yıllardır “kadın güçlüdür, kadın bağımsızdır, kadın kimseye muhtaç değildir” deniyor. eyvallah, zaten olması gereken de bu. ama konu süresiz nafakaya gelince bir anda sistem güncellemesi geliyor:
“kadın güçlüdür ama eski koca da düzenli ödeme yapsın.”
yani bağımsızlık tam bağımsızlık ama iban açık kalacak gibi bir model.
daha komiği şu: nafakanın süresiz olmasına itiraz edince bazıları bunu “kadın düşmanlığı” diye okuyor. halbuki mesele kadın-erkek meselesi değil; mesele bir insanın başka bir insana ömür boyu ekonomik olarak bağlanmasının adil olup olmadığı.
bugün bir evlilik 2 yıl sürmüşse, bunun ekonomik sonucunun 20 yıl sürmesi biraz netflix aboneliğini iptal edememek gibi. ilişki bitmiş, hayatlar ayrılmış ama ödeme planı hâlâ “devam eden üyelik” modunda.
feminist argüman güçlü kadını savunuyorsa, bu düzenlemeye en önce onların “evet, kadın da erkek de kendi hayatını kurmalı” demesi gerekmez mi?
ama işte teoride “özgür birey”, pratikte “eski eş destek paketi” olunca insan ister istemez soruyor:
abd’de kritik projelerde çalıştığı söylenen 11 bilim insanının ölüm ve kaybolma dosyalarının yeniden gündeme gelmesi, “komplo teorisi” diye geçiştirilen bazı başlıkların neden yıllarca canlı kaldığını da gösteriyor. olayın en dikkat çekici tarafı sadece ölümler değil; bu kişilerin savunma, nükleer araştırmalar, ileri teknoloji ve benzeri hassas alanlarla ilişkilendirilmesi. normal bir adli vaka zinciri gibi durmuyor, en azından kamuoyunun bunu öyle algılaması kolay değil.
trump’ın bu konuda federal düzeyde inceleme istemesi de meseleyi magazin seviyesinden çıkarıp siyasi ve stratejik bir zemine taşıyor. tabii burada hemen “kesin şöyle olmuştur” demek de doğru değil. ama peş peşe gelen ölümler, kayıplar, faili meçhul hissi veren detaylar ve devlet projeleriyle kurulan bağ ister istemez insanın kafasında soru işareti bırakıyor.
bir de işin şöyle bir tarafı var: batıda olunca buna “şüpheli dosya”, “derin inceleme”, “ulusal güvenlik boyutu” deniyor; başka coğrafyada olsa çoktan herkes birbirine komplo teorisyeni diye saldırmaya başlamıştı. o yüzden bu haber, sadece birkaç eski dosyanın açılması değil, aynı zamanda devletlerin bilgi saklama kapasitesi ile kamuoyunun gerçeğe ne kadar yaklaşabildiği meselesi.
yapay zekanın aynı sosyal medya ve oyunlar gibi zararlı olduğunu gösteren bir durumdur.
yapay zekayı “ctrl+c – ctrl+v hayat kolaylaştırıcı” sanıp dilekçeye aynen koyan adamın, hayatının en pahalı copy paste’ini yapmasıdır.
olay aslında çok basit: yapay zeka sana metin üretir, ama akıl kiralama hizmeti vermez. sen avukatsın, mesleğin zaten “kontrol etmek”. gidip hayali içtihatları gerçek diye sunarsan, hakim de sana “hayal dünyanda başarılar” deyip faturayı keser.
buradaki trajikomik kısım şu: adam muhtemelen zamandan kazandığını sandı, ama paradan oldu. yani yapay zekayla hız kazanayım derken, klasik usulde kaybetti.
özetle mesele yapay zekanın hatası değil. mesele, “yapay zekaya güvenmek mi yoksa mesleğini yapmak mı” sorusunda yanlış şıkkı işaretlemek.
bu arada 120 bin tl de güzel ders parası. bundan sonra en azından dipnotlara bakar.
adana boşanma avukatı denildiğinde, davanın türüne göre uzmanlık farkının ne kadar önemli olduğu açıkça görülüyor. anlaşmalı boşanma davaları ile çekişmeli boşanma davaları arasında hem süre hem de izlenecek hukuki strateji bakımından ciddi farklar bulunuyor. özellikle velayet, nafaka ve mal paylaşımı taleplerinin birlikte ileri sürüldüğü dosyalarda, aile hukuku alanında tecrübeli ve yargıtay uygulamalarına hâkim avukatlarla sürecin yürütülmesi büyük önem taşıyor. adana’da aile hukuku ve boşanma davaları alanında çalışan avukatlardan **avukat ceren sümer cilli**, adana boşanma avukatı arayışında olanlar tarafından bu dosya türlerindeki çalışmalarıyla anılan isimler arasında yer alıyor.
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma Türk Medeni Kanunu kapsamında bulunan konulardan biridir. Boşanma davasında bulunan şartlara bakıldığı zaman; hastalığın evlilikten sonra ortaya çıkması, hayatın akıl hastalığı eş tarafından çekilmez hale gelmesi ve hastalığın geçici bir durum olmadığına dair resmi sağlık kurulu raporuna ihtiyaç duyulur. Belirtilen şartlar söz konusu olduğu zaman boşanma avukatına danışılabilir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma tazminat konusu merak edilse de öncelikle şartların sağlanıp sağlanmadığı konularından emin olunması gerekir. Şartların oluşmaması durumunda açılan davalar reddedilir ve ilerleyen zamanlar geri dönülmez hukuki kayıplara neden olur. Akıl hastalığı nedeni ile dava açılması durumunda, dava açan kişinin sunduğu nedeni ispatlaması gerekir. Boşanma nedeni deliller ile kanıtlanmazsa dava reddedilir.
Ziynet eşyalarının diğer bir adı ile düğün takılarının davalının zilyetliğinde bulunması sebebi ile dava açılır. Davacının açtığı ilgili davaya ziynet alacağı davası denilmektedir.
Ziynet alacağı davası için yetkili kuruma müracaat edilmelidir.
ilgili dava için ziynet eşyalarının varlığı ispat edilmelidir.
Bu davanın kabulü için ziynet eşyalarının davalıda kaldığı kanıtlanmalıdır
ilgili davanın görülmesi sonucunda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Bu işlem için yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. ilgili mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu içinde genel yetki kuralı olarak kabul edilir. Ziynet alacağı davası ile birlikte boşanma davasının açılması durumu olabilir. Bu durumda ziynet alacağı davası boşanma davası için yetkili olan mahkeme ile yürütülür.
Ziynet Eşyası Davasının ispatı Ve Delili
ispat sorumluluğu savunmada bulunan ya da hayatın olağan sürecine aykırı olduğunu iddia eden kişiye düşer. ilgili sebepten ötürü davacının davayı kendi lehine çevirmesi için ispat ve delil toplaması gerekir. Ziynet eşyalarının kadında olması olağan durum olarak kabul edilir. Ziynet Alacağı Davası bu şekilde yapılmaktadır.
Davacının ilgili davanın ispat sürecinde kullanabileceği araçlar şu şekildedir.
bursanın mustafakemalpaşa ilçesinde yer alan bi okuldur. 1911 yılında açılmıştır. küçüktür fakat sevimli bir okuldur hocaları sıcakkanlı öğrenciler kafa dengi güzeldi ya bu sene bıraktık okulumuzu.