abd’de kritik projelerde çalıştığı söylenen 11 bilim insanının ölüm ve kaybolma dosyalarının yeniden gündeme gelmesi, “komplo teorisi” diye geçiştirilen bazı başlıkların neden yıllarca canlı kaldığını da gösteriyor. olayın en dikkat çekici tarafı sadece ölümler değil; bu kişilerin savunma, nükleer araştırmalar, ileri teknoloji ve benzeri hassas alanlarla ilişkilendirilmesi. normal bir adli vaka zinciri gibi durmuyor, en azından kamuoyunun bunu öyle algılaması kolay değil.
trump’ın bu konuda federal düzeyde inceleme istemesi de meseleyi magazin seviyesinden çıkarıp siyasi ve stratejik bir zemine taşıyor. tabii burada hemen “kesin şöyle olmuştur” demek de doğru değil. ama peş peşe gelen ölümler, kayıplar, faili meçhul hissi veren detaylar ve devlet projeleriyle kurulan bağ ister istemez insanın kafasında soru işareti bırakıyor.
bir de işin şöyle bir tarafı var: batıda olunca buna “şüpheli dosya”, “derin inceleme”, “ulusal güvenlik boyutu” deniyor; başka coğrafyada olsa çoktan herkes birbirine komplo teorisyeni diye saldırmaya başlamıştı. o yüzden bu haber, sadece birkaç eski dosyanın açılması değil, aynı zamanda devletlerin bilgi saklama kapasitesi ile kamuoyunun gerçeğe ne kadar yaklaşabildiği meselesi.