Köylülük utanılacak bir geçmiş değil, insanın köküdür. Hepimiz bir ağacın dalları gibi yükselmeye çalışırken, bizi ayakta tutan şey toprağın altındaki köklerimizdir. Şehir sonradan öğrenilir; emek, dayanışma, paylaşmak ve toprağa saygı ise nesilden nesile aktarılır. Bu yüzden aslında herkesin ruhunda biraz köylülük vardır. Kimisi bunu hatırlar, kimisi unutmaya çalışır. Oysa insanı küçülten köyden gelmiş olması değil, geldiği yeri inkâr etmesidir. Geçmişinden utanan, geleceğini de eksik yaşar; köklerini sahiplenen ise nereye giderse gitsin kendinden bir parça taşımaya devam eder.
Utanılacak şey köylü olmak değildir. Hırsızlık, ahlaksızlık, karakter yoksunluğu ve emeğe saygısızlık utanılacak şeylerdir. insan doğduğu yeri seçemez; ama nasıl bir insan olacağını seçebilir.
Kimseyi putlaştırmayın. Çünkü putlar yıkıldığında geriye sadece hayal kırıklığı kalır. Bir ülkede güven, alkış toplayan isimlere değil; denetime, hukuka ve hesap verebilirliğe dayanmalıdır. Kişileri kurumların yerine koymanın faturası er ya da geç çıkar. Bugün bir kişiye duyulan kör güvenin yarın nasıl büyük bir pişmanlığa dönüşebileceğini görmek isteyenler, yaşanan tartışmalara baksın; çünkü aklın yerini hayranlık aldığında kaybeden her zaman toplum olur.
ezilenlerin, sesi bastırılmak istenenlerin, alın teriyle ayakta kalanların günü bugün. asgari ücretle yaşam mücadelesi veren işçilerin, emeği görünmeyen emekçilerin, sabahın ilk ışığında yola çıkıp gece yorgun dönenlerin günü. bu gün, sadece bir takvim yaprağı değil; eşitlik talebinin, adalet arayışının, insanca yaşam isteğinin yankısıdır.
her damla terin bir hakka dönüştüğü, her sesin duyulduğu, her emeğin değer bulduğu bir dünya umuduyla…
insan çoğu zaman bulunduğu yerden memnun olmaz. içinde hep bir eksiklik, hep bir “başka yerde daha güzel olurdu” düşüncesi taşır. oysa hiçbir yer, uzaktan göründüğü kadar güzel değildir. uzakta gördüğümüz şehirler, fotoğraflarda parlayan sokaklar, başkalarının yaşamları… hepsi bir perde arkasında gizlidir. biz sadece ışıkları görürüz; ama o ışıkların altında yorgunluklar, sessizlikler, özlemler de vardır. her yer, yaklaştıkça kendi gerçekliğini gösterir. her güzelliğin ardında bir kırık yan, her manzaranın arkasında bir gölge vardır. insan bunu fark ettikçe, aslında aradığı şeyin bir yer değil, bir his olduğunu anlar.
dünyanın neresine giderseniz gidin, bu değişmez. çünkü insan gittiği her yere kendini de götürür. içinde huzur yoksa, en güzel manzaralar bile kısa sürede soluklaşır.
kadınların ötekileştirilmediği, eşitlendiği, şiddete maruz kalmadığı, cinayete kurban gitmediği haberleri almadığımız ve duymadığımız zaman kutlayabileceğimiz bir gün olabilir.
Sapıklar, tecavüzcüler, rüşvetçiler, dolandırıcılar, hırsızlar, katiller, bazı vakıflar, bir kereden birşey olmaz diyenler, çocuğun rızası varsa sorun olmaz diyenler içinde aynı hızı bekliyoruz yargıdan.