jcortazar
147 (şirin baba)
sekizinci nesil yazar 70 takipçi 576.42 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    iç sıkıntısından intihar etmek

    18.
  1. makul bir karardır. iç sıkıntılarınızı toplayıp yarınınızdan çıkarın, iç sıkıntısı ağır bastıysa asın ipi tavana. ya da jilet bileğe.
    1 ...
  2. ali ulvi hünkar

    7.
  3. televizyon şairi, büyük insan. muazzam diyalogların, kenar mahallelerin tanrısı.

    (bkz: yeditepe istanbul)
    (bkz: sultan makamı)
    1 ...
  4. fenerbahçe

    19379.
  5. johnny cash

    132.
  6. gecenin şarkısı

    35541.
  7. bir tarihte biz de adam olduk
    parlak ateştik, e biraz kor olduk

    https://youtu.be/CIJLkJ2rTfQ?si=HScuIiT3ENIjyBD7
    1 ...
  8. izin vermedi yalnızlık

    12.
  9. günün sonunda yine kürkçü dükkanı misali, tam da girmişken havaya.
    1 ...
  10. gecenin şarkısı

    35537.
  11. suluşaka

    13.
  12. askerlik yoldaşıydı be. özledik irfan, çok özledik.

    hıncını al yarana bas
    bu hayat böyle bir oyun
    varolan dayanmak zorunda
    1 ...
  13. arturo bandini

    13.
  14. minik köpek güldü isimli görkemli öykünün görkemsiz yazarı. portakal ve yağlı süt sevmez, otel odalarında azıcık kalmış peynirini fındık faresiyle paylaşır. ne balıktır, ne kuş. aşıktır.
    1 ...
  15. litra

    4.
  16. saklı bir koru gibi sevdim seni litra,
    bir nehir yaptım da kıyına da oturdum litra…
    1 ...
  17. onca yoksulluk varken

    4.
  18. onca yoksulluk varken, güldük kafayı takanlara
    aşkları yok olan, açları çoğalan ademler diyarından…
    3 ...
  19. başka bir şehirde yeni bir hayata başlamak

    4.
  20. yıllardır karmakarışık, mutsuz, huzursuz, yalnız, tanıdığım duygulara bile yabancılaşarak geçirdiğim günlerin sonuna geliyorum sanki. hiç gelmeyecek sanıyordum. artık ait gibiydim bu koltuğa, her sabah söve söve indiğim merdivenlere, oturduğum sandalyeye, çalıştığım masaya, pencerenin dışındaki hiçliğe. ait olduğumu hissetmeye başladığım yüzler de birer birer siliniyor. her sabah gördüğüm, yüz yüze gelmek zorunda olduğum ama içten içe sövdüğüm yüzler. tüm saçmalıkları, sıradanlıkları silindi bile.

    birileri geldi eve, ne isterseniz alın dedim. biri yıllardır sarılıp uyuduğum battaniyemi aldı, biri yerde duran minderi. evinde tabağı yokmuş birinin, tabaklarımın hepsini verdim. şimdilik bir tabak, bir çatal kalsın yeter dedim bana. biri masaya baktı, al dedim. biri dolaba baktı, al dedim. uyuyacak bir şeyler kalsın yeter. hiçbir şey almak istemiyorum. bana burayı hatırlatacak hiçbir şey istemiyorum.

    şimdi yeni bir hikayeye başlama zamanı. nerde olacak, nasıl olacak bilmiyorum. sadece ne yapmam gerektiğini biliyorum. izin vermeyeceğim ruhumu bilmelerine. yine sabahları uyanıp işe gideceğim, yine akşamları yorgun argın bir şeyler okuyacak, dinleyecek ya da izleyeceğim. ama bu sefer bilinmemenin huzuruyla.
    3 ...
  21. sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    23795.
  22. bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
    ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylâk
    büklümlerinin içten ve dışardan
    sarmaladığı günlerde
    bir zamandı
    heves ettim gölgemi enginde yatan
    o berrak sayfada gezindirsem diye
    ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
    2 ...
  23. ölüler

