modern times

    1.
  1. Charlie chaplin'in sessizliğin içinden bağırdığı, kapitalizme isyan ettiği makileşmeyi espriyle karışık anlatan, yüz kızartıcı bir şekilde ayar veren filmi. Bu filmin arkasından bir de Great Dictator gibi bir film gelince , Amerika'dan komünist damgası yiyerek kovulmuş, daha sonra yalvar yakar geri getirilmiş kaldığı yerden devam etmiştir. Çocukken trt sayesinde çok kişinin izlediği, ama sadece gülmek amacıyla tercih ettiği bir filmdi bu ,büyüdük de mesaj kaygılı olduk, o zaman da alkış tuttuk arkasından.
    8 ...
  2. 47.
  3. charlie chaplin sesini dünyaya ilk kez bu filmde söylediği şarkıyla duyurdu.
    Müziğini Leo Daniderff'in bestelediği titine adlı şarkının anlamsız sözlerini chaplin yazmış.
    Arada dilime dolanır. Söylerim neşelendirir. Güzel şarkıdır.
    6 ...
  4. 16.
  5. Hormonlu bir film...

    Yer yer ve zaman zaman çarli diye çağrılmamın Charlie chuplin'e sempati beslememle bir ilişkisi olduğunu çok zannetmiyorum. 'Charlie chuplin and the emperor' vardı bi de, sadece hatırlaması gerekecek bi yazar tarafından çakozlanacak bi husus... o da öldü mü kaldı mı ses etmez oldu. Neyse.

    Hayat geçiyordu, biz goccaman'laşıyorduk ve Özenle, ilgiyle beslediğim o sempati, günden güne gözlerimin önünde büyüyordu. iyi beslenmek önemliydi. Allah için kötü alışkanlıları da pek yoktu. O bi yandan beslenedursun Ben hiddetle ve şiddetle moderen zamanları izlemek istiyordum. Ama muvaffak olamıyordum. Hep bir aksilik çıkıyordu. Üşengeçlik uzvum da filmi internetten indirme alternatifimin önünü tıkıyordu. Modern times gibi en az bi 8-10 kör talihli film daha vardır, yıllardır izleyeceğim deyip aksilikler yüzünden başaramadığım. (Çingeneler zamanı bu dalın açık ara birincisidir; 2 kere satın aldım 2 kere kiraladım hepsinde de bozuk çıktı, başarısız bir şaka gibi...)

    ...

    Günlerden yine bir gün Cöp telefonuma kaydettiğim film listesini Filmci abiye deklare ettim. Olanları getirmeye gitti. Bense Korsan gözlü, güzel özlü filmlere göz atayım dedim. Bir de ne göreyim? işte tam karşımdaydı: yavru bir ceylan gibi...

    Eve vardım. Yalapşap bir yemekten sonra taktım filmi ve seyrine daldım. Chuplin'e beslediğim sempati arsızca büyüdü. Chuplin, Mesaj kaygılı olmaktan uzak bir stilde, dişe diş kana kan çatır çatır eleştirirken kapitalciliği, yaptığının bir sanat olduğunu hiç unutmamıştı. Ortaya hem taşı gediğine koyan hem de gülüm gülüm gülümseten bir şaheser çıkıyordu.

    1936... Baylar, bayanlar filmin çekildiği tarih bu...
    2009... Bambaşka moderen zamanlarda, bambaşka zırtapozluklarla uğraştığımız tarih bu... Her şey değişiyor gibiyse de, hiçbir şey değişmiyor sanki. * * *
    ...

    Sonunda Modern Times'la tanışmış, tanıştığıma bahtiyar olmuş, sempatimi besledikçe beslemiş, çarli diye çağrılmaktan salakça bi keyif almıştım. Hakem +3. dakikayı göstermişti. ve Film pat diye dondu. Nasıl yani? çıkardım taktım üfledim. vlc, media player, bsp player vb. hepsiyle denedim olmadı. Kör talih kör bir kurşun sıkmıştı yine; acayip başarısız bir şaka gibi.

    Başta çok sinirlendim. Fakat Şimdi düşününce iyi oldu diyorum. son 3 dakikasını görememek, izlemeye çalışma serüvenime yakışan bir son oldu. Arada bir kafama takarım dvd'yi, farklı bi son yazarım.

    ...

    Hormonlu bir film bu.

    Charlie'yle 83 dakika (benim için 80) mutlandırıyor beni.

    --spoiler--

    filmdeki en sevecenpatik sahne: yemek + üzerine puro sahnesiydi.
    chuplin şu özdeyişimize gönderme yaptı adeta :

    ister fakir ol ister fukara
    Her yemekten sonra yak bir cigara.
    ...
    Zaten fakirsin zaten fukara
    ister ne yemeğin olsun ne de cigaran
    Bak Charlie'ye,
    öğren şak diye.

