Günde 1 tane dilekçe hakkınız olan devlet - vatandaş Köprüsü.
Bu konuda Dünya'da tek diyebiliriz.
1000 küsür tane başvuru yaptım. Hepsine cevap aldım. Bazı başvuruların cevaplanması 30 gün sürebiliyor.
Yeri geldi, görüş & Öneriden şehrin belediye başkanını bile eleştirdim.
Anayasanın 25. Maddesini okuyun öğrenin.
"Herkes düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir."
Fakat şu kısım çok önemli;
Sayfalarca yazı yazarsınız, içinden tek bir kelimeyi cımbızla çekip, memura hakaretten hakkınızda kamu davası açılabilirler.
Yani kullandığınız kelimenin TDK karşılığını bilin. Bunun dışında istediğiniz gibi yazabilirsiniz.
Mesela aptal kelimesi hakarettir. Ben bir soruma düzgün cevap almadım.
"vatandaşı aptal yerine koymayın." yazdım.
Merak etmeyin! swh. Hiç bir şey olmadı. Çünkü burada, açıkça kendimi kastettim.
Ki onlar da farkında. swh. Daha sonra yeni başvurumda istediğim bilgiyi öğrendim.
Yani başvuru yaparken, karşı kuruma soru şekliniz ve kullandığınız kelime çok önemlidir.
Ben cimer'e öyle bir şeyler yazdım ki bazen çevrimi anlatıyordum insanlar ben dinlerken ürküp yanımdan kaçıyorlardı benim başıma bir şey gelecek yetmezmiş gibi onları da yardım ve yataklıktan dışarı alacaklarmış gibi davranıyorlardı.
6 ay sonra mesaj geldi şikayetiniz incelenmiştir yazıyordu o kadar.
Bizim millet çok severek kullanıyor sanırım bu uygulamayı. Oğlumun öğretmenini bile defalarca şikayet etmişler. insanlar gerçekten çok tuhaf. Biri tüm sınıfı birbirine katan kızı zorbalığa uğradı diye öğretmeni suçlu bulmuş, diğer veli okuma yazma öğrenemeyen kızına öğretmen "tatilde bol bol kitap okusun" dedi diye kinlenmiş; yaz boyunca havuz, deniz gezip dönüşte öğretmeni ödev veriyor diye şikayet etmiş kadın. Daha bu benim bildiklerim. Dikkat ettiğim şey kendilerine ya da çocuklarına toz konduramamaları, ikiyüzlü olmaları.
Kadına selam verip, yalaklanıyorlar eve gidip cimer'e yazıyorlar. Ya da kendi çocukları başka çocuklara zarar verirken sıkıntı yok, kendi çocuklarına en ufak bir şey yapılırsa ortalığı ateşe veriyorlar.
Hatta bir kadın veli kermeste yaptığı pilav beğenilmedi, satılmadı diye kinlendi ve ortaya şöyle bir şey attı "siz bana kermese katılmak zorunlu" dediniz. Onca masraf ettim, emek harcadım ama zorunlu değilmiş, dedi. Oysa öyle bir şey yok. Aramızda çok tuhaf insanlar var.
whatsapp'tan mesaj atar gibi cimer başvurusu yapılabildiği için cimer başvuruları çok yaygınlaşıyor. bazıları sabah uyanınca aklına gelen fikri bile cimer'e yazabiliyor. bu nedenle cimer'de inanılmaz bir başvuru yükü oluştuğundan genellikle çok geç işleme alınıyor, çoğu da mantıklı bir başvuru olmadığından ilgili personelin zamanını çalmaktan başka bir işe yaramıyor. şuna kişi başı başvuru gibi aylık ya da haftalık bazlı sınır falan getirilmeli.
Belediyeyi şikayet ediyorsun bakanlığa, bakanlık belediyeye sevk ediyor e kardeşim ben zaten belediyeye söylemişim sonuç alamadığım için sana başvurmuşum neden belediyeye geri yollarsın ki…
Çocuk okuma yazma öğrenmiş sadece normal okuyamıyordu, heceliyordu. Öğretmen de kitap okuyarak geliştirmesini istemiş.
Zorbalık olayında da: Öğretmen, tabiki çok ilgiliydi ancak veli, diğer çocuk kızını merdivenlerden iterken sanki öğretmenin olay anında orada olması gerekiyormuş gibi davranmıştı. Hızlı yazmışım kusura bakmayın, anlam kargaşası olmuş.