özetle, ilkokuldayız. sekizinci sınıf mı ne. futbol maçı yapıyoruz. seksi çalımlarımla defansı etkiliyor ve 3 kişinin arasından sıyrılıyorum. dördüncü adam yakın sayılabilecek arkadaşlarımdan. bana çelmenin allahını takıyor ve seksi vücudum yara bere oluyor. o hışımla kalkıp vuruyorum buna "öyle faul mü yapılır ulan it!" diye. o da bana vuruyor. derken hayatımın ilk kafasını atıyorum orada, bunun da ağzı kanamaya başlıyor. ağzına atmışım amına koyim nasıl becerdiysem. diğer hacılar beni olay mahallinden uzaklaştırırken, kudurmuş boğaya dönen arkadaşım ikinci çelmeyi karnıma atıyor, hayvan gibi bir tekme sallıyor.
savaş çıkmış sanki, di mi? halbuki adam çelme takınca sinirlendim, düşün sekizinci sınıfız, zilin çalmasına az kalmış ve maç 1-1 mi ne, öyle de eğlenceli tehlikeli stresli gergin oyun. ne yapayım, kart yok bi' şey yok, döverim tabi. her neyse.
birkaç dakika sonra kendimize geldik, "kusura bakma güzel kardeşim" diyerek böyle sarıldık öpüştük falan. o günden sonra kaval kemiğim çatladığında da, böğrüme tekme, kafama kafa yediğimde de rakibimi dövmeye kalkmadım. ne zaman futbol sahalarında rakibini yerden kaldıran bir hacı görsem duygulanır, ilkokul arkadaşımı hatırlarım. o sinir harbinde kardeşçe sarılabilmenin güzelliğini, kale yaptırmıyor diye küfrettiğim müdürün taşlı okul bahçesinde gördüydüm lan ben.
ama o kavga hep bir yaran olay oldu benim için. o anki tavrım falan, çok iyi hatırlıyorum, ne salak adamlarmışız lan.