özel sektörde çalışan babanın, akşam morali bozuk dönmesi. haberleri izlerken bir "işveren" haberi görmesi ve salonun ortasında volta atmaya başlaması.
"ulan ibneler bi tane de değiller ki, bölgesel götveren, distribütör götveren, genel götveren, zçacam artık doktorunuza da ilacınıza da, maymun muyuz lan biz?"
...
tıbbi mümessildir kendisi, kaderine isyan etmişti o gün. hala hatırlar, gözümden yaş gelene kadar gülerim.
düzeltme: "volta atarak dolanmak" fiili "volta atmak" olarak değiştirildi. mal mıyım neyim?
eski sevgilinin askere gitmeden önce üç sayfalık bi mektup yazması. yazması yarmıyor tabi. küçük kardeşim benden komposizyon ödevi için yardım istemişti, o kağıtları görünce de yaptım sanıp, adını soyadını yazıp öğretmenine vermiş. çokda imla yanlışı vardı mektupta.
25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı'ndan üç gün önce eşsiz bir kucak dansı performansı sergileyen bir anadolu takımı'nın * tüm camia olarak umutlarını ingiliz'lere bağlaması. rodrigo tello 'nun otuz metreden yolladığı füze sonrası united taraftarlarından çok bunların göt olup küçülmeleri ve hala da bu rezilliklerini sürdürmeleri.
üç kardeş evde oturuyoruz. sıkıntıdan ne yapalım diye düşünürken küçük kardeş bireyi birden kapıya doğru yönelir ve diafona basarak var gücüyle geğirir, ve sokakta inanılmaz bir yankı oluşur gaaaaaaarrrrkkk böeeeeeehhhh şeklinde. bu sırada biz iki kız kardeş aşağıdan geçen bir grup genç kara yağız delikanlılara ağzımızın suyu akarak bakarken kardeşimin bu yaptığı öküzlük sonucunda onların hep bir ağızdan oooohaaaaaaaaaaaaaa diye bağırması. *
halı saha maşında kaleciye çok sert şut atan arkadaşın, kalecinin topu eliyle tam kavrayamaması sonucu parmaklarına darbe alması ve kalecinin parmaklarını göstererek bu (baş parmak) değil, bu (serçe parmak) değil şu üçü demesi.
uyuya kalmış genç kız: muavin bey kıraç'a ne zaman gelicez?
muavin: kıraç'ı geçtik.
yanında oturduğumuz uyuya kalmış genç kız uyku sersemliğinden olsa bize sorar: "şaka yapıyor değil mi?.
o an: "he evet bu muavinler hep böyle şakacıdır zaten diyesim geldi ama, yoo geçtik kıraç'ı, siz inip karşı köprüden bi daha binin." dedim.
uyuya kalmış genç kız söylene söylene iner muavin arkasından, 15 dakika boyunca gülmemize sebep olan, bomba lafları söyler: "diyorum kıraç'a geldik; gülüyor, sırıtıyor, inmiyor!"
işe geç kaldığım için taksiye binmem. geldiğimde sabahın kör vakti taksiden inerken şöföre iyi akşamlar demem akabinde şöförün puhahahah diye gülme krizine girmesi. 15 saniye kadar mavi ekran vermem şöförün afedersiniz iyi günler demesi mosmor olarak taksiden inmem.
bir çocuğun 3 yıl boyunca aynı boxerı değiştirmeden giydiği olay buna örnek olarak verilebilir.
her maçtan önce soyunma odasında adamın aynı sarı boxerı giymesi ve hepte aynı yerde klorak lekesinin bulunması üstüne üstlük arkadaşın bende bundan 4 tane daha var demesi olayı daha şaşırtıcı boyuta getirmiştir.
çay için ketılda su ısıtmam icap etti.
ev sobalı olduğu için mutfak haliyle soğuk.
ketılın kapağını kapatmayı unutmuşum, fokur fokur kaynıyor su, ama termostatı atmıyor. çok buhar kaybediyor.
mutfağa gelip ketıl kaynamıştır bakayım dediğimde, mutfağı adeta yağmur bulutu kaplamıştı. abartmıyorum sanki dağın zirvesine çıkmışsın gibi bulut oldu.
