, allah-kitap-din-iman karşıtı değildir(zira ilgilenmez), hatta ve hatta köklerini böyle bir görüşten bile almamıştır evrim teorisi yaygın kanaatin aksine. ama tabii "hoca"larınızdan öğrenirseniz bu kadar bilebilirsiniz bazı şeyleri.
"çürütlmesiyle" ilgili efsaneler sadece türkiye ve amerika gibi ülkelerde dillendirilen, evrim olgusunu en yakın biçimde açıklayan teori. zaten sadece malum ülkedelerde, sanat okulundan mezun bir insan bilim adamlarının ulaşamadığı bir genetik bilim, arkeoloji ve biyoloji bilgisine sahiptir.
lan ne çok genetik bilimci varmış bu ülkede de haberimiz yokmuş, dünyayı yıkarız vallaha bu kadar bilimadamı kadrosuyla.
ispatlanamamış olup gerçek diye savunulan, teoriyi kanıtlayan iki tartışmasız delil sunamayanlar tarafından itiraz edenlere farklı yaftalar takılarak ispatı olmaması gerçeği örtbas edilmeye gayret edilen iddiadır.
kavramlardan dolayı aklı karışmış, iki teknik kelime öğrenince alim olduğuna inanan, mesnetsiz genellemelerle bilimselleşmeye çabalayan bazı holiganların savunduğu bir inançtır aynı zamanda. *
not: adam gibi söz söyleyecek, seviyeli bir şekilde delilleriyle iddiasını savunacak kapasitesi olmayanların ya izlemesi ya da yemekteyiz darwin konusunu tartışmaları sözlük için faydalı olacaktır.
stephen j gould tarafından evrim kuramina diyalektik metodun ve düşünce şeklinin uygulanması yaratılışçıları oyum oyum oyan teoridir.
şöyle ki kambriyen patlaması denilen ve çok kısa bir süreç içerisinde milyonlarca canlı türünün ortaya cikması niceliksel değişimlerin niteliğe dönüşümü gibi son derece basit bir formulasyonla açıklanabilmektedir. buna göre kambriyen patlaması tarzı olaylar evrim olgusunun niteliksel olan kısmını temsil etmektedir, milyonlarca yıllık niceliksel değişimlerin bir kaç bin yıllık niteliksel sıcramalara dönüşmesi. tıpkı ısıtılan suyun belli bir süre sonra sabit bir sıcaklıkta kısa sürede niteliksel hal değişimine uğraması gibi. gould yandasları doğal seleksiyonu reddetmez, tıpkı tedrici evrim görüşünü savunanlar gibi gould ve diğer diyalektik maddeci filozoflarda mutasyon ve doğal seleksiyon süreci dışında hiç bir evrimsel mekanizma kabul etmez. değişen tek şey yöntemdir, dawkins yandasları doğal seleksiyonu salt birey ve hatta bireyi de geçtik genler üzerinde ele alır, gould yandasları ise bireylerin yanı sıra populasyonlar üzerinde de ele alır.
üstelik tarafımdan verilen link, felsefe ile alakası olmayan istanbul üniversitesi fen fakültesi "moleküler biyoloji ve genetik" bölümünün sayfasıdır. yani türkiye'nin en kaliteli üniversitelerinden birisinin evrim kuramı ile doğrudan alakası olan bir bölümünün. kimilerinin bilmem kaç tane akıl hastanesinden paranoid şizofren raporu almıs bir şahsın kurduğu (bkz: adnan oktar), adı kan dolandırıcılığına karışmış, yazdıkları ortaokul düzeyinde bilgi içeren, onu da abd'li sahtekar yaratılışçı kuruluşlardan (bkz: icr) aşıran, (bkz: bav) gibi bilimle uzaktan yakından alakası olmayan amatör kuruluşlara dayanarak değil.
ispatlanamamış birşeyi gerçek diye kabullenmek dogmatik davranmaktır ki, bu da din olgusunu akla getirir. evrim yok, yaratılış var, bik bik bik diye sabit fikirli yaygara basmak da dogmtik davranmaktır.
evrim teorisi gerçektir ya da değildir; önemli olan günümüzde bu teoriye dayanarak bilim yapılmasıdır. örneğin metal yorgunluğu da, üzerine enine boyuna araştırmalar yapılmış bir kavram değildir. ancak ampirik yöntemlerle metal yorgunluğuna ilişkin prensipler uygulamaya konulmuştur ve bu ampirik yöntemler işlevsel oldukları için daha derinlemesine araştırmalar, daha dolgun araştırma fonları bulununcaya kadar beklemektedir.