    8.
  24. neden bu kelimeler bana hep sıkıcı ve soğuk geliyor? acaba senin adın olabilecek kadar zarif bir kelime olmadığı için mi?
    1 ...
  25. andıran otu

    16.
  26. ...
    sakin içimdir, içim evimdir. zarfın içindeki adam bendim, bunu da söyleyeyim. neye baksam; rüzgara, çamura, sebebi benim. canım yansa aydınlanırım belki o acıyla. ya da bir can yaksam bu karşımdakini aydınlatmak için mi? gözyaşı yangına çare mi? dışa akan her şey içe de akar. alkol ateşi azdırır. konuşmak serinletir. bir can yanmışsa, çaresi tektir. zamanın kumları rüzgarla gelir, rüzgarla gider. gelmek ve gitmek iki aşık. aşk onlardan doğar. iki taşı çarptığında çıkan kıvılcım gibi. gelip gittiğimiz gibi.

    zarfın içindeki adam bendim. bunu da söyleyeyim.
    ...
    1 ...
  27. stationary traveller

    30.
  28. izin vermedi yalnızlık

    11.
  29. üç sene olmuş, hiçbir şey değişmemiş. vaat edilmiş yalnızlık, uyarıldık. iki taştan bir kale olmaz artık.
    1 ...
  30. kral öldü şehir düştü

    5.
  31. kaset hışırtılı ilk gençliğimizin halen içimizde dönen sancısı.

    o ufak çocuğuz hala, kendi krallığında hükmeden.
    sen büyüdüm sandın yalnızca
    gündemler ortasında, insanlarla yanyana.
    1 ...
  32. son

    220.
  33. herkesin bir gün ulaşacağı gerçek.

    bilmediğin bir yolda yürüyorsun, bazı ilklerin aynı zamanda bir son olduğunun farkında olmadan. bir ağaç görüyorsun, bir daha görmeyeceksin. uzakta bir yerlerde belki bir çeşme, varlığından habersiz akıyor. sen olmasan da akacak. görüyorsun, dönüp dinliyorsun gelen şırıltıyı, bir daha ne görecek, ne duyacaksın.

    bir evden çıkıyorsun mesela, seni önce kapının pervazı uğurluyor. bir daha altından geçemeyecek olmanın hüznüyle. dışarı bir adım, birkaç çiçek. bir daha su veremeyecek olmanın hüznüyle yüz çevirmiş onlar da. merdivenlere doğru attığın adımla karşında bir kedi, sanki bir şeylerin farkındaymış gibi sakin sakin sürtünüyor bacağına. aşağı iniyorsun, yukarıda annen. bir şeylerin sonu olduğunun farkında olmadan, tebessümle el sallıyor. senin ıslak gözlerinle kaldırdığın elin, belki bir daha kalkmayacak.

    gözlerini açtığın ilk an, kapatacağın son ana gebe. güldüğün her anın gözyaşlarına gebe olduğu gibi. ve tüm ayık zamanlar, ağır sarhoşluklara gebe. olması gerektiği gibi...

    şerefe!
    2 ...
  34. cathay

    3.
  35. ezra pound'un klasik çin şiiri çevirilerinin bulunduğu minimal görünen, anlam bakımından devasa kitabı. kitapta bulunan şiirler, ernst fenollosa isimli amerikalı bir uzakdoğu sanat tarihçisinin dağınık notlarından derlenmiş. üstelik kitabın ilk türkçe çevirisi de ülkü tamer'e ait.
    1 ...
  36. kardeşim bir pilottu

    4.
  37. brothers in arms, buram buram bu şiir kokar. mark knopfler de brecht'in bu şiiri yazdığı günlerden belki otuz, belki kırk yıl sonra cevap vermişti brecht'e;

    her erkek ölmek zorunda,
    bu yıldızların ışığında.
    1 ...
  38. suda balık olsak

    7.
  39. saatler yavaş, yıllar hızlı... daha dün gibi hüdaverdi marka bir bisikletle yıkık şehir turları. şimdisi, kurak bir şehirde sarhoşluk sayıklamaları.