    --spoiler--

    edit-ül ibret: bir değil iki değil bak bu yaptığın üç değil, chuplin ne la? charlie chaplin...

    charlie, sorry dude...
    5 ...
  6. 45.
  7. charlie chaplin' in endüstrileşme eleştirisi yaptığı bir filmi. öyle üstün körü bakmak yerine gerçekten izlerseniz aslında ne kadar yoğun işlenmiş bir film olduğunu fark edersiniz.

    önce bir koyun sürüsünün sonra da işe giden insan selinin gösterilmesi, şarlo' nun bir anlık dalgınlığında bile işin aksaması, bir makinenin içine düşüp kaybolan çalışanın en sonunda şarlo tarafından kurtarılması... gibi birçok sahnesi vardır.

    işte bunlar hep metafor.
    5 ...
  8. 17.
  9. charlie chaplin'in yaratıcılık, yönetmenlik, oyunculuk, ayar verme ve komedeyenlik konusunda suratımıza ardarda indirdiği tokat. her şeyi ile mükemmel film. komedinin usta ellerde ciddiye alınarak işlendiğinde ortaya neler çıkabileceğini gözler önüne seriyor. hayran bırakıyor. kıskandırıyor.
    4 ...
  10. 24.
  11. Kapitalizmin çığlıkları arasında mekanik cehennemle insan doğası arasındaki savaşı yansıtan bir şerittir Modern times. Endüstriyel vehametin insan beynine vurduğu prangaya rağmen mutlu ve umutlu bir direnişin sergilenişidir aynı zamanda. umutsuzların umudunu simgelemiştir bu filminde şarlo. burjuvanın seri üretim yoluyla işçi kesimi üzerindeki ağır hegamonyası, bu baskıdan akli dengesini kaybetmeye yaklaşan kişinin sistemi tiye alması akabinde mutluluğu araması.. sistemin daralttığı küçülttüğü insanı fordizme değindirerek anlatan bir varoluş filmidir de diyebiliriz. aynı zamanda ruhsal çöküntünün sistem çöküntüsüyle yoğrulmasıdır..
    yine bir chaplin sözüyle yazımı bitiriyorum "hayat dar alanda trajedi, geniş alanda komedidir" saygıyla eğiliyorum önünde.
    4 ...
  12. 10.
  13. charlie chaplinin senaryo zekasına hayran kaldığımız film oldu. hiç bir saniyesi boşa harcanmamış,1936 yapımı olduğuna inanmanın güç olduğu bir gösteri.. chaplin'in kapitalist sanayileşmiş toplumu kendince hicvettiği bir film,bu eleştiri gördüğü her şeyi vidalamaya çalışırken iş arkadaşlarının burnunu vidalamaya başlayan işçi karakterinde zirveye ulaşıyor.
    4 ...
  14. 28.
  15. Sessiz film olmasına rağmen, aradan o kadar sene geçmesi göz önüne alındığında bile hala şaheser bir film. ilk önce sesli yapacakmış fakat son an da vazgeçmiş üstad. Böylesi daha bir güzel olmuş. Nedense 4-5 tane kesinlikle aklıma kazınan sahneleri mevcut her bir filminde. insanı çok etkiliyor.. En önemli etken Modern Times gibi çağın sanayi devrimini eleştiren Charlie Chaplin'in düşüncelerinin hala etkisini yitirmemiş olması. Zamanın ötesinde filmler yapıyor. Bu The Great Dictator'da da öyleydi, City Lights'ta da.. Hayran olmamak elde değil ki. Komedi filmlerinde anlık gülme sahneleri mevcuttur. Bu adamın filmlerinin her saniyesinde gülüyorum ben. Kesinlikle bir dahi. Öyle bir makine çarkı sahnesi mevcut ki filmde eleştirmek mümkün değil, şairâne bir anlatım.

    Paulette Goddard ise ayrı bir etken. Gerek oyunculuğu gerekse tatlılığıyla büyülüyor insanı. Charlie Chaplin ile çekilen sahneleri insanı sebepsizce mutlu edip umut vadediyor. Zordur böyle filmleri bulmak hele ki sessiz film bazında. izleyin, izlettirin. Eleştirecek pek bir şey bulamıyorum.



    Bu sahneyi film bittikten sonra yarım saat izledim.
    4 ...
  16. 14.
  17. chaplin ustanın sesini duyduğumuz ilk film. Büyük buhran ve sanayileşmeye bakış atar, bunlar üzerine mizah süslü yorumlar yapar. tabii bu sanayileşme deyince aklıma ilk metropolis geliyor o başka. her zamanki gibi sıcak, fena hâlde samimi, komik ve zamana meydan okuyan bir chaplin filmi.

    (bkz: the kid)
    (bkz: the gold rush)
    (bkz: city lights)
    (bkz: the great dictator)
    3 ...
  18. 15.
  19. şarlonun ilk sesini duyduğumuz bu filmde şarlo bir şarkı söyler. o şarkının adı da modern times olarak geçer literatüre. hatta j-five isimli oluşum bu sesleri kullanarak süper de bir şarkı yapmıştır.

    alın bu da şarkı editi :

    3 ...
© 2025 uludağ sözlük