şu ana kadar ateşli söylevler veren arkadaşların elle tutulur bilimsel referanslar verdiğini göremedik, göreceğimizi de sanmıyorum. paragraflar dolusu aynı şeyleri yazıp durmak, hem de forum olmayan bir platformda, zaman kaybından başka birşey de değildir elbette. ne demişler, cahille tartışılmaz; çünkü birlikte gidebileceğiniz en uzak nokta onun kısıtlı ufkudur.
sabahtan akşama kadar paranoid şizofren bir insanın zırvalarının mücahitliğini yapmak insanı bir yere getirmez. ha, en azından benim fikirlerini savunduğum insanlar paranoid şizofren teşhisi konulmuş, bilimadamı olmadan bilimadamlığına soyunmuş insanlar değildir diyebilmeli insan; değil mi efendim?*
evrim olgusunun kanıtlı bir olgu olduğunu, bilim enstitüleri tarafından kabul edildiğini, bütün genbilimcilerin, mikrobiyologların kabul ettiğini bilmeyen*, grip aşıslarının yerden bittiğini düşünen ve kanıtlı olmasa neden bir teorisi olduğunun, ve neden bilim arenasında "olgu"* olarak yer bulduğunun cevabını veremeyecek(belki bütün mikrobiyologlar, genetik bilimciler gizli, okült bir tanrı-karşıtı tarikatın üyeleridirler. değil mi), siyonist-mason komplosu masallarıyla büyüyecek insanların anlamadan saldırmaları doğal olan teoridir. yazıktır, bir de kendileri her türlü hakareti eder, ama köşeye sıkışınca mazlum olur birden böyleleri.
alın size, gözlemlenmiş türleşmeler üzerine bir yazı:
dediğim gibi, temeli inançta bittiği için bunları da kanıttan saymayıp "inanmıyom ki" diyecekler. buna bir şey diyemem, zira daha önce de belirttiğim gibi, "inancım kanıtımdır" derse biri, hiç birşey diyemem daha fazla.
ayrıca,
bir de çürütüldüğüne dair bir kanıt gösterirse malum kişiler, sevinirim.
kanıt, olgu, teori kavramlarını yüzüne gözüne bulaştırmış, evrim teorisine karşı çıkan bilim adamlarından bihaber olup bütün kelimesinin anlamını hala anlayamamış ** holiganların bilimsel yöntemlerle kanıtlayamayıp, fosil kayıtlarıyla da doğrulayamamalarına rağmen yine de bilimsel gerçek olduğunu iddia ederek tüm dünyanın inanmasını bekledikleri, ama aslında sadece kendilerinin iman ettiği ispatlanamamış iddiadır. *
Evrim teorisi ,değil ağzıyla kuş tutsa, götüyle uçak kullansa bile, dogmaların içine hapsolmuş bir bünyenin onu kabül etmesi mümkün değildir.
Bu mümkünlüğü beyin kıvrımlarında muhafaza edemeyen bir bünyeye bilimsel bir terminoloji ve bilimsel bir sistematikle evrim teorisini anlatmaya yeltenmek uşsuz bucaksız bir boşluğun içinde dönüp duran bir çabadan öte gidemez(ki en öteside bu zaten).
şimdi evrimi anlatmaya yeltenmek yerine şu şekilde sorular sormak daha anlamlı bir çaba olacaktır;
-''yoktan hiçbirşey varedilemez'' demek ''varolan herşeyin bir yaratıcısı vardır demek anlamına geliyorsa eğer, evrende varolan herşeyi vareden ''şey'' herneyse,bu ''şey''i vareden şey nedir?varediciyi varededen şeyi vereden veredici nedir?, varedeciyi varedeni vareden şeyi vareden nedir?.........böyle devam eder.
-somut olan her varlık ya da şey bir mekan içerisinde yaratılmak zorundadır,boşluğun içinde varolan tekşey boşluğun kendisidir ve boşluğun gebe kalabileceği tek şey yine boşluktur,bu anlamda bir şeyin varolabilmesi için bir mekan gerekmekte,şimdi buradan hareketle şu sorulabilir; dünya ve diğer gezegenler,yıldızlar,tanımlanamayan diğer gök cisimleri..vs..herşeyi vareden ''şey'' bu varedişlerini evrenin içinde varetmiştir, peki dünyayı ve diğer gök cisimlerini içinde varettiği evreni neyin içinde varetmiştir,evreni içinde varettiği mekan neyin içinde varedilmiştir,evrenin içinde varedildiği mekanın içinde varedildiği mekan neyin içinde varedilmiştir?..............böyle devam eder.
