her yönüyle ilgincti babamız.
20 yaşıma kadar sürekli bir eğitim verdi ki günün her anında bu eğitim devam ederdi.
hani aklına eski köklü liselerin katı eğitimini getir. aynı öyle.
bir kere sarıldığını bilmem. sevgi dolu bir laf ettiğini de.
başarırsan, iyi yapmışın der ve ekler daha iyisi olmalı.
dükkanda temizletti, inşaatta da çalıştırdı.
yaşım 17 lere yaklaşınca yavaş yavaş neden böyle olduğunu açık etmeye başladı.
sen yalnızsın. her şeye hazırlıklı olman lazım falan demeye başladı. hayır kardeşlerim var ama hakkat hepsinden farklı bir kişiliğim var. ekip çalışmasına uygun değilim.
hep tek başıma oldum.
süper memnunum orası ayrı. valla isv.çre çakısı gibiyim. her şeyi tek başıma yapabiliyorum.
aslında başka şeyler yazacaktım ama konu böyle gelişti. ne yazağımda aklımdan çıktı.
evin burjuvasıdır. kapitalizmin özetini baba figüründe görebilirsiniz. işçiye iyi davranan patronun işçisinin vermiş olduğu verim ile çocuğuna iyi davranan babanın, yetiştirme seviyesi de buna bir örnektir.
Yorgunmuş dediler, kalbin yorulmuş babam, uyutuyorlar seni, az dinlen tekrar gel yeniden aramıza tamam, Dualarım seninle babam.
Babam için dualarınızı istiyorum.
sırtını yaslayacağın dağ yıkılır, sert rüzgarlara maruz kalırsın.
olur olmaz aklına gelir, burnunun direği nasıl sızlar, kalbin nasıl sıkışır anlatamaz, kimsenin görmediği yaşlar akıtırsın gözünden. yaşın kaç olursa olsun babasızlık çok ağır gelir insana.
1 sene be babam ama sanki on sene. boğazımda düğüm, yarım bir nefesle bırakıp gittin...
ağustos sıcağında donarsın,
milyonlar arasında yapayalnız kalırsın,
çevreden duyulan tüm 'baba' kelimeleri kalbine saplanır, kişiyi zavallı hissettirir.
anne ağlar normaldir ama baba ağlarsa büyük felakettir derler.
yegenle Brookhaven oynuna girmistim konsepti bilmedigim icin ufak bir velet pesimde babam ol babam ol diye kosuyordu anlamiyorum da oyunu yegen nereye ben pesinde benim arkamda 5cm bir velet saga sola kosuyoruz.
anaa velet beni kucagina aldi goturdu illa babasi olacakmisim bu sefer ben onun kucaginda yegen benim pesimde kosuyoruz. serefsiz kurtarmiyor da cips yiyordu.
zorla baba olmak.
oraya buraya yazdıklarım hep kayboluyor, unutmamak için yazıyorum. vefatından sonra yanlış hatırlamıyorsam ikinci kez rüyama girdi. bence kesin teselliye geldi de neyse. bu sefer uyumuyordu. upuzun, huzursuz, yorucu ve kopuk kopuk bir rüyanın sonunda kendimi birden evde buldum. masanın başında üzerinde gri hırkasıyla bir şeylere söyleniyordu bıdı bıdı, belki daha önce bin kere yaşandı bu ama hiçbir zaman böyle güvende hissettirmemişti babamın söylenişini dinlemek. insan o anın içindeyken anlayamıyor bazı şeyleri. keşke sarılsaydım.
Babam küçük bir ameliyat sonrası sürecinde. Doktoru boğazına yapışmaması için nane kekik gibi taneli baharatlar kullanmaması gerektiğini söyledi.
Bunun üzerine kedisini onun taramaması gerektiğini, tüylerinin de yapılabileceğini söyledim. "Gerekirse maske takarım sorun yok." dedi.
Ne yazık ki sevgili babam bunu söylerken aklıma 3 4 yaşlarımdan bir anım geldi. Sinir hastası olan babam, o yaşlarda bana çok sert davranırdı. Beni dövdüğünde ağladığım için daha da çok kızardı, ağzımı iki elimle kapatarak ağlama huyu edinmiştim.
Karşısında ondan korkusuna rahatça ağlayamayan kendi canından kanından 4 yaşlarında kızı vardı.
Bugün onun ağzından benden esirgediği merhamet ve şefkatin bir kedi için beslediği kelimeleri duyduğumda sadece bunu düşünebildim. içimde o kediyi kıskanan 3 yaşındaki halimi taşıyorum ve bu durum gücüme gidiyor.