Bir arkadaşımla motorla gitmekteyiz.Kırmızı ışıkta Dururuz.
(a=arnold) (ar=arkadaşı)
Karşıdan benım tanıdığım bır kız ve babası el ele tutuşmuş gelmektedır.(kız 17 yaşındadır.)
ar(tabi bılmıyor babası olduğunu)=takmış yanına 18 lik çıtırı gezıyor.(bide bağıra bağıra)
a=salakk o onun babası!
ar=hönkk!!!
a=kopmakk,yarılmakk,ölmekkk
trafik polisinin birkaç genci durdurmasıyla olabilecek olaylar. kenara çekmiş gençlere memur ''gençler alkol var mı?''
diye sorar. fakat gençlerden biri soruyu alkolünde etkisiyle yanlış yorumlayıp ''beş dakika önce durdursanız vardı ama hepsini içtik amirim'' cevabıyla polis dahil herkes yarılmıştır.
gece boyunca ertesi günkü 101 dersi için essay yazmak ve sunum hazırlamak, akabinde sabah 5 civarında yatmak. 8.40 dersi için saati 7.45 e kurmak. birden "work cited page" diye cırlayarak uyanmak. saatin 7.30 olduğunu fark etmek ve 15 dk daha yatmak.
nasıl bir bilinçaltıysa "work cited page" i yapmayı unuttuğumu uykumda hatırlatıyor. *
x:derste olan hoca.
y:sınıfa bodoslama giren kız.
z:fırlama arkadaş.
x:evet çocuklar bugün hammadde pazarlarını inceleyeceğiz.
sınıfın kapısı açılır ve 1.sınıftan bir kız kafasını kapıdan uzatır..
y:hocam bizim sınavımız varda 30 dakika sonra sınıf boş olucak mı ?
hoca sınıfa dönerek..
x:çocuklar siz boşalıyomusunuz?
fırlama arkadaş süper bi ses tonuyla..
z:evet hocam boşalıyoruz. *
22 yaşındaki şilili bayan bir haltercinin gittiği bir antremanda doğurması. işin ilginci haltercinin 6 aylık*hamile olduğundan haberinin olmaması. işin daha da ilginci hamile kadınların çocuk düşcek diye bir kova bile kaldırmayıp, bu kadının onlarca kilo ağırlığındaki halterleri kaldırması ve ona rağmen çocuğu doğurması. http://www.ntvmsnbc.com/id/25032648/
özetle, ilkokuldayız. sekizinci sınıf mı ne. futbol maçı yapıyoruz. seksi çalımlarımla defansı etkiliyor ve 3 kişinin arasından sıyrılıyorum. dördüncü adam yakın sayılabilecek arkadaşlarımdan. bana çelmenin allahını takıyor ve seksi vücudum yara bere oluyor. o hışımla kalkıp vuruyorum buna "öyle faul mü yapılır ulan it!" diye. o da bana vuruyor. derken hayatımın ilk kafasını atıyorum orada, bunun da ağzı kanamaya başlıyor. ağzına atmışım amına koyim nasıl becerdiysem. diğer hacılar beni olay mahallinden uzaklaştırırken, kudurmuş boğaya dönen arkadaşım ikinci çelmeyi karnıma atıyor, hayvan gibi bir tekme sallıyor.
savaş çıkmış sanki, di mi? halbuki adam çelme takınca sinirlendim, düşün sekizinci sınıfız, zilin çalmasına az kalmış ve maç 1-1 mi ne, öyle de eğlenceli tehlikeli stresli gergin oyun. ne yapayım, kart yok bi' şey yok, döverim tabi. her neyse.
birkaç dakika sonra kendimize geldik, "kusura bakma güzel kardeşim" diyerek böyle sarıldık öpüştük falan. o günden sonra kaval kemiğim çatladığında da, böğrüme tekme, kafama kafa yediğimde de rakibimi dövmeye kalkmadım. ne zaman futbol sahalarında rakibini yerden kaldıran bir hacı görsem duygulanır, ilkokul arkadaşımı hatırlarım. o sinir harbinde kardeşçe sarılabilmenin güzelliğini, kale yaptırmıyor diye küfrettiğim müdürün taşlı okul bahçesinde gördüydüm lan ben.
ama o kavga hep bir yaran olay oldu benim için. o anki tavrım falan, çok iyi hatırlıyorum, ne salak adamlarmışız lan.
ilkokuldayken çocuklar tenefüste buldukları herşeyle futbol oynayabilirler bilirsiniz. arkadaşlarla dolanırken önüme bir meyve suyu kutusu geldi. bende görünce üstüne basıp patlattım.