önemli istek: cevap yazacak olan arkadaşlar gazali başta olmak üzere,kindi,farabi(ki o biraz sakat,çok dokunmayın ona) ve hatta ibni rüsd'dende faydalanabilirler,zira bunlar dışında pek alternatifleri yok görünmekte,bunlara eklenebilecek isimlerde elbette var,fakat ağırlık noktasının bu kişiler olacağı aşikardır.tabi genç arkadaşların çizgisel tarih anlayışı içerisinde kalmalarınıda diliyorum,anımsayın skalayı;yaradılış ve kıyamet arasında nefes alıp veren faniler.
şaşmaz bir beklentiyle beklenen cevap: bizim zihnimizin sınırları vardır,bazı şeyleri idrak edemeyiz,idrak edemediğimiz yere ulaştığımızda oradan sonrasına geçme çabası göstermeyip,iman ve inanç sahibi olan insanlar olarak varedicimize inanmaya devam etmeli ve onun kudretini keşfetmeye çalışmamalıyız.bir müminin yapması gerekn budur,sorgusuz ve sualsiz yaradadına tapınmak.
kişisel edit: beklentimin dışında bir cevapla karşılaşmak emin olun şaşırtıcı olacak.
saçma sapan şakirt espirileriyle(naiflikleriyle) komik olduğunu sanan, çirkefçe laf çarpıtmakta üstad mertebesine erişmiş bir takım varlıkların(artık başka bir şey söyleyemiyorum, zira kendileri istemişlerdir. bu kadar hakaret yeterdir, sabır zorlamasınlardır. ) bilim adamlarının tümünün gen bilimci ve mikrobiyologlardan ibaret olduğunu düşündüklerini anlamamızı sağlamış teoridir. feci düşük zekalı insanların varlığını da göstermiştir bize, zira teori ve olgunun farklarını onlarca kez anlatmaya çalışsak da hala anlamamakta direten, temel mantık yürütme kabiliyetinden bile yoksun kişimsilerdir bu adamlar. öyle ki, evrim teorisine(kendisine değil, ama nerde o zeka bunu anlayacak, duvara konuştururlar bunlar adamı 40 saat) sanki bütün önermeleriyle, yüzde yüz "kanıtlıdır" demişiz gibi(iki önermesi kanıtlıdır, doğal seleksiyon ve genetik drift, teori denilen kısmı dna'nın tek bir zamanda tek bir yerde ortaya çıkmış olmasıdır. tekrar anlatmaya gerek yok, zira daha önceki girilerimde yeterince anlattım) bir izlenim vermeye çalışırlar(bilemiyorum, saldırgan, çirkef mentalitelerinden olsa gerek). bilmelerini isteriz ki, o rezil rüsva ve komik ithamlarının aksine, bilimin tanrı veya din kavramıyla bir alıp veremediği yoktur. ayrıca bilim bir iman meselesi değildir. hele hele güya o son derece sorgulanamaz görüşlerini neyle ispat ettikleri de merak konusudur bu laf çarpıtıcıların.
bir de şu fosil kayıtları lafı da baymadı mı artık, onlarca fosil varken ortada, -homo erectus, australopithecus, vs vs - haa çakma fosil değil mi onlar, "gavurlar elleriyle yapmış hamzaabii!" değil mi?- diye sorası gelir insanın.
bir de kendileri gibi üzerinde tartışılan konuyu unutacağını sanırlar diğer insanların, amma velakin, başarısızdırlar. zira hala tek bir mikrobiyolog/genetik bilimci örneği verememişlerdir(evet, bütün hepsinden bahsediyorum). yani laf çarpıtmaları sadece kendilerini rezil etmektedirler.
somut kanıt referansları gösterilemeden hakkında kanıt isteyenlere saldırı içerikli savunmalar döktürülen iddia.
dersimiz felsefe değil daha tümüyle somut örnekleri ortaya koyamamışken düşünsel evriminizi ortaya sunmayın. ona da sıra gelir merak etmeyin hele şu kanıtları bir görelim. yok eğer "evrim bir felsefedir. biyolojiyle alakası yoktur." diyorsanız siz bilirsiniz.
bırakın birkaç milyon yıllık homo bilmemne dedelerinizi de bana 500 küsür milyon yıl öncesinde kambriyen patlamasında ilk kez ortaya çıkan kompleks canlıların atalarının fosillerini gösterin. evrim teorisini köşeye sıkıştıran bu olaydır. bilmiyorsanız kambriyen patlaması kambriyen adlı bir restoranda meydana gelen tüp patlaması değildir. gidin araştırın öğrenin.