    çok şeye inanmadım ama inanmıştım sana,
    mecburdum inanmaya.
    kağıttan zincirlerle bağlamışlar beni
    tam da girmişken havaya.
    topladım dertleri üşenmedim, attım sırt çantama.
    dönüyorum şimdi gider gibi sessiz, sakin ama heyecan yok şimdi.
    5 ...
  40. mutedil dalgalı

    1.
  41. bu sabah fark ettim; hayata karşı duruşum, denizanalarıninkiyle aynı. dalgalarla birlikte dalgalanıyor, dokunmaya çalışanların canını yakıyor, sert darbeler karşısında da parçalara ayrılıyorum. bir sağa bir sola, bir sağa bir sola, mazot lekelerinin ve karpuz kabuklarının arasında, kendime yer edinmeye çalışıyorum.
    1 ...
  42. muhtelif evhamlar kitabı

    7.
  43. kasetçilerin önünde duruyorum biraz. tanımadığım bir şeyler çalıyor. hoşuma gidiyor. çünkü artık sırf tanıdık geldiği için izleyemediğim filmler, bakamadığım fotoğraflar, dinleyemediğim şarkılar var. eskiden yoktu. temas ettikçe, hepsi anlamlarının ötesinde başka anlamlara bürünüyorlar. o kadar çok bölüyorlar ki beni, zamanın içine, geçmişe doğru dağılıyorum. akıl, fikir, kafa, göz, akson, nöron, örs, çekiç, üzengi... dağılmayın. dağılmayın!
    3 ...
  44. muhtelif evhamlar kitabı

    6.
  45. ...diğeriyse cam kenarında sigara içerek dışarıyı izliyordu; birini bekleyenlerin tekilliğinden çok, kimseyi beklemeyenlerin yalnızlığı sinmişti üzerine.
    3 ...
  46. hiç

    106.
  47. kaç kez çarmıha gerdiler seni oysa. kimse isa demedi sana! müritlerin mi olmadı yoksa? çalılardan gelen sesi (quo vadis…) duymadın mı? yoksa bir yılan mı vardı çalılıklarda? boş ver! murphy’i çağır. herkes sevdiğini öldürür. bu bir tesellidir ve her teselli bir tehdittir, her tehdit bir fırsattır bıçağı kendinde denemek için. yaşarken hiç olmadıktan sonra, ölünce hiç olmanın ne anlamı var?
    6 ...
  48. i m jim morrison i m dead

    2.
  49. carl sandburg

    6.
  50. yorgun yüzleri keşkelerden ve bomboş rüyalardan bıkkın işçi sınıfının, aristokrat şairi. isveçli olduğu kadar amerikalı, boynundaki papyona rağmen buhran amerikasının demir işçisi, duvar ustası. şüphesiz en iyi şiiri şikago sayesinde pulitzer'i kaldırmış, büyük şair.

    bana kötü olduğunu söylüyorlar,
    onlara inanıyorum.
    çünkü gördüm fahişelerinizi
    çiftçi çocuklarını gaz lambaları altında azdırırken.
    ve bana acımasız olduğunu söylüyorlar,
    çünkü gördüm kadınların ve çocukların yüzünde,
    açlığın acımasız izlerini.
    1 ...
  51. madrugada

    27.
  52. şüphesiz en iyi albümü industrial silence olan ve o albümün üstüne hiç çıkamamış norveçli grup. gerçi kendi adlarını taşıyan albüm de honey bee ile kurtarmıyor değil ama yine de favori olacak kadar iyi bir albüm değil maalesef. kusura bakma kadife sesli kel kardeş.
    0 ...
  53. özlemek

    2268.
  54. insanın ağzında acı bir tat bırakan his. yorgun bir günün ardından, tertemiz bir uyku çekerim umuduyla uzanılan yatakta, tüm ağırlığıyla tavana bakıp sabahı edebilecek kadar ağır bir his. uykusuz bir sabaha gebe sancılı bir gece. sancılı bir geceye gebe uykusuz bir sabah...
    0 ...
  55. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2026 uludağ sözlük