Fatih'in ne fok olduğunu herkes biliyor: Futbolculuğunda ona buna salça olmuş hadsizin tekiydi ve sonrasında teknik adamlığında Fetö himmetini sonuna kadar alarak haksız başarılar elde etti. Avrupa'da başarı aldığını söyleyenlere şunu derim: Türkiye'de şampiyon yapılmasa Avrupa'da nasıl mücadele edecekti? Ayrıca yanında kadın varken muhabire "onu çekme bunu çek" diyen birini bağrına basan Cincon için en önemli kıstas başarıdır. Himmetle ya da kul hakkıyla olması önemli değil.
ikinci olarak Okan Buruk iti... Buna sadece Fenerbahçe'nin anasına küfür edilen tezahürat yapmış olması bile ayıp olarak yeter. Kansızın tekidir. Bu da Himmeti sonuna kadar almış, teknik adamlığında da sürdürmüştür.
Son olarak gelelim ismail'e. Sıradan standart donanım bir Türk erkeğidir ve efendi adamdır. Bir pisliği ve yanlışı hiç yoktur. Başarılı olsa da olmasa da bu nettir, netimsi değil. Cinconlular için fazla dürüst ve kaliteli bir insan. Adam gibi adam...
Bugünki maçtaki pozisyonu TV'de yorumcular tartışıp duruyor. Neymiş efendim pozisyonda ayağını kaydırmış, kötü niyeti yokmuş, taban tam oturmamış... Söylenene göre en fazla sarı olurmuş ve hakem es geçmiş. Ne âlâkası var kardeşim? Hakem faul vermiş, daha ne istiyorsunuz ki? Bence Kocaelili futbolcunun ayağının orada bulunması ve Torrikciğimin topuğunun önüne ayağını koyması sebebiyle Cincon faul kazanmalıydı. Hakem büyük bir hata yaptı. Böyle futbolcuların dokunulmazlığı ayak tabanı için de geçerlidir. Hele ki Cinconlu ve adı Torreira ise...
Başkan Aziz, o Yüksel Yıldırım denen Cincon şakşakçısı ve yalaması herifi stat girişi görmezden geliyor ve kendi stadında resmen "sen de kimsin yarmalenko" dercesine yalandan elini sıkıp içeri giriyor. Herifin kendi stadına girecek dermanı tabı bile kalmıyor. işte böyle had bildirir Fener.
instiglamım yok, kalman kusura. Böyle bulabildim :-).
Yeditepe istanbul'da Önem'in, "Madem ben o kadar çok şey yaşıyorum, benim niye haberim yok?" sözüne Yusuf'un cevabı, "Kimse kendi hikayesini sevmiyor da ondan," olur. Kahramanlığı ve hikayeleri herkes sever; mesel edilen ne ise çocuk samimiyetiyle dinler. Gerçekten kopuk ama bir o kadar da samimi... Puslu Kıtalar Atlası'nda maymun Müşteri ile arkadaş olan Alibaz'ın, elini kırmızı boyaya batırıp fethettiği sokaklarda bıraktığı işaretin önemsizliği gibi, anlatanın da bir önemi yoktur. Çünkü samimiyet, anlatıcının kim olduğundan çok daha önemlidir. Dolayısıyla Önem'siz bir Yeditepe istanbul, önemli olmazdı :-).
Bunun sebebinin şu ana kadar 7 yöneticisinin yasadışı bahisten içeri alınması olduğunu herkes biliyor. Cincon'da para vardı; fakat bu olaylar çıkınca puan silme ya da küme düşürme olmasın diye hükümete mi federasyona mı nereye para yediriyorlarsa artık, ellerinde kalmadı. Böylece yırttılar galiba. Yine de bugün yarın bir gizli sponsor filan bulup birilerini getireceklerdir.
Eşimi havalimanına götürdüğümde gördüm. Rakip takım taraftarları inmiş, sabahın köründe tezahürat bile yapıyorlardı. Önce sizin Gorniğinizi bir Zabrzeliyelim, gerisi gelir evelallah. Podolski, modorolski, hederoski yapacağız bunları :-).
