Bu Arap hayranlığına ne desem bilmem ki: Sanırsın peygamberimizin torunlarını Türkler öldürmüş gibi Türk dümanı bu kansızlar. Oğlum; Arap taşı kayası yalayarak ne yapmaya çalışıyorsunuz? Her milletin iyisi kötüsü elbet vardır.
iticilikte nirvanaya erişmiş bir gıcık heriftir. Ronaldinho'nun getir götürünü, çakma Ronaldo'nun seyisliğini, gerçek Ronaldo'nun malzemeciliğini dahi yapamaz bu ampul. Evet.
Ha, evet; türkiye'dir Galatasaray. Gördük. Saçını kız gibi ördürüp ayı gibi oynamakla olsaydı... Bahisçilik diyorsan; haklısın. Eren Elmalı Cincon'un ve Milli Takım'ın özeti gibiydi.
"Sakın ha" diye hizaya çekilen bir başkanın federasyonundan anca bu kadar oluyor. Cincon Lobisi sayesinde had bildirdiler Milli Takım'a. Cinconlu topçular hakemleri Türk hakemi sanarak oynadılar. itme, çekme, sert girme... Yazık oldu demiyorum, iyi oldu. Bu kadar saçmalığın olduğu bir ligin takımı anca böyle oluyor.
Saç kestirmekle ve gavat sarısına boyatmakla olmuyormuş demek ki. Bir de Türk Hakemleri olmadığı için zorlandı. Bir önceki maçta Kenan'ı harcattı, şimdi de aptal aptal sağda oynadı. Bir sonraki maçta da forvet oynar, seriyi tamamlar. Cincon Lobisi böyle bir şey işte. Barış 60 millon öro, satmıyoh be!
Hiç kusura bakmayın; ama Cincon Lobisi'ni dinleyen teknik direktör yüzünden böyle oldu. Eren denen totoş girdikten sonra kendini Türkiye'de oynuyor sanıp, milleti itip durdu. Sorun Cinconlu futbolcularda. Barış sol kanatta oynarken sağa alındı bu maçta. Madem herkes her yerde oynuyorsa; Uğurcan denen kovayı da defansa koyun, olmaz mı? Hakikaten ya; Uğurcan'ın yediği golü 100 kg.'lık şu halimle ben çıkartırdım.
Bizim efsanemizdir. Bir bizim efendi imparatorumuz'a bak, bir de Ofsaytımsıspor'un çakma imparator'una! Bizimki efendi bir futbol adamıdır, diğeri tokatçının önde gideni. Lakapları dahi çalıntı olan bir takımsısıdan başka ne beklenir ki?
Rusya-Ukrayna gerginliği ve sonrasındaki savaş sonucunda tutuşan bu iki Avrupa ülkesi Finlandiya ve isveç, Türkiye'nin oluruyla Nato'ya girebilmiştir. Oysa o vakitler kutsal kitabımız Kur'an üzerine domuz pastırması koyan, kitabımıza ve dinimize hakaret eden bir soysuz köpek vardı, bilen bilir. Bu iki ülke insan hakları ve ifade özgürlüğü (!) diyerek o itim kâfiri korumuştu. Yahudi Cesaret Madalyalı Bopçu da bu iki ülkeyi koruyup NATO üyeliklerine olur vermişti. Hatta meclis oylamasında bile "evet" oyu çıkarttırmıştı. Din hassasiyeti olduğunu iddia eden BOP'çu yalayıcı Akapekaka'lı köpekler, o günden beri sessiz ve hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar. Dilleri bi' taraflarına kaçmış durumda. Benim kutsalıma hakaret edecek bir köpeği destekleyen de köpektir. Net.
Çoğu, senin kazancında gözü olmasa zengin olamayacağını düşünür; ama yanılmaktalar. Honda firması Türkiye'den çıkarken 5 yıllık çalışanına 24, 10 yıllık çalışanına 40 maaş verip çıktı. Normal şartlarda bu firma Türk firması olsa; bırak para vermeyi, maaşlarını bile ödemeden tüyerdi. Üstelik bu Japon firmasının verdiği paranın yanında tazminatları da ödeyip bir de hatıra olarak büyük altın hediye etmişlerdi. Hatıra olarak büyük altın... Yahudi diye küçümsediğimiz Unilever bile çalışan haklarında Türkiye'de en iyi şartları sunuyor. Şimdi bu dürzüler bu işten para kazanmıyor mu sanıyorsunuz? işini düzgün yapıp aç gözlülük etmedikleri için dünya çapında büyüyorlar. Bizimkiler nereden kırparız, nasıl hacılarızın derdindeler. Aç gözlülükleri yüzünden ülkemizi mahvediyorlar.
Normal isimlerin suyu çıkmış gibi element uydurup isim koyuyorlar. Bunu hem havalı geçinen burjuva aileler hem de mütedeyyin geçinen sofu görünümlüler yapıyor. Biri alâkasız anlamsız zırvayı isim sanıyor, diğeri Kur'an'da geçen her kelimeyi masum sabilere yapıştırıyor. O konulan isimlerle o çocuk sevimlilikten çıkıp bir metaya dönüştürülüyor. Bu dediğim her iki taraf için de geçerli. Nesrin'in, Fatma'nın, Zehra'nın, Ayla'nın suyu mu çıktı? Kâzım, Sadrettin, Ahmet olsa çocuğun adı, kötü mü?
Acının insana yaptırabileceklerini kimse bilemez. Öfke bunun bir üstü. Yine de hiçbiri çaresizliğin eline su dökemez. Bir güzel adam peygamber efendimiz "Asıl pehlivan güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hakim olan kimsedir." demiştir. Çaresiz kaldığımızda elimizden gelen sadece teslim olmak mıdır? Asla! Tevekkül etmek gerek. Çabalayıp durmalı, umudumuz Seyyid Battalgazi'nin dörtnala koşan o nazlı Aşkar'ına nal toplatmalı, Kırat'ın yiğit binicisi Köroğlu nam Ruşen Ali'yi rüzgarının şiddetiyle koşumundan etmeli, düşürmeli.
Zor seçimdir. Ali Tatar'ın yaşadığı gibi bir şeye maruz kalmadıysanız, onurunuz ve insanlığınızı ispata son seçeneğiniz değilse ve hatta öyleyse bile yapmayın, yapmayınız!
Bu kavanoz dipli çirkef çukuru için değmez.
Nasılsa Ezrail zati bir gün gelecek, o kutlu meleği üzmeye değmez.
itim kâfir: CHP, iyi Parti, DP, Saadet, Gelecek Partisi, DEVA... Bunların içinde HDP nerede, amonyum nitrat! Masa altına girip bakıyordun; şimdi ebenin DAM'ında (DEM, AKAPEKAKA, MHP) turlayanlara sesin niye çıkmıyor? Benim için DEM de HDP de Hadep de Yeşil bilmem ne de aynı şeyin lacivertidir ve teröristtir. Tıpkı Öcalan iti gibi. Şimdi sizinkiler o ite "bebek katili, terörist" dahi diyemiyor, adıyla hitap ediyorlar. Hiç mi kanına dokunmuyor? Nasıl bir yaratıksınız siz? Alayınızın canı cehenneme! DAM'ına koduklarım!