2010-2011 sezonuna bomba gibi girmiş takım. lakin henüz ciddi bir rakiple oynamamış olmaları bir handikap. dün akşam oynadıkları helsinki takımını ele alalım mesela. kaleye gitmekten aciz, 3 pas yapamayan sadece itiş-kakışa dayalı futbol mantığına sahip bir takım. böyle galibiyetler ve ayak dışıyla açılan ortalar halkımızı yanıltmasın. daha oynanmamış birçok zorlu maç var. ancak şimdilik zayıf takımlar karnesi pekiyi olan bir beşiktaş var, o kesin.
bu sene kanındaki fanatizm dozu düşük bünyelerin de beğenisini kazanan takım.
geçen yıl barda artık hep aynı adamlardan oluşan taş çatlasa 10-15 kişiyle izlerken bu sene kafadan 50 kişiye hitap ediyoruz. adama soruyorum gs'liyim, fb'liyim diyor.
gökhan zan'lı, ibrahim kaş'lı, serdar özkan'lı, uğur inceman'lı kadrolardan taraftar da kansere bağlamıştı.
şimdi guti'nin pasıyla quaresma'nın, quaresma'nın ortasıyla hilbert'in gol attığı, 18'lik necip'in döktürdüğü bir takıma dönüştüler.
2 sezon önce oynanan trabzponspor-gençlerbirliği maçında ibrahima yattara sol kanattan kaleye hipotenüs düzleminde yararak gidip yay üzerinden çılgın bir şut çıkarmıştı ve enfes bi gol atmıştı. maçı anlatan melih gümüşbıçak gaza gelip son derece akla kazınan yerinde bir slogan peydah etmişti:
"futbol, yıldızlar oynayınca güzel."
şimdi bu takımı izleyince karar verdim aslında bu sloganın yeri gelince ne derece haklı çıkabileceğine. q7, bu gece inönü çimlerinde ahenkle raks ederken ben işyerinde cebelleşiyordum. bi ara fırsat buldum ve internetten maçın linkini buldum. 3 bilemedin 5 dakika sonra o kendine has vuruşuyla arka direğe kestiği ortanın getirdiği gol trabzonsporlu olmama rağmen acayip heyecanlandırdı. "piç" dedim en samimi duygularımla. ama işte zaman kısıtlı olunca işe devam ettim. q7 nin bir de gol attığı mesajını görünce işyerindeki geri kalan dakikalarım "nasıl attı acaba lan?" düşüncesiyle geçti. güzel futbol fanatiğiyiz şimdi, bu hayali çok görmeyin. neyse iş bitti ve eve geldim. facebook' u aç, maç özetlerine gir, "aferin eklemişler", guti, q7, amk, melih gümüşbıcak, yıldırım demirören, beşiktaş.
bu sene daha transfer yapılmayacağını göz önüne alarak konuşuyorumki en önemli oyuncusu fabian ernst olan futbol takımıdır. kalecinin, savunmanın, iyi paslar atacak oyun kurucu, kanat, forvet her şeyi bulursun ama michael fink'in de sözleşmesinin dondurulduğunu düşündüğümüzde necip'in de henüz pişmemişliğinden aman tanrı kutsasın ernst'i.
büyük futbol düşünürü fikret engin'in de dediği gibi biri gelip 3-5 atacak sonra o olacak ama sonra ona da 3-5 atar bu beşiktaş. takım savunmasını geliştirdikçe çok işler başarabilir.
şu anki durumunu acayip derecede, bizim * kewell ve baros'u aldığımız seneki halimize benzetiyorum. o zaman bizde kesin birinci ilan etmiştik kendimizi, fakat sivas şampiyonluğu kovalarken son anda şampiyon beşiktaş olmuştu. ha tabiki bu sene beşiktaş şampiyon olabilir ama öyle fazla uçmayın canlar. *
Eski teknik direktörümüz Jean Tigana, Kulübümüz aleyhine 23.07.2007 tarihinde FIFA'ya alacaklarının ödenmemesini gerekçe göstererek, sözleşmenin geri kalan süresinde muaccel hale gelecek 2.300.000 ; tutarında dava açmış ve 26.06.2009 tarihinde sonuçlanan davada talepleri reddedilmiştir. Jean Tigana, FIFA kararına karşı, 13.10.2009 tarihinde CAS'a başvurmuştur. Yapılan yargılama neticesinde CAS, 17.08.2010 tarihkli kararı ile Jean Tigana'nın taleplerinin tümünün reddine karar vermiştir.
Jean Tigana'nın açtığı davanın FIFA'dan sonra CAS tarafından da reddedilmesi Beşiktaş Kulübü'nün haklılığını ortaya çıkarmıştır. Dava süresinci kulubümüze destek veren Av. Kemal KAPULLUOĞLU ve ekibine teşekkür ederiz.
az önce büyükanneme ve bana 1 yılı opsiyonlu 4 yıllık sözleşme teklif ettiler. Para çokmuş harcayacak yer arıyolarmış. Kabul etmedim tabi. Alternatifim robinho idi. Hadi bakalım.