bugün sırf sana daha yakın olmak için döndüm trabzon’a hasret dedikleri bu mu bilmiyorum, dünyada kapladığım yerin küçüldüğünü düşünüyordum ilk zamanlar hatta yaşama devam etme güdüsünü dillendirmenin fahişelik olduğunu idrak ışığı yapmışlığım var.
bir jestin aynı biçimde asla tekrarlanamayacağı yegane durum seni kaybetmek. son okuduğun kitabın ayracına baktığımda, her sabah gün aydığında, yaşa/yaşama ait sıralaması değişken önemlilerim ile karışmışken, her gece uykumdan bir adım önce, günün en zarif vakitlerinde buralardasın biliyorum.
bütün hırslarımın tetikleyicisi, güvenli alanlarım, tutkuyu devraldığım, her şeyi sorabildiğim, görece başarılarım, acı eşiğimin yükseklik belirleyicisi, en temel korkum aslan babam. Bir yıl daha sensiz geçti, anlatacak şeyler biriktirerek.
çok çalışıyorum babacığım, hiç gerek yok oysa, meşgale en iyi tedavi mahiyetinde inan çok çalışıyorum söz verdiğim gibi. sırf senden, emanetlerinden uzaklaşmamak için terk etmiyorum bu ... batmış ülkeyi.
'bugün beraberiz evlat, kimseye söz verme'yi unutamıyorum baba.
zihnimdeki son fotoğrafın, gözlüklerinle kitap okuyorsun, kapıyı çalıp içeri giriyorum, gel bakalım evlat diyorsun, o tebessüm varya unutamıyorum...
kitapların, araban, plakların hepsi aynı yerinde merak etme, gözüm gibi bakıyorum.
bakma anlık hissiyatıma, her şey hiç olmadığı kadar yolunda, senden sonra öyle bir kalktım ki ayağa, arkamda sen varmışsın gibi hep kazandım. emanetlerin güvende, pek çok mutlular merak etme.
öğütlerin kalbimin en güzel yerinde.
her geçen gün eskisinden daha güçlü uğurluyorum seni.
sadece ' nasılsın evlat ' sualini biraz fazla özledim, bugün gözlerim başköşeye biraz fazla ilişti o kadar.
Başrolünü Haluk Bilginer'in oynadığı Türk dizisi. Şu an için uyarlamaya benzemiyor. Bakalım sonraki bölümler neyi gösterecek. Yalnız Haluk Bilginer'in oyunculuğu on numara beş yıldız.
farsçadan dilimize girmiş bebeklerin ba ba ba diye çıkardıkları sesten esinlenerek ortaya çıkmış bir kelimedir. aynı zamanda italyanca, ispanyolca dillerinde de papa şeklinde kullanılır. katolik liderinin adı papa da bu kelimeden ortaya çıkmıştır.
son yıllarda fazla geri planda kalmış çoğunun hayatında bulunan 2 büyük kişiden biri diğeri de anne.
1. son yıllarda ya babalara sürekli "babam beni anlamıoo" diye küfür edilir,
2. ya da anne övüldüğü için babanın övülmesine fırsat bulunmaz.
lan annelikten zor şu babalık. çocugum büyüyünce acaba "ya beni anlamıosun moruk" triplerine girecek mi diye uyuyamaz olur insan.
bir de şöyle bir rivayet vardı hatırladığım kadarıyla bi sahabe ailemden kimin hakkı en büyüktür mü ne öyle bir soru sormuş, resulullah anne demiş. yine sormuş, yine anne demiş, yine sormuş, yine anne demiş, dördüncüsünde baba demiş.
dolayısıyla anne babadan üstündür de lan babaları da sevelim yani, sonra babalara gelmeyelim diye söylüyorum....
Annemin terketmesine dayanamadığı için iyice içkiye düşen, akabinde kendisine özenip eski bir yılbaşı gecesi rakı aldığım. Hayatımın altüst olmasının fitilini ateşleyen yılbaşı gecesi rakıyı kendisine özenip içtiğim. Şahsıyla aylardır görüşmediğim karakter.
