claudia nın bu cevabı, silver a uzun zamandır yapmak isteyip te ertelediği şeyleri hatırlatmış. oysa bir zamanlar ne çok enerjisi, yaşama sevinci ve hayalleri varmış silverın. şimdi geriye dönüp baktığında, kaçırdığı an ve anıları düşünmek, yüreğinde açıklanamaz bir acıya sebep olmuş. hayatı "acaba"lar ve "keşke"ler ile dolmuş taşmış.
hayatına ilk kez bir "iyi ki" eklemek için, çok sevdiği adanasından ayrılmak zorunda olduğunu anlamış. ve o an gitmeye karar vermiş. ama acaba nereye gitmeliymiş.
yapılmış en iyi beef wellingtonu bulmak için çıktığı bu yolculukta, başına geleceklerden habersiz olan silver çektiği ilk otostop ile ankaraya ulaşmış.
şimdi ilk yapması gereken para kazanabileceği geçici bir iş bulmakmış
Geçici işi aramak için kapı kapı gezen Silver dolaştığı onlarca yer arasından en sonunda bir bulaşıkçıda iş bulmuştur sonrasında büyük bir heyecanla işe başlamıştır maaşını günlük olarak almak üzerine anlaşmış olmasına rağmen patron ödemesini eksik olarak yapınca ya sabır diyerek işi bırakmış sahilde bir cigara bira yaparak farklı bir plan düşünmeye başlamıştır.
''sen bana hahvan herif mi dedin''diye sorar tinerci, burnundan soluyarak...
cevap gelmeden okkalı bir tokat vurur yüzüne, parmak arasında gizlediği jiletle...
yanagından damlayan sıcak kandan habersiz olduğu yerde kala kalmış ve hızla topuklayıp voltalayan tinercinin arkasından bağıramaz bile.
Olduğu yere yığılıp kalmıştı. Köşede onu fark eden karton toplayan çocuk belirir. Elindeki kartonları fırlatıp yardıma koşar. Kimse yok muuu diye bağırırken elinde eski kitaplarla erecto dayı koşagelir. O sırada sözlüğün taksicisi nickini unuttum o hemen durup arabasına alır hastaneye doğru yola koyulurlar..
birden bir fingırsnep sesi duyulmuş ve tinerci dallama yok olmuştur. silver sesi isittigini düşündüğü yerlere göz gezdirip sesin nereden geldiğini bulmaya çalışır ve görür ki o sesle sadece tinerci dallama değil etraftaki tüm insanlar yok olmuştur. içindeki ürpertiyi yüzündeki şaşkınlık gizler. ve yeni sesler duymaya başlar, sahilin gerçek sesini duyar aslında. bu ses aslında akuaman sudan çıktığı için gelir. ve silver akuaman’ın sikspeklerini görür görmez dizlerinin bağı çözülür. endişesi yerini umuda bırakır.
akuaman silver’a doğru süzülürcesine yürürken, aslında sessiz sessiz osuruyordur. etrafa bu osuruk kokusu yayılmaya başlayınca silver içten içe kötü hissetmeye ve akuaman’dan uzaklaşmak istemeye başlamıştır ki akuaman silver’in omuzuna dokunacak hizaya ulaşıp silver’in gözlerinin içine bakarak konuşmaya başlamıştır.
Meğerse bu durumun nedeni yeryüzüne yaptıkları kısa süre önceki ziyarette aqualad'e acılı kuru fasulye ısmarlaması ve kendisinin de bahaneyle kuru soğan eşliğinde iki porsiyon gömmesiymiş.
Sosyal çalkantıların da etkisiyle evi ve arabayı üzerine yaptığı hatun bir gece de kendisini terk edince çareyi kalan tüm parayı at yarışında müzeyyen isimli ata yatırmakta buldu.
MÜZEYYEN ADI ÖLMÜŞ VALiDESiNiN ANISINA ÇOK SEVDiĞi BU AT'A VERDiĞi iSiMDi.ANNNESiNE ESiN OLAN BU iSiM DE TÜRK SANAT MÜZiĞiNiN BATMAYAN GÜNEŞi MÜZEYYEN SENAR'DAN ATFEDiLMiŞ BiR ONURDU.AKLINI KUCALAYAN ŞEY YARINLARIN DAHA GÜZEL OLUP OLMAYACAĞI KAYGISINDAN ÇOK EĞER O UMDUĞU VOLEYi VURURSA GEÇMiŞiN RUHUNDA AÇTIĞI YARALARINA DEVA OLUP OLMAYACAĞIYDI.