üstüme doğru koşan çocuk: top bendeydi. top bendeydi.
arkadaşlar: ?!!!!!?
arkadaşla beraber öğlen yemeğinden sonra onun çalıştığı firmaya gittik. öyle muhabbet ederiz, çay içeriz maksatlı. bir kız geldi, yakın zamanda evlenecekmiş. arkadaş personel sorumlusu olduğu için, kız çıkış evraklarını imzalayacakmış. sonrasında muhabbet şu şekilde gelişti;
arkadaşım: ne yaptınız ev işini?
evlenecek kız: şimdilik bazı eşyaları aldık, her şeyi almadık. yavaş yavaş alacağız.
ben: tabi yaa, acele etmeyin. yavaş yavaş düzüşürsünüz.
arkadaşım: muahahahahahah
odadaki diğer kişiler: hauhahahahahuahahuahu
ben: bebebebe yani ee şey... beraber düzersiniz eşyaları.
arkadaşım: eşyaları mı düzsünler? hahahahaha
evlenecek kız: (utanan smiley) neyse ben gideyim artık.
kız ortamdan gittikten sonra muhabbet devam etti tabi...
oysa ki ben beraber eşyaları düzerler demek istemiştim, nasıl düzüşürsünüz dedim anlamadım. sonra kendi iç sesim şöyle dedi: "ne karışıyorsun ulan, seni ne diye ilgilendiriyor? bırak isterse kocası, kızı buzdolabı ile aldatsın. gerçi aldatacaksa buzdolabıyla aldatsın. soğuk sonuçta, elinden bir şey gelmez...
günlerdir arkadaşlarda misafir kalınmaktadır ve arkadaşın abisi akşam için bu misafir kardeşten bir şeyler ayarlamasını istemiştir. fakat öğleden sonra olmasına rağmen hala sesi soluğu çıkmamıştır. misafir olan bendenizin şarjı ve kontörü, ev sahibi arkadaşın da kontörü yoktur.
misafir kişinin facebook'una girilir, listeden bir hatuna abisine mesaj atması için ricada bulunulur. kız numarayı ister tamam atayım der. mesaj basittir "abi beni ara" arkadaştan numara sorup, verilir. kız "tamam yolladım" dedikten sonra ev sahibi arkadaşın cep telefonuna mesaj gelir. "alla alla abim mesaj atmaz arar lan" diye telefonuna bakar, ama gelen mesaj "abi beni ara" dır. kahramanımız kıza abisinin yerine kendi numarasını vermiştir.
Yemekte ağzı dolu olan babamın; el hareketiyle şunu uzatır mısın demesi, benim anlamamam. babamın işaret diliyle senin kafanı kırarım köpek demesi benimde kelime kelime söylemem.
baba-(işaret ederek şunu uzatır mısın diyor)
nane- iki kelime birinciyi anlatıyorsun? **
b- (okan'ın şovunu izlemiş babanın işaret diliyle kelimeleri tek tek anlatması)
n- senin?
b- (başını işaret eder)
n- kafanı?
b- (iki eliyle kırmak eylemini anlatır)
n- kırarım köpek!
ben daha küçük bir çocukken mahallede top oynuyorduk. ben gaza gelip topa öyle bir abandım ki top füze gibi gitti. sonra o top sokakta yürümekte olan yaşlı bir teyzeye geldi. yanına gidip özür dilemek için koştum. teyze ise başını tutmuş sokağın ortasında sap gibi dikiliyordu. öldü mü lan yoksa? diye düşündüm bir an. sonra yanına vardım tam özür dileyecekken teyze atağa kalktı ve ''naha amuna godumun tohumları sekterin gidin evinizin önünde oynayın cavırın enikleri'' diye bağırdı. bu lafları duyar duymaz ters istikamete koşmaya başladım. buda böyle bir anım. *