Aslında ne kadar da çabuk, ne kadar da umarsızca unuttuğumuz gerçekliktir.
Bugün depresif hissettiğimden midir bilmiyorum, aklımda sık sık ölüm düşüncesi vardı. Önce kendi ölümümü düşündüm, yeterli gelmemiş olacak ki sevdiğim insanlara da sıra geldi.
Kendi değersiz varlığımın sona ermesi ile zerre ilgilenmiyorum. Hayata bağlı bir insan hiçbir zaman olamadım. Ancak sevdiğim insanların yaşamını kaybetmelerini görmek istemiyorum. Ona karar verdim.
Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
insan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
Teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.
Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı.
Ölüm yaşamı anlamlı yapandır. Ölüm yaşamı değerli yapandır. Ölüm yapmak istediklerinizi ancak yaşarken bu Dünya gezegeninde yapabileceğinizi öldükten sonra yaşam olmadığını öldükten sonra yapmak istediklerinizi asla yapamayacağınızı net hatırlatandır.
2020 yılından bu yana bayağı bir artan, 2024'ten beridir benim çevremde de artan sondur. En yakınlarımızı kaybetmeye başlıyoruz, çocukluğumuzdan, gençliğimizden, geçmişimizden hatıralar yok olup gidiyor. Bir gün hepimizin başına gelecek olan.
saat dediğimiz zaman bölümü, mesafeleri ve zamanları geçerek bize doğru gelmeye çalışır.
bunun bize yaklaşması bir gaye güder; o gaye de, nefeslerimizi kesmek içindir.
kendisine saati varmış kimse derhal ölmüş olur.