allah bahsi açıldığında işi hiç uzatmazdı bilge adam ''seven sevdiğine itaat eder'' der susardı.
ben peygamberimizi çok seviyorum diyen birine hiddetle ''yalan söylüyorsun'' demişti, parmağını sallayarak!
ve gözlerini kısarak, ta gözlerinin içine bakarak sormuştu... sesini de kısarak.
''o peygamberden sende ne var aslanım!?''
derin sessizlik... herkes mahçup!
bütün kusur ve kusurlardan münezzeh ve tek yanlışını görürsek dinden çıkıyorsak bunlar genel anlatı ve doğruysa inanmıyorum ama ben bunların ispatı olarak ayetleri kendi gözümle görmek istiyorum kuranı okumadım internetten ilgili ayetlere bakıyorum ama tam cevap bulamadım meal ve tevsir bazen yetersiz kalıyor sanırım kelimelerin arapça anlamını bilmek gerekiyor.
bilen ve bilmeyen her ferdimizle hepimiz bu dünyaya, bizzat Allah'ın ferman ettiği gibi, Allah'ı aramaya, bulmaya, onun sırları ve hikmetleri etrafında "körebe" oynamaya ve ona ibadet etmeye geldik.
Onun içindir ki, marangoz, yonttuğu tahtada onun, politikacı güttüğü cemiyette onun, şair de yuğurduğu kelimelerde onun sırları ve hikmetleriyle çevrilidir.
Benim tasavvurumda insan denen toz zerresi kadar bile olmayan varlıkların ne yiyip ne içtiğiyle, nasıl giyinip giyinmediğiyle, resim çizip müzik dinlemesiyle ilgilenmeyen bir varlıktır kesinlikle şüphesiz. Dinlerin tanrı tasavvuru bana hiç de mantıklı gelmiyor. Onlarca gezegeni, ötegezegeni, yıldızları vesaire yaratan bir yüce varlığın insan vücudundaki bir bakteri kadar önemi olmayan birinin yapıp ettiklerine bu kadar önem atfedip sırf domuz eti yedi diye sırf birtakım ritüeller uygulamadı diye cehennem ile korkutması bana hiç ama hiç mantıklı gelmiyor.
Hayata tutunmamı sağlayan tek gerçeklik. insanların keşfederek bulduğu en değerli varlık. Ruhumu iyileştiriyor, beni koruyor, zorluklarla mücadele etmemi sağlıyor, bana enerji ve güç veriyor. Ümidimi canlı tutmamı sağlıyor. Onu düşünmediğim tek bir gün bile yok. Hayatım boyunca hep onunla meşgul oldum, olucam da.
Birgün onu rüyamda gördüm. Siyah ve sonsuz bir karanlıkta kendini bana gösterdi. Hiç beklemediğim bir anda, beklemediğim şekilde. O kadar mutlu hissetim ki anlatamam, titreyerek uyandım uykumdan...Mistiklere çok kızsam da onların dediği gibi, o gün anladım onun varlığını akli yöntemlerle ispat etmenin mümkün olmadığını, onun varlığını hissederek anlayabiliriz. Bir rüzgarın esişinde, yağmur altında ıslanırken, denizin sonsuz maviliğine veya yıldızların gökyüzünde süzülüşüne bakarken...bir müziği dinlerken, lezzetli bir meyve tadarken...
Onun yanına yaklaştığımı hissettiğim ikinci tecrübe ise kısa film senaryosu yazarken oldu...o an yaratıcı bir sürece girdim ve deliliğin sınırına yaklaşıp geri döndüm...o sınırda bir yerde o vardı, onu derinden hissettim...
isi olunca allah yapti, isi olmayinca allah izin vermedi derler. bos bir duvara konusuyor. ezbere yasam, dinin en ufak katkisi yok buna. zorla milyonlari kendi saplantilarina suruklerler baslarina ne gelecegini bile dusunmeden.