quaresma guti gibi transferle ** bir sikim yapamayacak olan takımmış da şimdi de yıldız bozuntusu* robinho'nun peşinde olan sikindirikler topluluğuymuş.
her inşaata topu kaçanın amelesi beşiktaş'lı mı arkadaş anlamadım ki...
--spoiler--
hala robinho gibi yıldız bozuntularını alma hayali kuran.. (#9097103)
--spoiler--
hayal? geldi lan adam cicican.
ayrıca inönü stadı kartal yuvası yetkilerinin söylediğine göre yeni sezon formaları 50 binin üzerininde satmış takımdır. muhtemelen robinho'nun gelişi ve kazanılacak başarılarla bu sayı ikiye, üçe katlanacaktır.
bu sene ne olursa olsun, taraftar ve takım olarak birlikte göğüs gerecek olan camiadır.
taraftar yıllar sonra belkide işin teknik kısmına müdahele etti. isteye isteye, ısrar ede ede 3 tane adam getirtti beşiktaş'a.
önce çarşı sabaha karşı kutlamalarında başladı "quaresma" tezahüratları, imza toplama siteleri ile devam etti. en son ligin son maçlarında "gelsin artık quaresma" dendi. aldılar, getirdiler.
guti denildi, iddia edilen resimlerdeki kişi kadındır, bimba bose'dir, başkan kandırmasınlar seni istiyoruz bu adamı getirin dedi taraftar. stad "guti gelsin guti" diye inledi. aldılar, getirdiler.
sıra geldi robinho'ya. önce quaresma'nın imza töreninde yankılandı ismi şeref bey'de. "ooo robinho" diye, sonra pankartlar açıldı uğruna, nöbetler tutuldu forza'da. onu da aldılar getirdiler.
uzun lafı kısası, bu sene kimse "biz yaptık oldu" deyip bizi kenara itmedi. bu takımı el birliğiyle kurduk, karşılıklı etkileşimle kurduk. taraftara kulak verildi, herşeyden önce onların isteği göz önünde bulunduruldu.
bundan gayri ne gelirse gelsin;
başarı da hepimizindir,
başarısızlıkta hepimizindir.
önümdeki direği görebilecek vizyonum varsa iddia ediyorum ki 2010/2011 sezonunu şampiyon tamamlayacak takımdır.
tamamlayamazsa da sevinirim, beşiktaş taraftarı değilim zira. ama arkadaşım, sadece guti ya da q7 değil ki bu iş. adamların orta sahasında barış, ayhan yok abi. necip, ernst, hilbert, nihat, bobo... bunlar güzel adamlar hep.
galatasaraylıyım. beşiktaş'ı kardeş kulüp falan da saymam mk, bana ne. ama ne yalan söyleyeyim, fenerbahçe ve galatasaray'ın yanında ezik kalıyordu lan. sadece derbilerde falan yeniyordu. ama şimdi sikertecek gibime geliyor. hadi bakalım.
ha ayrıca bu takımın başına bu sezon gelen en güzel şey bernd schuster'dir.
bu sene rolleri değiştirmiş takım, başlığı altına gelip saldıran kusan tiplerin çoğunun fenerli olması asla tesadüf değil, q7, ernst, gutili kadroyu seyredip zevk almalılar oysa.
fenerbahçe ve galatasaray taraftarını aynı cephede buluşturmayı başaran, büyük bir ihtimal ile seneye birleşmiş milletler barış elçisi seçilecek olan ve tuttuğum için gurur duyduğum takım.
bu sene özellikle rakipleri baya çatırdatmaktadır, malum hepsi ağız ishali olmuş.
var bir yara demek. kıskanmayın be oğlum, kıskanmayın. sizin stada da gelecek bir kere de olsa bu takım.
iyi belleyin bu tarihi gençler. bu tarihte dünyanın en büyük kulüplerinden birinden 8 yedi bu takım. 18 yese ne olur arkadaş. bir daha 8 yese ne olur ?
