öğle yemeğinde ne yiyelim tartışmasının geldiği nokta bu olmamalıdır. canlılığa aykırıdır. canlı, yaşama iç güdüsüyle daha rasyonel kararlar alır. bu sıcakta sucuk ekmek nedir arkadaş.
ben yaklaşık 1 haftadır acayip korkuyordum, din elden gidecek diye. sonunda önüne geçtik, sağ olsun devletimiz. ya bir de yakalanmasaydı, düşünemiyorum bile olacakları.
dininle dalga geçiliyorsa ve bu senin zoruna gidiyorsa bunu izlemezsin olur biter. ağır hakaret olmadığı sürece elbette. ama izleyip de 'aha benim dinimle dalga geçiyor' diye yükselmek ve ortalığı yıkmak biraz da şov yapmaya giriyor. aha yakaladım ve bundan faydalanmalıyım gibi bir durum oluyor.
komedyenlikte sarsıcı olmalısın, birilerinin de damarına basmalısın. tarihte kelleler de gitmiştir bu uğurda ama artık o devirleri geçmiş olmamız gerekli. o yüzden din veya başka bir şeyle elbette dalga geçilebilir.
bırakın insanlar gülsün eğlensin, bir sıkıntı varsa bunu kendiyle dalga geçilen tanrı çözer zaten.
esasen ırk olayının altı boştur. bir coğrafyada toplu yaşayan ya da birlikte göç eden insan toplulukları vardır. o toplulukların özellikleri de yaşadıkları coğrafyaya ve göçebe olmalarına göre şekillenir.
tanrı özel olarak bir ırka bazı özellikler vermiyor.
dinle ilgili şakalar yapmasından dolayı şu sıralar bir cenah tarafından linç edilmekte. bizim halk hemen hemen her yerde dinle ilgili arkadaş ortamında falan geyik yapabiliyor. ama bu tip gösterilerde herkes rahatsız oluyormuş gibi kafalarını kaldırıp 'nasıl dinimle dalga geçersin' bağırışları yükseliyor. ben kimsenin ciddi anlamda rahatsız olduğunu sanmıyorum, kitleye uyacak, kendini gösterecek, tribüne oynayacak ya rahatsız olmuş rollerine giriyorlar.
bu durumun aksi olarak israil'i örnek göstermek düpedüz saflıktır. evet israil din devletidir, faşist de bir devlettir. ama gelişmiş gibi görünmesinin sebebi bu değildir, abd'dir.
3 ay evvel geçirdiğim ameliyat. çok zor elbet, henüz 42 yaşında bunu yaşamış olmak ciddi sıkıntı. evet, ameliyattan korktum, hazırlık aşamasında her gün her an o anı düşündüm. ameliyat günü geldiğinde ise inanmadığım tanrıya ilk kez yalvardım, eğer varsan oğluma iyi bir hayat ver diye. ne yalan söyleyeyim, kendim için hiçbir şey istemedim tanrıdan. korktum tabi ki, gözlerine baktım doktorumun, uyandığımda ise yine doktorumun gözlerine bakıyordum. sonrasında yoğun bakım, yaraların iyileşmesi falan filan. bunlar neyse de, asıl sıkıntı sonra başlıyor; bundan sonra ne olacağım! ölüm korkusunu ciddi ciddi hissetmeye başlıyorsun artık, ne zaman yine aynı şeyleri yaşayacağım diye beynin duman oluyor. hele bir de 2 yaşında bebeğin varsa, onun yanında ağlamamak için sürekli kasıyorsun kendini.
dedim ya en zoru sonrası, psikolojiyi yönetebilmek! benim için 3 aylık süreç geride kaldı ama halen bunu aşamadım. konsantre olmaya çalışıyorum muhakkak ama çok zorlanıyorum. ikinci bir şans gibi diye de düşünmüyor değilim tabi, ölebilirdim de ama işte bu tam olarak bu şekilde aşılmıyor. bakalım süreç ne olacak.
imkansıza yakındır ama belki bir umut; babacan ile davutoğlu'na güle güle dersin, sinan oğan ve ince'yi çağırırsın yanına ve hdp'yi de susması ama desteğine de devam etmesi için ikna edersen bir umut doğabilir.
hem insanlık dışıdır hem de siyaseten aptallıktır. daha bitmemiş bir seçim var önünde, o depremzedelerden ne kırparsam kırparım diye düşüneceğine tam aksi bir hareketle seçimde zaten az olan şansını hiçe yaklaştırıyorsun. tayyip erdoğan seçim kazanmıyor, resmen adama seçim hediye ediyorlar.
adam yüzlerce km'lik yolu yürüyerek gitti. arabası olmadığı için mi! tam bir geri zekalılık, elektrik faturasını ödeyemiyor mu da elektriği kesiliyormuş. bu bir eylem biçimidir, eksik ama bir eylemdir. eksikliği ise şudur, tüm halkı sokağa dökeceksin arkadaş, madem ülke bu derece berbat halde o zaman dökeceksin halkı ki iktidar istifaya zorlansın.
mazlumların yanında oluruz her zaman, ama mesela fransa'nın cezayir'i sömürdüğünü tanı-ma-yan ilk ülke de biz oluruz.
ukrayna silahlanıyormuş, ukrayna mı silahlanıyor yoksa nato rusya sınırlarına mı dayanıyor! rusya gibi dünya'da sözü geçen bir gücün hemen sınırına, tarihsel düşmanı olan nato'ya bu derece gel gel dersen sonucu bu olur. abd'nin sınırlarına konuşlan bakalım ne yapıyor abd seni. bu devletler büyük askeri gücü olan devletler ve yayılmacı emelleri olan devletler. ama şunu bil ki natocu arkadaş; abd dururken rusya'ya ahkam kesmek saçmalık oluyor. önce dünya'nın her yerinde üsleri olan abd'yi yereceksin sonra hemen sınırında nato'yu istemeyen rusya'ya ne yapıyorsun diyeceksin. yani nato sever arkadaşım, rusya günahkar evet ama ukrayna da hiç masum değil.
onca yoksulluğa, açlığa, hırsızlığa, kibre...vs şeylere kasılmayan tipler konu din olunca en ufak şeyde kafalarını kumdan çıkarıp kaldırıyorlar. ama o kafa bu konu dışında her konuda yine kumun altında. din en dokunulmaz şeydir şu hayatta, neden peki; böyle olması istendiği için. bu sadece islam diniyle kısıtlı değil, şimdiki zamanla da kısıtlı değil; binlerce yılın hikayesi. putlara tapan halkların da hikayeleri benzer. ama bizim farkımız hala bundan kurtulamamamız. bakalım, her toplum bir gün küçük küçük de olsa adım adım ileri gitmeye başlar, belki bize de sıra gelir.