Köylülük utanılacak bir geçmiş değil, insanın köküdür. Hepimiz bir ağacın dalları gibi yükselmeye çalışırken, bizi ayakta tutan şey toprağın altındaki köklerimizdir. Şehir sonradan öğrenilir; emek, dayanışma, paylaşmak ve toprağa saygı ise nesilden nesile aktarılır. Bu yüzden aslında herkesin ruhunda biraz köylülük vardır. Kimisi bunu hatırlar, kimisi unutmaya çalışır. Oysa insanı küçülten köyden gelmiş olması değil, geldiği yeri inkâr etmesidir. Geçmişinden utanan, geleceğini de eksik yaşar; köklerini sahiplenen ise nereye giderse gitsin kendinden bir parça taşımaya devam eder.
Utanılacak şey köylü olmak değildir. Hırsızlık, ahlaksızlık, karakter yoksunluğu ve emeğe saygısızlık utanılacak şeylerdir. insan doğduğu yeri seçemez; ama nasıl bir insan olacağını seçebilir.
Kimseyi putlaştırmayın. Çünkü putlar yıkıldığında geriye sadece hayal kırıklığı kalır. Bir ülkede güven, alkış toplayan isimlere değil; denetime, hukuka ve hesap verebilirliğe dayanmalıdır. Kişileri kurumların yerine koymanın faturası er ya da geç çıkar. Bugün bir kişiye duyulan kör güvenin yarın nasıl büyük bir pişmanlığa dönüşebileceğini görmek isteyenler, yaşanan tartışmalara baksın; çünkü aklın yerini hayranlık aldığında kaybeden her zaman toplum olur.