Neyin ne olduğunu herkes biliyor ve link vermeye gerek yok. Zamanında Penaltıcı Arif ve Hakan Şükür'ün Cincon üyelikleri genel kurulda oy çokluğuyla reddedilmiş, alkış sevinç kıyamet gibiydi ve sonrasında yönetim kurulu kararıyla ancak üyelikleri düşürülebilmişti. Bu olay milattan önce olmadı canlarım, 2017 yılında idi. 2750 kişinin üyelikten atıldığı bir takımsısının, Fetö ile bağlantılı olmadığını iddia edecek pek çok Cinconlu çıkacaktır. Zekeriya Öz denilen herifin kim ve hangi kulübün üyesi olduğunu ise hiç bilmediklerine eminim. O değil de bugün Hakan'ı tarihlerinden ve müzelerinden siliyorlar; ama hem vekil maaşı hem de TRT'den para alırken hiçbir Cinconlu arkadaşım "bu yanlıştır, Hakan haram yiyor" demiyordu. Tıpkı Penaltıcı Arif kansızının kazandırdığı haksız penaltıları kullanarak golleri sıraladığında ses etmedikleri gibi... Cincon'un yatacak yeri yok. Kabul etseniz de etmeseniz de durum bu.
Konusunun basitliği ve sade anlatımıyla güzel bir anime filmi. Yetenek ve kibir, başarmak için uğraşmak ve tutkuyla bağlı olmak arasında gidip gelmenin ne demek olduğunu anlatan, kısa süresiyle dokunaklı bir öyküye sahiptir. Tavsiye ederim.
Rusya-Ukrayna gerginliği ve sonrasındaki savaş sonucunda tutuşan bu iki Avrupa ülkesi Finlandiya ve isveç, Türkiye'nin oluruyla Nato'ya girebilmiştir. Oysa o vakitler kutsal kitabımız Kur'an üzerine domuz pastırması koyan, kitabımıza ve dinimize hakaret eden bir soysuz köpek vardı, bilen bilir. Bu iki ülke insan hakları ve ifade özgürlüğü (!) diyerek o itim kâfiri korumuştu. Yahudi Cesaret Madalyalı Bopçu da bu iki ülkeyi koruyup NATO üyeliklerine olur vermişti. Hatta meclis oylamasında bile "evet" oyu çıkarttırmıştı. Din hassasiyeti olduğunu iddia eden BOP'çu yalayıcı Akapekaka'lı köpekler, o günden beri sessiz ve hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar. Dilleri bi' taraflarına kaçmış durumda. Benim kutsalıma hakaret edecek bir köpeği destekleyen de köpektir. Net.
Oğlum, yapmayın böyle şeyler. Gizli hesap neyin nesi? Alt tarafı sözlük yazarsınız, MiT ajanı değilsiniz ya. Galatasaray sponsorları bile bu kadar gizli değildir be! Yani öyle umuyorum :-).
Sahnede sergilediği bu profesyonel duruş, izleyenlerden “gerçek kraliçe tavrı” yorumları alırken, sosyal medyada da övgü yağmuruna tutuldu... Bir diğer haber böyle diyor. Tayland'da düzenlenen güzellik yarışmasında dişi düşen bu yarışmacıyı televizyonda eşimle birlikte izlemiştik. Karım "Gızıl Akapeli" olmadığı için "hah, böyle dökülürsün işte" gibisinden bir şeyler deyivermişti. Tayyipistler, süsü püsü cilası sapır sapır elinde kalan Akape'yi övedursun, Ekrem imamoğlu bunların dişini eline verip karpuzunu kesti bile. Çoktan :-).
Özel sektör işverenlerince, iŞKUR'a kayıtlı 18-25 yaş arası işsiz gençlerin işe alımlarında işsizlik Fonu'ndan karşılanmak üzere ücret ve prim desteği sağlanacak. Haber böyle. Benden aldığını çocuklarımıza verince iş mi yapmış olacak bu hükümet? Bunca senedir zenginden bir kuruş fazla almak adına parmak oynatmadılar. Duyan duymayan da Emine Anne'nin bileziklerini bozdurup ödeyecek sanır. Ne halt ettiklerini, başarısızlıklarını, hainliklerini, ittifaklı DAM turlarını, sayın (!) Apoları... herkes eşşek gibi biliyor; fakat tükürdüğünü yalamak, yanıldığını kabullenmek çok zor olmalı. Yanlış yolda o kadar gidince ha deyince geriye dönemiyor, yeni bir yol arıyorsun; ama nafile...
