ezilenlerin, sesi bastırılmak istenenlerin, alın teriyle ayakta kalanların günü bugün. asgari ücretle yaşam mücadelesi veren işçilerin, emeği görünmeyen emekçilerin, sabahın ilk ışığında yola çıkıp gece yorgun dönenlerin günü. bu gün, sadece bir takvim yaprağı değil; eşitlik talebinin, adalet arayışının, insanca yaşam isteğinin yankısıdır.
her damla terin bir hakka dönüştüğü, her sesin duyulduğu, her emeğin değer bulduğu bir dünya umuduyla…
insan çoğu zaman bulunduğu yerden memnun olmaz. içinde hep bir eksiklik, hep bir “başka yerde daha güzel olurdu” düşüncesi taşır. oysa hiçbir yer, uzaktan göründüğü kadar güzel değildir. uzakta gördüğümüz şehirler, fotoğraflarda parlayan sokaklar, başkalarının yaşamları… hepsi bir perde arkasında gizlidir. biz sadece ışıkları görürüz; ama o ışıkların altında yorgunluklar, sessizlikler, özlemler de vardır. her yer, yaklaştıkça kendi gerçekliğini gösterir. her güzelliğin ardında bir kırık yan, her manzaranın arkasında bir gölge vardır. insan bunu fark ettikçe, aslında aradığı şeyin bir yer değil, bir his olduğunu anlar.
dünyanın neresine giderseniz gidin, bu değişmez. çünkü insan gittiği her yere kendini de götürür. içinde huzur yoksa, en güzel manzaralar bile kısa sürede soluklaşır.
kadınların ötekileştirilmediği, eşitlendiği, şiddete maruz kalmadığı, cinayete kurban gitmediği haberleri almadığımız ve duymadığımız zaman kutlayabileceğimiz bir gün olabilir.
Sapıklar, tecavüzcüler, rüşvetçiler, dolandırıcılar, hırsızlar, katiller, bazı vakıflar, bir kereden birşey olmaz diyenler, çocuğun rızası varsa sorun olmaz diyenler içinde aynı hızı bekliyoruz yargıdan.
Kadınlar tecavüze uğruyor; “düzgün giyinseydi” deniyor. çocuklar tecavüze uğruyor; “annesi neredeydi” oluyor. Hayvanlar tecavüze uğruyor… Yine diyecek laf buluyor insanlar. Nasıl pis nasıl şer..siz hale geldi bu ülke insanları. Allah kahretsin sizi pis zihniyetli mide bulandırıcı yaratıklar.
Ne kadına, ne çocuğa, ne doğaya sahip çıkıyor devlet. anca kendi cebini doldurmakla meşgul.