sırtını yaslayacağın dağ yıkılır, sert rüzgarlara maruz kalırsın.
olur olmaz aklına gelir, burnunun direği nasıl sızlar, kalbin nasıl sıkışır anlatamaz, kimsenin görmediği yaşlar akıtırsın gözünden. yaşın kaç olursa olsun babasızlık çok ağır gelir insana.
1 sene be babam ama sanki on sene. boğazımda düğüm, yarım bir nefesle bırakıp gittin...
ağustos sıcağında donarsın,
milyonlar arasında yapayalnız kalırsın,
çevreden duyulan tüm 'baba' kelimeleri kalbine saplanır, kişiyi zavallı hissettirir.
anne ağlar normaldir ama baba ağlarsa büyük felakettir derler.
yegenle Brookhaven oynuna girmistim konsepti bilmedigim icin ufak bir velet pesimde babam ol babam ol diye kosuyordu anlamiyorum da oyunu yegen nereye ben pesinde benim arkamda 5cm bir velet saga sola kosuyoruz.
anaa velet beni kucagina aldi goturdu illa babasi olacakmisim bu sefer ben onun kucaginda yegen benim pesimde kosuyoruz. serefsiz kurtarmiyor da cips yiyordu.
zorla baba olmak.
oraya buraya yazdıklarım hep kayboluyor, unutmamak için yazıyorum. vefatından sonra yanlış hatırlamıyorsam ikinci kez rüyama girdi. bence kesin teselliye geldi de neyse. bu sefer uyumuyordu. upuzun, huzursuz, yorucu ve kopuk kopuk bir rüyanın sonunda kendimi birden evde buldum. masanın başında üzerinde gri hırkasıyla bir şeylere söyleniyordu bıdı bıdı, belki daha önce bin kere yaşandı bu ama hiçbir zaman böyle güvende hissettirmemişti babamın söylenişini dinlemek. insan o anın içindeyken anlayamıyor bazı şeyleri. keşke sarılsaydım.
Babam küçük bir ameliyat sonrası sürecinde. Doktoru boğazına yapışmaması için nane kekik gibi taneli baharatlar kullanmaması gerektiğini söyledi.
Bunun üzerine kedisini onun taramaması gerektiğini, tüylerinin de yapılabileceğini söyledim. "Gerekirse maske takarım sorun yok." dedi.
Ne yazık ki sevgili babam bunu söylerken aklıma 3 4 yaşlarımdan bir anım geldi. Sinir hastası olan babam, o yaşlarda bana çok sert davranırdı. Beni dövdüğünde ağladığım için daha da çok kızardı, ağzımı iki elimle kapatarak ağlama huyu edinmiştim.
Karşısında ondan korkusuna rahatça ağlayamayan kendi canından kanından 4 yaşlarında kızı vardı.
Bugün onun ağzından benden esirgediği merhamet ve şefkatin bir kedi için beslediği kelimeleri duyduğumda sadece bunu düşünebildim. içimde o kediyi kıskanan 3 yaşındaki halimi taşıyorum ve bu durum gücüme gidiyor.
bugüne kadar yapma dediği her şeyi yaptım ve gerçek anlamda hiçbirisinden pişman olmadım. bir kez bile benle oturup baba oğul sohbeti yapıp neyin yanlış neyin doğru olduğunu konuşmamıştır. ben doğruyu da yanlışı da hep kendim öğrendim. şaşırıyorum bazen insanların babaları ile neler paylaştığını duyunca. ben de paylaşmak istemişimdir ama hiçbir zaman buna uygun bir insanmış gibi hareket etmedi. bilemiyorum yani iyi adam, sağ olsun, ama sadece o kadar.
bugün sırf sana daha yakın olmak için döndüm trabzon’a hasret dedikleri bu mu bilmiyorum, dünyada kapladığım yerin küçüldüğünü düşünüyordum ilk zamanlar hatta yaşama devam etme güdüsünü dillendirmenin fahişelik olduğunu idrak ışığı yapmışlığım var.
bir jestin aynı biçimde asla tekrarlanamayacağı yegane durum seni kaybetmek. son okuduğun kitabın ayracına baktığımda, her sabah gün aydığında, yaşa/yaşama ait sıralaması değişken önemlilerim ile karışmışken, her gece uykumdan bir adım önce, günün en zarif vakitlerinde buralardasın biliyorum.
bütün hırslarımın tetikleyicisi, güvenli alanlarım, tutkuyu devraldığım, her şeyi sorabildiğim, görece başarılarım, acı eşiğimin yükseklik belirleyicisi, en temel korkum aslan babam. Bir yıl daha sensiz geçti, anlatacak şeyler biriktirerek.
çok çalışıyorum babacığım, hiç gerek yok oysa, meşgale en iyi tedavi mahiyetinde inan çok çalışıyorum söz verdiğim gibi. sırf senden, emanetlerinden uzaklaşmamak için terk etmiyorum bu ... batmış ülkeyi.
'bugün beraberiz evlat, kimseye söz verme'yi unutamıyorum baba.
zihnimdeki son fotoğrafın, gözlüklerinle kitap okuyorsun, kapıyı çalıp içeri giriyorum, gel bakalım evlat diyorsun, o tebessüm varya unutamıyorum...
kitapların, araban, plakların hepsi aynı yerinde merak etme, gözüm gibi bakıyorum.
bakma anlık hissiyatıma, her şey hiç olmadığı kadar yolunda, senden sonra öyle bir kalktım ki ayağa, arkamda sen varmışsın gibi hep kazandım. emanetlerin güvende, pek çok mutlular merak etme.
öğütlerin kalbimin en güzel yerinde.
her geçen gün eskisinden daha güçlü uğurluyorum seni.
sadece ' nasılsın evlat ' sualini biraz fazla özledim, bugün gözlerim başköşeye biraz fazla ilişti o kadar.
Başrolünü Haluk Bilginer'in oynadığı Türk dizisi. Şu an için uyarlamaya benzemiyor. Bakalım sonraki bölümler neyi gösterecek. Yalnız Haluk Bilginer'in oyunculuğu on numara beş yıldız.