12 Mart'ta Karaman'da istiklal Marşı'nın iki kıtasının Arapça okunduğu haberi ve bunu eleştiren CHP'ye Ahmet Hakan'ın tepkisi gündemi meşgul ediyor. Türkçe ibadet olmaz deyip, Arapça "istiklal Marşı" okuyanlar ve insanımızın Arapça'dan tiksindiğini sanan Ahmet Hakan gibi liboşlar hep olacaktır. Tiksinilen şey Arapça değil, senin ve senin gibilerin Arap taşı-kayası yalamanızdır. Tanrı Türk'ü korusun, yüceltsin!
Buna benzer bir şeyi bırakın Fenerbahçe Başkanı'nı çaycısı yapsa; direk Fenerbahçe'yi bırakırım. Fenerbahçe'yi en büyük yapan şey ne kupaları ne galibiyetleridir. Onun Kutsal (!) ittifaklar ve Papermoon Zirvesi gibi kirli pazarlıklarla işi olmaz. Bu gerçeği bilen birisi için "himmetle mücadele" ile geçen onca senede kendisine yaşatılan kronik yorgunluk hiç geçmese bile, tarihinden aldığı güçle yoluna devam edecektir. Türk Futbolu'nun ve Tarihi'nin yalnız incisi Fenerbahçe'dir ve hep öyle kalacaktır. Sonuçta iki takım var: Fenerbahçe ve diğerleri... Daima, daima, daima...
iran kesinlikle haklı. Bu Siyonist köpekler ve onların iti ABD, müzakere ettikleri iran'a "önleyici saldırı" diye saçma bir bahaneyle saldırdı ve iran boş bir devlet olmadığını alayına gösterdi. Allah iran'ın yardımcısı olsun!
Akapeliler'in acınası halini gördükçe üzülüyorum. Dam ittifakı (Dem-Akapekaka-Mhp) sonrası Öcalan iti'ne dahi terörist diyememeleri, kıvranışları beni üzüyor. Ne oldu ağzına Yonan'ın ötürdüğü kansız herifler; diliniz nerenize kaçtı? Altılı Masa diye hırlıyordunuz; şimdi ebenizin DAM'ına kim çıktı da sesiniz soluğunuz çıkmıyor? Haysiyetsizsiniz. Net!
Bazı terbiyesiz tosbağalardır. Bunları atmak için koyacağın poşete bile yazık. Yarın Fener yenilse; sayıp söverler. Küfreden Fenerliler için de bu böyle, yanlış anlaşılmasın. Takım farketmeksizin konuşuyorum. Adam gibi izleyip birbirimize takılalım, olsun bitsin. Hayvanlığın lüzumu var mı?
Gazeteci ile Fırıncı Fikri'nin yiğit oğlu...
iyileri yaşatmazlar. Kahpe dünyanın itleri bırakmaz; fakat kahpeler ve kahpelikler bitmez diye yiğitler biter mi sanırsın? 24 Ocak... iki aslanın şehit edildikleri gün... Farklı senelerde olmaları, onların fikirlerini ve karakterlerini ayrı yapmaz. Bu adamlar gibi niceleri var tarihimizde. Allah aziz milletimizin kahramanlarını, yiğitlerini, karakterli delikanlılarını daim etsin! Muhtaç olduğu kudreti damarlarında dolaştıranlara selam olsun! Her daim...
Rivayet odur ki; Gaziantepli futbolcular maç çıkışı Kerem Demirbay gibi Cincon poşeti ile çıkmamış. Biri dışında: Barış'ın golünden önce ayağını çeken 32 numara Yusuf Kabadayı. içinde bale kıyafeti olan bir poşet miydi, bilmiyorum; fakat Galatasaray'ı çok sevdiği belli oluyor bu arkadaşın. Canım ya. Çenin aklınla kalbin mi çelişti? Kiyamem ben çana. Uy, uy, uy... Onu bunu bırakın da feci kar yağıyor. Poşet moşet, Allah'ını seven yağmurluk atsın oradan :-).
Akape Menemen Belediye Meclis Üyesi Mehmet Ergüneş, "Noel Tatili" için gittiği Almanya'da "Sosyalist Kardeşlik Öpücüğü" diye bir duvar resmi önünde eşini öptüğü ve bir de içki içtiği fotoğrafları Regaip Kandili'nde paylaşıyor, Cuhapeliler hor hor hotluyor. Manyak mısınız be adam? Bizi her gün öpüyor bu yavşaklar sesiniz çıkmıyor, herif karısını öpüyor, bu mu derdiniz? Bizden uzak olsunlar da ister Lenin'i ister Trump'ı isterse de George Michael'ı öpsünler, bize ne be!