kambriyen patlaması ile çok ilkel yaşam formlarından kompleks canlılara geçilirken ve her iki döneme ait fosiller dururken bir tane bile mi ara canlı fosili kalmamış dünyada.
doğal seleksiyonun kanıtlandığını iddia edenler bu iddiayla mücadele etmiş başka bir evrimci olan gould'u okusunlar o zaman. onunla da ilgili bir yazı var bu başlıkta. okumadan sıkmak kolay ama cehaletinizi sırıtıyor aradan.
evrimci olmayan mikrobiyoloji uzmanlarına gelince siz akıllı tasarım (intelligent design) teorisini savunanları papaz mı zannediyorsunuz? google.com dan okumadan link yapıştırmaya alışıksınız bir de şu iki kelimeyi araştırın: "microbiologist" "intelligent design". tabii siz evrimi savunmadıkları için ismine ulaşacağınız biyoloji ve alt dallarında uzman, tanınmış üniversitelerde görev yapan profesörlere bilim adamı demezseniz orası başka. isim bulmayı beceremezseniz haber verin yardım ederim. size balık tutmayı öğretmek istiyorum ki içeriğini bilmediğiniz linkleri evrimci balık diye ızgaraya atmayasınız. sonra kötü kokuyor. *
iddia:"de bana 500 küsür milyon yıl öncesinde kambriyen patlamasında ilk kez ortaya çıkan kompleks canlıların atalarının fosillerini gösterin"
yanıt:pre-kambriyen (bkz: kambriyen öncesi) dönemi fosilleri, üstelik bunlar çok çok eski döneme ait oldukları için yeterli fosil çıkarılamamaktadır.
iddia:"kambriyen patlaması ile çok ilkel yaşam formlarından kompleks canlılara geçilirken ve her iki döneme ait fosiller dururken bir tane bile mi ara canlı fosili kalmamış dünyada"
yanıt:fosilleşme öyle balçığa gömülen her cesette olmamakta bazı spesifik kosulları şart koşmaktadır. üstelik yeryüzünde yatan tüm fosiller arkeologlar tarafından henüz çıkarılmamış ve çıkarılmayı bekleyen bir sürü fosil bulunmaktadır. bunları da geçtik bir tür diğerine geçişte tedrici olarak evrimleşmediği için "ara tür" diye bir şey sözkonusu değildir. stephen j gould'un kesintili denge kuramı burada da devreye girer ve bir tür diğerini olustururken niteliksel sıcrama sürecinden geçer.
iddia:"doğal seleksiyonun kanıtlandığını iddia edenler bu iddiayla mücadele etmiş başka bir evrimci olan gould'u okusunlar o zaman. onunla da ilgili bir yazı var bu başlıkta. okumadan sıkmak kolay ama cehaletinizi sırıtıyor aradan."
yanıt: Stephen J Gould doğal seleksiyonu değil, doğal seleksiyonun birey ve genler üzerinde olduğu iddiasına karşıdır. ona göre elemine populasyonlarda söz konusudur.
iddia:"evrimci olmayan mikrobiyoloji uzmanlarına gelince siz akıllı tasarım (intelligent design) teorisini savunanları papaz mı zannediyorsunuz? google.com dan okumadan link yapıştırmaya alışıksınız bir de şu iki kelimeyi araştırın: "microbiologist" "intelligent design". tabii siz evrimi savunmadıkları için ismine ulaşacağınız biyoloji ve alt dallarında uzman, tanınmış üniversitelerde görev yapan profesörlere bilim adamı demezseniz orası başka. isim bulmayı beceremezseniz haber verin yardım ederim. size balık tutmayı öğretmek istiyorum ki içeriğini bilmediğiniz linkleri evrimci balık diye ızgaraya atmayasınız. sonra kötü kokuyor"
yanıt:"Steve Projesi" bile tek başına bu iddianızı yerle bir etmeye yeterlidir. detaylı bilgi için;
dahası türkiye'de tubitak ve tuba, üniversite araştırma enstitüleri ve fen fakülteleri başta olmak üzere, uluslararası bilim kuruluşları da resmi olarak evrim kuramını doğrulamıştır. sizin gibiler ise amatör kuruluş olan ICR ve onun türkiye şubesi olan BAV'ın kaynaklarını yalamaktan öteye geçemezsiniz.