dünya yıldızları gelmiş, iki maç kazanmışız, seviniriz. yarın öbür gün gidip 5 yese ne olur ? sevmekten vaz mı geçeceğiz ?
bir fubol takımı değil, bir hayat görüşüdür beşiktaş. kimseler anlamasa da sevinmek için sevilmeyendir. ne büyüklük taslamaktır boş yere ne de sebepiz küçümsemek karşındakini.
iki kere milyonlarca taraftarı ile şampiyonluk tatbikatı yapan, mafya tarafından yönetilen takımdan hayli hayli büyüktür, ha birde artık gizli gizli beşiktaş maçlarını izlemeyin quaresma kızıyor!
başarısının en büyük sırrı şu satırlar altında yatandır.
süreyya soner: "schusterden önceki teknik adamlar biz hizmetli kulüp çalışanlarını futbolcularla aynı yerde yemek yedirmezdi. ayrım yapardı. fakat schuster ve oyuncular biz olmadan yemeğe oturmuyorlar. kısaca insan ve görev ayrımı yapmıyorlar. tıpkı gordon milne döneminde yaşadığımız şampiyonluklar öncesi havayı yaşıyoruz. müthiş birliktelik var."
(bkz: 25 ocak 2004 beşiktaş samsunspor maçı) ve akabindeki düşüşü, engellenmeleri vs. yaşayan bir taraftar için asla düşüşü siklemeyecek takımdır, takımımdır.
allahımdır, kitabımdır.
herkesin üstüne geleceği takımmış, düşüşü sert yaşayacak takımmış.
vay güzel kardeşim, sen beşiktaş'lı olmak ne demek bilir misin? seni bir 2004 ocak ve 2008 arasındaki dönemlere transfer edelim, yaşa da gör bakalım üstüne gelinmek ne demekmiş, büyük umutların nasıl yerle bir edildiği ne demekmiş. ondan sonra başlayın hayali felaket tellaliğine.
nasıl yukarıda denilmiş her çıkışın bir düşüşü, her düşüşün bir çıkışı var diye.
kısacası biz dibin en dibini de gördük, bundan sonra hedef tam yol ileri. tepeye hemde en tepeye. kısacası bundan böyle allah'ın izniyle alayı gelse yıkamaz bizi.
2010-2011 sezonuna flaş transferlerle girmiş takım.
kendilerine bir test yapılacak bu sene, sınanacaklar. çok yükselen takım nasıl alttan çekilecek görecekler. bugüne kadar sempatiyle bakılan bazı şeylere nasıl insanlar antipadik bakmaya başlayacak taraftarları görecek. şaşıracaksınız ilk başlarda, sonra siktir et diyeceksiniz, sonra da savunmaya başlayacaksınız. herkes üstünüze gelecek, kendinizi itilmiş zannedeceksiniz.
bir fenerbahçe taraftarı olarak yaşadıklarımızı yaşayacaklardır. yakın zamanda medya üstlerine gelmeye başlayacak. hıncal uluç vari provakatörler ağızlarından bazı isimleri düşürüp, yıldırım demirören ismine yönelecekler. telegol gibi bir program sinirlerinizi hoplatacak.
hazır olun sevgili beşiktaşlı yazar arkadaşlarım. şaşırmayın.
taraftar gurubu, ramazan ayında, rize deplasmanına giderken "yol uzun, uyuruz vakit çabuk geçer, rizeye ulaşınca da orucumuzu açarız" diye düşünür. ama durum bekledikleri gibi olmaz, yol yorgunluğuyla beliren açlık had safhaya ulaşır. rizeye varılınca ezana daha 4 saat vardır, iyice acıkan taraftar grubu, gördükleri ilk caminin avlusuna girer ve (bkz: bu gece barda) melodisiyle "cami imamı, oku ezanı, yeter artık ananın amı" tezahüratını yaparlar.
bu hikayeye gülünür. beşiktaş daha çok sevilir.
(bkz: halkın takımı)
(bkz: beşiktaşk)