Eski teknik direktörümüz Jean Tigana, Kulübümüz aleyhine 23.07.2007 tarihinde FIFA'ya alacaklarının ödenmemesini gerekçe göstererek, sözleşmenin geri kalan süresinde muaccel hale gelecek 2.300.000 ; tutarında dava açmış ve 26.06.2009 tarihinde sonuçlanan davada talepleri reddedilmiştir. Jean Tigana, FIFA kararına karşı, 13.10.2009 tarihinde CAS'a başvurmuştur. Yapılan yargılama neticesinde CAS, 17.08.2010 tarihkli kararı ile Jean Tigana'nın taleplerinin tümünün reddine karar vermiştir.
Jean Tigana'nın açtığı davanın FIFA'dan sonra CAS tarafından da reddedilmesi Beşiktaş Kulübü'nün haklılığını ortaya çıkarmıştır. Dava süresinci kulubümüze destek veren Av. Kemal KAPULLUOĞLU ve ekibine teşekkür ederiz.
şu anki durumunu acayip derecede, bizim * kewell ve baros'u aldığımız seneki halimize benzetiyorum. o zaman bizde kesin birinci ilan etmiştik kendimizi, fakat sivas şampiyonluğu kovalarken son anda şampiyon beşiktaş olmuştu. ha tabiki bu sene beşiktaş şampiyon olabilir ama öyle fazla uçmayın canlar. *
bu sene daha transfer yapılmayacağını göz önüne alarak konuşuyorumki en önemli oyuncusu fabian ernst olan futbol takımıdır. kalecinin, savunmanın, iyi paslar atacak oyun kurucu, kanat, forvet her şeyi bulursun ama michael fink'in de sözleşmesinin dondurulduğunu düşündüğümüzde necip'in de henüz pişmemişliğinden aman tanrı kutsasın ernst'i.
büyük futbol düşünürü fikret engin'in de dediği gibi biri gelip 3-5 atacak sonra o olacak ama sonra ona da 3-5 atar bu beşiktaş. takım savunmasını geliştirdikçe çok işler başarabilir.
2 sezon önce oynanan trabzponspor-gençlerbirliği maçında ibrahima yattara sol kanattan kaleye hipotenüs düzleminde yararak gidip yay üzerinden çılgın bir şut çıkarmıştı ve enfes bi gol atmıştı. maçı anlatan melih gümüşbıçak gaza gelip son derece akla kazınan yerinde bir slogan peydah etmişti:
"futbol, yıldızlar oynayınca güzel."
şimdi bu takımı izleyince karar verdim aslında bu sloganın yeri gelince ne derece haklı çıkabileceğine. q7, bu gece inönü çimlerinde ahenkle raks ederken ben işyerinde cebelleşiyordum. bi ara fırsat buldum ve internetten maçın linkini buldum. 3 bilemedin 5 dakika sonra o kendine has vuruşuyla arka direğe kestiği ortanın getirdiği gol trabzonsporlu olmama rağmen acayip heyecanlandırdı. "piç" dedim en samimi duygularımla. ama işte zaman kısıtlı olunca işe devam ettim. q7 nin bir de gol attığı mesajını görünce işyerindeki geri kalan dakikalarım "nasıl attı acaba lan?" düşüncesiyle geçti. güzel futbol fanatiğiyiz şimdi, bu hayali çok görmeyin. neyse iş bitti ve eve geldim. facebook' u aç, maç özetlerine gir, "aferin eklemişler", guti, q7, amk, melih gümüşbıcak, yıldırım demirören, beşiktaş.
bu sene kanındaki fanatizm dozu düşük bünyelerin de beğenisini kazanan takım.
geçen yıl barda artık hep aynı adamlardan oluşan taş çatlasa 10-15 kişiyle izlerken bu sene kafadan 50 kişiye hitap ediyoruz. adama soruyorum gs'liyim, fb'liyim diyor.
gökhan zan'lı, ibrahim kaş'lı, serdar özkan'lı, uğur inceman'lı kadrolardan taraftar da kansere bağlamıştı.
şimdi guti'nin pasıyla quaresma'nın, quaresma'nın ortasıyla hilbert'in gol attığı, 18'lik necip'in döktürdüğü bir takıma dönüştüler.
