Evet sevgili sözlük ben phileo sophia, tanıdığınız üzere hiçbir metafizik olgulara inancı olmayan phileo sophia
Yalnız 3 sene öncesine dek aşkın da var olmadığına inanıyordum ama varmış inanın tarifi mümkün olmayan sadece yaşayan kişinin bilebileceği bir duygu bu aşk denilen şey. Ben bunun artık salt üreme içgüdüsüne dayanan bir güdü olduğuna inanmıyorum artık.
Aşık olduğunuz kadınla olduğunuzda inanın zaman, mekan umrunuzda olmuyor zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.
Tabii hayatın gerektiği bazı şartlardan dolayı ayrılmak zorunda kalıyorsunuz ama hep o hissi o duyguları arıyorsunuz. Tarifi çok zor. Aşk ve kediler dışında bana göre hayatı çekilir kılan bir şey yok.
Aşk bitti tabii kedim var idare ediyorum tutamak sorunumu onunla hallediyorum.
Bence çok ilişki geçmişi olan insanlarda yalnız kalamama durumu oluyor. Yani sevilmek tek geçerli kriter gibi. O yüzden başka kriterlere pek bakılmıyor öncelik olarak. Sonra ay bile değil birkaç haftada belki aydınlanma gelmeye başlıyor ve kısa sürede de bakıyor ki aslında kriterlerine hiç de uygun değil yedekte de varsa biri hop iptale düşüyor o kişi.
Böyle birkaç arkadaşım var artık duygular aşırı hızlı gelip geçiyor benim bir yılda yaşadığım duygu değişimi bir ayda oluyor onlarda.
Hangisi iyi bilemedim.
Benim bildiğim insan bir kez hadi bilemedin iki ve belki son bir piyango ile üç kez aşık olur, öyle gördüm etrafımda. Ablacım sen her çarpıştığın erkeğe nasıl aşık oldun ya? Üzülüyoruz ama..
bence karsılıklı olması gereken bi sey.
sayet benim sevdigim beni benim onu sevdigim kadar sevmiyor ve onemsemiyorsa demek ki o hayatımın askı degil.
bu mantıkla ask acısını cok cuzi yasar oldum. cabuk geciyor. daha cok o da hayatımın askı degilmis kırıklıgı oluyor sadece kısa sure.
my oxford year filminde exchange ogrencisi amerikalı kız ingiliz filoloji hocasıyla date e cıkıyor. beraber saatlerce muhabbet ediyorlar. dans ediyorlar. ve sonra bir kebapcısıda turk kebabı yiyorlar. muthis geciyor. harika geciyor.
sonra kız hocayı baska bir kızla goruyor. bizim kız da gidip baska bi cocukla dans etmeye baslıyor sinirle. sonra o cocukla yolda yuruyorlar. muhabbet gitmiyor. kız cocugu kebapcıya goturuyor. cocuk ay igrenc bunu yemem diyor.
iste bazen boyle yoklugunda anlıyorsun burda var. burda yok.
Galiba hiç aşık olmadım. Ya da benin duygular minimum seviyede. Anlatılanlara şahit olunca kendini şanslı sayıyorum. Aslolan sevgi ve saygı bence. Tahammül sınırları içerisinde tabi.
aşkla kale kapısı yıkılırmış, inandım.
Kale kapısı!..
gel de, kale kapısı üzerine konmuş sinek faaliyetleriyle, Fatih’in torunları olduklarını söyleyenlerin durumunu seyret.
aşk, ışıktır...
aşk, vermek, karşılıksız vermek, karşılığında kendini kaybetmek ve bu kaybetmekte tarifsiz olan benini bulmaktır...
aşkı bilmek lazım; bilmek başka, bildiğini sandığını bilmek başka!...
ben ne oldugunu bilmiyorum. gercekten. sadece devre dısı olan mantıgımı biliyorum.
o kadar sacmalamısımdır ki ask icin hayatımda.
intihar denemem de oldu.
akıl hastanesine de kapatıldım.
yemeden icmeden de aylarca kesildim.
birkac yıl depresyona girip sadece uyudum da.
hala ne oldugunu cozemedim.
hemfikir oldugum tek olay su:
bir sözuyle bahtiyar
bir sozuyle ihtiyar oluyorsun.