biliyor musun, tekkeler kültür merkezleriydi. Kapatıyorsun.
Dejenere oldu diyorlar, kapattın.
Ama kitaplarını niye yakıyorsunuz arkadaşlar.
Dede Korkut Destanı; ilyada, Odysseia gibi büyük bir destandır, insanlık destanıdır.
Şimdi bu destanın, biz Vatikan'da 6 tanesini buluyoruz,
Vatikan Kütüphanesi'nde, Dresden Kitaplığı'nda 6 tanesini buluyoruz.
Eğer yakılmasaydı Anadolu'da kitaplar, tekke kitaplıklarında...
Ve biz bundan belki de 5 tane, 6 tane daha Dede Korkut bulurduk, Dede Korkut bunun 4 misli, 5 misli olurdu.
Yani, kültürümüzü yaktılar bizim orada.
yalnızlık şiirini yazdığında sadece 17 yaşındayımış.. sadece on yedi. aşağıdaki dizeleri 17 yaşında yazabilmek için ne yaşamış olabilir ki diye düşünmeden edemiyorum.
"çın çın ötüyor yüreğimin kökünde bu dünyanın ıssızlığı,
tanrım kimseye vermesin böyle bir yalnızlığı".
benim aidiyet beslediğim türkçülük fikri konusunda kendisiyle belki zıtız lakin halkçılık yönüyle birebir aynıyız.
güçlüden, kalabalıktan yana değil; haklıdan, yalnız olandan yana olmak..
bu bambaşka bir karakter, bambaşka bir olgunluk gerektirir..
çünkü zordur güçten taraf olmamak, güce karşı olmak.
zordur ağalara, feodaliteye karşı durmak..
zordur yanlış bazı köklü yanlışları değiştirmeye çalışmak..
rüzgara kapılıp gitmek kolaydır da, ideal ister rüzgarlara karşı durmak..
kendisine saygım sonsuzdur.
osmaniye hemitelidir, hemşehrim sayılır.
bir röportajında şu samimi cümleleri kuruyor. ''Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni''
Yaşar Kemal'in teneke adlı romanından tiyatroya uyarlanan 1964 yılındaki teneke oyunundan bir kare. Engin Cezzar, Gülriz Sururi, Yaşar Kemal, Tuncel Kurtiz ve Ülkü Tamer seyirciyi selamlarken... https://galeri.uludagsozluk.com/r/2132104/+
" Sen sen ol, görünüşe aldanma. insanlar ikiyüzlüdür. "