mahallede top patlayana kadar eve girmediğin saatlerdi. Akşam ezanıyla yarışır, sokak lambası yanınca “eve!” diye bağırırlardı. Cep telefonu yoktu ama herkesin yeri belliydi: Park, bakkal önü, okul bahçesi.
90'lar, televizyonu açınca TRT'deki dizi müziğiydi. Reklamda “Arçelik” deyince herkes susardı.
Çizgi film için 07:00'de kalkmak ibadetti. 90'lar, internetin olmadığı ama muhabbetin bol olduğu zamandı. Bir şarkı 3 ay listeden inmezdi. kaset çalar sesi gibiydi. Tık diye başlar, cızırtıyla sarar, ortasında parmakla sarıp geri alırdın. Bir deftere 40 kişilik imza dolardı.
Mektup yazardın, pul yapıştırırdın, cevabı 2 hafta sonra gelirdi. Beklemek güzeldi çünkü.
90'lar sade ama tok'tu.
Bir sakız, bir gazoz, bir de arkadaş. Başka şeye ihtiyacın yoktu. Modası geri geliyor ama ruhu gelmiyor. Çünkü 90'lar filtre değildi. Gerçekti.