Sırf babam diye özgürlüğümü kısıtlayan, makat ağrım yüzünden işe gidemediğim için telefon oynamayacaksın diyen, yakın akrabam. Beni kendinden her seferinde daha da soğutuyor. Sohbete gitti de telefonu öyle elime aldım.
iyi bir babam olduğu için kendimi hep bu konuda şanslı hissetmişimdir. babamın gölgesi bana yeter. annemle beraber kendisi hep ben ve kardeşlerim için çabalamıştır. ikisininde hakkı ödenmez. babamı eski zamanlarda çok üzmüşlüğüm, utandırmışlığım oldu. hakkını helal et baba, benim aptallığım.
anne ile birlikte verdiği sıcaklığı, rahatlığı ve güveni başka kimsede bulamazsınız. yanınızdayken huzur kalbinizden akar. çatısı altında en rahat uykuyu uyursunuz. harika bir enerji katar insana.
gideli 18 sene olunca birçok şey koyabiliyor insan, alışıyor zamanla evet, ilk seneler çok daha vurucu ilk ramazan, ilk babalar günü ama dedim ya alışıyor sonra.
ama gittiğin gün onu dolduramadım bir türlü, ne zaman yaklaşsa ve o gün gelse düşünürüm hep; güneş bu saatte doğmuştu, tam aynı açıyla bu satte batmıştı, 13:00 de tam da aynı yerdeydi, ay aynı şekildeydi ve şaşırırım buna 'işte derim herşey aslında ne kadarda taze ve ne kadar da aynı.'
Çok önemsediğimden değil babalar gününü ama sensiz 18. babalar günümdü. ve benim babalar günüm 2. kez kutlandı.
bu eski nesil tipler kendileri her istediğini yapar çocuklarına karışır akıl verir. yaşlanınca direkt kafayı sıyırıyorlar. baba konusunda herkes şanslı değil. öyle babalar var ki oğluna kızına 500 bin tllik araba alır, diğer yandan bazı babalar da çocuğuna arabasını vermez.
27 yaşındayım, bu zamana kadar babama hiç saygısızlık etmedim. insan sevdiğine konduramıyor ama benim babam sanırım tam bir çomar. gençlik nedir bilmez, düşüncelere saygısı yok, yaşantılara karşı. Erdoğan'ı sevmeyen herkes vatan haini ona göre. Sanırım baba ile evleri ayırmanın zamanı çoktan geldi.
bazen sozlukte gezinirken insanlarin babalari hakkinda yazdiklari yazilarina denk gelirim. dusunurdum o zaman bir insan babasini neden sevmez diye. niye nefret eder babasindan. ne yapmis olabilir ki en fazla. ancak zamanla ben de hayatimdaki cogu seyin babam yuzunden olduguna inanmaya basladim. ozguvensizligim, korkakligim, iletisim sorunum ve daha bir suru sey. yaniliyor da olabilirim tabi, kendi beceriksizliklerime bir bahane de uretiyor olabilirim, suclayacak birilerini ariyor olabilirim. ama bilmiyorum. hayatimda yaptigim hicbir seyin arkasinda durmamistir, hicbir sey. projeler yazmisimdir, sirket kurmusumdur. haber sitelerinde boy boy fotograflarim yayinlanmistir. ama bir tebrigi cok gormustur. varsa yoksa tek derdi paradir. islere girdim ciktim, para kazandim, kiz arkadasim oldu, yedim ictim, parasiz gezdim, ac yattim. neyin ne oldugunu cok iyi biliyorum. ben universitede bir kis mevsimini sirf para istemeyeyim diye yirtik ayakkabilarla gecirdim. o ayakkabilarla kutuphanelerde sabahladim. ama hep bir yuktum babam. insan kendi evine gitmeye utanir mi? ben utaniyorum. babamdan nefret etmiyorum ben ama artik bir sey de hissetmiyorum sanki. olsa da olurmus olmasa da olurmus. sirf karnimi doyurmus bu zamana kadar. doyurmasa da olurmus ben doyururum artik. cunku insan para kazanir, karnini doyurur ama kalbini doyuramaz, o boslugu dolduramaz.
Özel hayatıma karşı aşırı ilgiliydi. Kimle görüştüğümü nasıl gittiğini falan soran ilgili, modern baba olmaya çalışıyordu hep.
Geçen ay hayatıma erkekten çok kadın girdiğini duyunca şok olup özel hayatımdan elini eteğini çekti sonunda. Ee siz kaşındınız beyefendi. Alman koca adayıyla ilgilenmiyorum diye azarlamak kimin haddineymiş.