karşısındakine soru soran, karşısındaki kişi daha sorunun cevabını vermeden kendi sorduğu sorunun cevabını veren ,en nihayetinde sorduğu soruya verdiği kendi cevabını kendi eleştiren yazar trajikomikliğini gördükten sonra, dötüyle sürdüğü uçağı uluslararası harun yahya havaalanına indiren afili delikanlıdır bu bizim evrim. Gökyüzün den yeryüzünü seyre dalan evrimin bildiği birşey varsa o da şudur; yeryüzündeki en saçma eylem inanan bir insanı evrim teorisi hakkında bilgilendirmektir,bu girişilebilecek en boş çabadır,koşulsuz ve tarifsiz bir şekilde yaradanına biat eden bir insanın evrim teorisiyle ilgili bir veriyi benimsemesi demek biat ettiği yaradanını inkar etmek demektir. değil bu başlık altında ortaya konmuş bilimsel veriler,tüm antropologları,biyolojicileri karşısına çıkarın değişen bir durum gözlenemeyecektir.
(bkz: evrimi reddeden bunyeye sorular) başlığı altında inanana sorulan soruları 'siz önce bizim sorularımıza cevap verin,onlarada sıra gelecek'diyen bir bünyeye evrimin anlatılmaya çalışılması sadece zaman kaybıdır.
yaradılış tezinin anti-tezi hüvviyetini taşıyan bir tezi, sorgusuz sualsiz makineleşmiş bir şekilde biat eden bir inanana anlatmanın sonucunda,bu anlatıya dair olarak beklenilebilecek bir sonuç görebilme umudunu taşımak yersiz olacaktır. tamda burada özdemir asaf devreye girsin; büyük ustanın şu tanımlaması çok şeyi ortaya koymaktadır;
bir insanı alır onun yerine bir anlam uydurur:doğu
bir anlamı alır onun üstüne bir insan oturtur:batı
bu şekilde düşünüldüğünde ,insanı bir anlama uygun hale getirme etkinliği ile anlamı insana uygun hale getirme etkinlikleri arasındaki ilintide vuku bulan yaradılış-oluş sendromunu bu perspektiften değerlendirmek en anlamlı tavır olacaktır.
evrimin,anlamın üzerine insanı oturtmasının karşısında,dinin insanın üzerine anlamı giydirmesi arasındaki temel sonuçsal farklılık şudur; yaradılış insanı kitaptaki ezbere uygun bir forma büründürmeye çalışır, oluş; insanı olgudan hareketle tanımlamaya çalışır.
bir makine düzeninde sorgusuz ve sualsiz olarak biat eden bir inananın, insanın olgudan hareketle tanıtlanmasını benimsemesi inananların terminolojisiyle bağdaşan bir durum değildir,birey olmayı engelleyen bu terminoloji , insanı sadece inanmakla yükümlü varlıklar olarak tanıtlayan ve bu tanıtlamanın mümkün kılınabilmesi için kitaba uygun prototipler yaratma zorunluluğuna uygun bir zorunluluğu üzerinde bir zorunluluk olarak taşımakla mükellef bir terminolojidir. kısacası tanrısal zorunluluğun biat edenler üzerindeki etkinliğinin devamlılığını sürdürmeyi mümkün kılmaya çalışan bir terminoloji.
şimdi doğduğu andan itibaren böylesi bir terminolojinin etkisi altında kalmış,tüm farkındalıklarını ve yaşam hacimlerini bu terminolojinin belirlediği zorunlu sınırsallıklar içerisinde şekillendiren ve inşa eden bir insanın evrim teorisini benimsemesi mümkünlükler dahilinde bulunan bir önerme olamaz.
Evrim teorisiyle ilgili olarak bu başlık altına yazılan hiçbir veriye ve teze yönelik olarak bir antitez ortaya sunamayan bünyelerin hala ısrarla ''hadi ispatlayın, ispatlasanıza'' diye yırtınmalarını gördükçe evrim teorisiyle ilgili olarak buraya yazılabilecek en mantıklı değerlendirişin bu tarzda bir değerlendiriş olacağı düşüncesiyle bu şekilde bir tavır takındım.zira sorgusüz ve sualsiz bir şekilde biat eden bir varlığa evrim teorisi anlatılamaz.üzerine kat kat giydirilen dogmalardan kurtulabilmeye yönelik tek bir çaba göstermeyen varlığa evrim teorsini anlatmak,evrim teorisinin kronolojisne dair bilgiler sunmaya çalışmak anlamsız bir çaba.