2010-2011 sezonuna bomba gibi girmiş takım. lakin henüz ciddi bir rakiple oynamamış olmaları bir handikap. dün akşam oynadıkları helsinki takımını ele alalım mesela. kaleye gitmekten aciz, 3 pas yapamayan sadece itiş-kakışa dayalı futbol mantığına sahip bir takım. böyle galibiyetler ve ayak dışıyla açılan ortalar halkımızı yanıltmasın. daha oynanmamış birçok zorlu maç var. ancak şimdilik zayıf takımlar karnesi pekiyi olan bir beşiktaş var, o kesin.
taraftar gurubu, ramazan ayında, rize deplasmanına giderken "yol uzun, uyuruz vakit çabuk geçer, rizeye ulaşınca da orucumuzu açarız" diye düşünür. ama durum bekledikleri gibi olmaz, yol yorgunluğuyla beliren açlık had safhaya ulaşır. rizeye varılınca ezana daha 4 saat vardır, iyice acıkan taraftar grubu, gördükleri ilk caminin avlusuna girer ve (bkz: bu gece barda) melodisiyle "cami imamı, oku ezanı, yeter artık ananın amı" tezahüratını yaparlar.
bu hikayeye gülünür. beşiktaş daha çok sevilir.
(bkz: halkın takımı)
(bkz: beşiktaşk)
2010-2011 sezonuna flaş transferlerle girmiş takım.
kendilerine bir test yapılacak bu sene, sınanacaklar. çok yükselen takım nasıl alttan çekilecek görecekler. bugüne kadar sempatiyle bakılan bazı şeylere nasıl insanlar antipadik bakmaya başlayacak taraftarları görecek. şaşıracaksınız ilk başlarda, sonra siktir et diyeceksiniz, sonra da savunmaya başlayacaksınız. herkes üstünüze gelecek, kendinizi itilmiş zannedeceksiniz.
bir fenerbahçe taraftarı olarak yaşadıklarımızı yaşayacaklardır. yakın zamanda medya üstlerine gelmeye başlayacak. hıncal uluç vari provakatörler ağızlarından bazı isimleri düşürüp, yıldırım demirören ismine yönelecekler. telegol gibi bir program sinirlerinizi hoplatacak.
hazır olun sevgili beşiktaşlı yazar arkadaşlarım. şaşırmayın.
herkesin üstüne geleceği takımmış, düşüşü sert yaşayacak takımmış.
vay güzel kardeşim, sen beşiktaş'lı olmak ne demek bilir misin? seni bir 2004 ocak ve 2008 arasındaki dönemlere transfer edelim, yaşa da gör bakalım üstüne gelinmek ne demekmiş, büyük umutların nasıl yerle bir edildiği ne demekmiş. ondan sonra başlayın hayali felaket tellaliğine.
nasıl yukarıda denilmiş her çıkışın bir düşüşü, her düşüşün bir çıkışı var diye.
kısacası biz dibin en dibini de gördük, bundan sonra hedef tam yol ileri. tepeye hemde en tepeye. kısacası bundan böyle allah'ın izniyle alayı gelse yıkamaz bizi.
(bkz: 25 ocak 2004 beşiktaş samsunspor maçı) ve akabindeki düşüşü, engellenmeleri vs. yaşayan bir taraftar için asla düşüşü siklemeyecek takımdır, takımımdır.
allahımdır, kitabımdır.
başarısının en büyük sırrı şu satırlar altında yatandır.
süreyya soner: "schusterden önceki teknik adamlar biz hizmetli kulüp çalışanlarını futbolcularla aynı yerde yemek yedirmezdi. ayrım yapardı. fakat schuster ve oyuncular biz olmadan yemeğe oturmuyorlar. kısaca insan ve görev ayrımı yapmıyorlar. tıpkı gordon milne döneminde yaşadığımız şampiyonluklar öncesi havayı yaşıyoruz. müthiş birliktelik var."
iki kere milyonlarca taraftarı ile şampiyonluk tatbikatı yapan, mafya tarafından yönetilen takımdan hayli hayli büyüktür, ha birde artık gizli gizli beşiktaş maçlarını izlemeyin quaresma kızıyor!