din, ahlakı aramaz ve aratmaz, doğrudan doğruya emreder. emrettiği şey de insan yaratılışına mutabık düşer.
necip fazıl kısakürek - iman ve islam atlası
Nietzsche'ye göre kilise ve din adamları Güçlü ve asil adamın doğal içgüdüsü olan "efendi ahlakını" (değer yaratmayı) gömdüler, yerine "tevazu, merhamet" gibi, hayatı küçümseyen, hasta değerleri yücelttiler.
Ona göre, bu zayıf ahlak yüzünden insan potansiyelini yaşamıyormuş. Bu yüzden, "üst insan" denilen kendi değerini kendi yaratan, köle ahlakını aşmış, hayatı seven ve onaylayan o yeni insan tipine ulaşmalıymışız.
ağrı dağındaki çobana kadar bütün kulakları yırtacak kuvvetle haykırmak borcunda olduğumuz tek gerçek:
ahlâk yaramız, beynimizden topuğumuza kadar işlemiştir; asıl bunun kurtuluş savaşına muhtacız.
necip fazıl kısakürek - ideolocya örgüsü
“ ahlak bir ölçek sorunudur, büyük ölçekte çalışmaz. [ailede, bakkalda, köyde işe yarayan ahlak kuralları, devlet, holding, metropolis ölçeğinde buharlaşır.]”
ahlakın iki kaynağı vardır:
dinler ve din yerinde felsefî mezhepler... yani kâinatın irca edilebileceği vâhid etrafında, hakikisi ve sahtesiyle iman manzumeleri...
dinler de ahlak kaynağı. çünkü ahlak toplumun hedef aldığı yönde ilerler ya da mevcut konumunu korumaya çalışırken, üyelerinden uymasını beklediği biçimsel normlardır, din de bu hedefe giderken gerekli gereksiz donanımlardan biridir. dolaylı yoldan ahlaka katar, davranışların spesifik biçimlerde olmasına yönelik kültürel zenginlik katar.
kac namaz kıldıgın, kac oruc tuutugun beni ilgilendirmiyor. bunlar allah la senin aranda.
kac insana iyi davrandın? kac insana kotu davrandın? kac kez durusttun? kac insana kazık attın? kac kez asını paylastın? kac kez evini actın? kac kez bir yuz gulumsettin? kac kez bir kalp kırdın? kac kez zor gunde yanındaydın dostunun? kac dugune, kac cenazeye gittin? kac kez mutlu gununde onun kendi mutlulugun gibi sevindin? kac kez fesatlık yaptın? kac kez kıskanclık yaptın? kac kez acgozluydun? kac kez cıkarın ugruna adam sattın? kac kalp kazandın? kac insanı savundun? kac insanı korudun? kac insana dogru yolu gosterdin? kac insanı yolundan cıkardın?
bunlar beni ilgilendiriyor.
gavsın güneşin hareketini himmetle durduğuna,
müritlerini cennete kibrit kutusuyla taşıyacağına,
cübbelinin sattığı kefeni alınca cehennemde yanmayacağına inanmak da bu emir ve yasakların bir parçası mı?
Zamaninda aristo, zeusa inanmadigi icin ahlaksiz olmakla ve genclere kotu ornek olmakla suclanmisti. kimi zaman, yalnizca ayni dongu sursun diye konulan kurallar da, sozde insanligin iyiligi icin ozde kendi saltanatinin surmesi icin de ahlak tanimi da yapilabiliyor.
1. eline dikkat et: misal isyerinde bu kıza binlerce dolar teslim etsek sag salim bize getirir guveninin olması cok onemli. calmayacaksın. cıpmayacaksın. baskasının malına goz dikemyeceksin
2.sadakat ve vefa: ne anlıyorum bundan? bu kız kotu gunumde iki eli kanda olsa yetisir dusuncesinin yakın cevremde olması benim icin onemli. bu kızda kıskanclık yoktur, bizim mutluluklarımıza kendi mutlululugu gibi sevinir dusuncesi onemli.
3: iyilik: iyi tarfının gani gani kotu tarafından agır basması.
ama onun dısında ufak defek yalanlar soylenmis: its ok with me
capkınmıssın, zampikmissin: kendi tercihin. its ok with me.
ahlak bekcilerinden nefret ederim.
kendi bahcesinde bitki olamamıs, gelmis bana agaclık taslıyor.